Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Beyaz Saray’a giden yol yapılan bağışlardan geçiyor

Beyaz Saray’a giden yol yapılan bağışlardan geçiyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde başkanlık yarışına katılan Demokrat ve Cumhuriyetçi aday adayları, seçimlere daha bir yıl olmasına rağmen, siyasi bağışlar için rekabete çoktan başladı.
ABD Federal Seçim Komisyonu’nun (FEC) verilerine göre, Ekim ayı ortasına kadar en çok bağışı, yaklaşık 128 milyon dolarla Cumhuriyetçi aday adayı Jeb Bush topladı. Bush’u, Demokrat partinin önde gelen aday adayı Hillary Clinton 97 milyon 800 bin dolar destekle izlerken, en fazla maddi yardım alan üçüncü ve dördüncü aday adaylarını 67 milyon 200 bin dolarla Cumhuriyetçi Ted Cruz ve 41 milyon 500 bin dolarla Demokrat Barnie Sanders oluşturdu. Cumhuriyetçi adaylardan Ben Carson ise 38 milyon 254 bin dolarla beşinci sırada yer aldı. Anketlerde öne çıkan Cumhuriyetçi Donald Trump ise kampanyasını kendi imkanlarıyla finans edebileceği için çıkar gruplarından bağış kabul etmiyor.
Bu rakamlar şimdilik önceki seçimlerdekilere göre az gibi görünse de bağışların, Ocak ayındaki parti kurultaylarında başkan adaylarının kesinleşmesinin ardından hızla artması bekleniyor.

Başkanlık seçimlerinde paranın önlenemez gücü

1970’lerden bu yana yapılan başkanlık seçimlerinin hepsinde, daha fazla maddi destek alan aday yarışı zaferle tamamlayarak, Beyaz Saray’a yerleşti.
Son seçimlerden geriye doğru gidildiğinde, ABD Başkanı Barack Obama, 2012 yılındaki seçimlerde 1 milyar 72 milyon 600 bin dolara yakın bağış toplarken, rakibi Cumhuriyetçi Mitt Romney 992 milyon 500 bin dolarda kaldı. Obama’ya 2008 seçim döneminde 746 milyon dolar civarı kampanya yardımı gelirken, Cumhuriyetçi aday John McCain’in kampanyasına yaklaşık 350 milyon 100 bin dolar bağışlandı. Barack Obama Obama, bu seçimlerden zaferle çıkarak ABD’nin ilk siyahi başkanı olarak tarihe geçmişti.
Her seçimde katlanarak yükselen maliyetler, “adaylar bu kadar yüksek meblağlara ulaşan bağışları nasıl ve nereden topluyor” sorusunu da akıllara getiriyor.
FEC’in adaylara, bireysel bağışlar için koyduğu üst sınır, her seçim dönemi için 2 bin 700 dolar. Ancak seçmenler, PAC’ler (Political Action Commission) yoluyla kişi başına 5 bin dolara kadar katkı sağlayabiliyor.
Ticari kuruluşlar ve sendikalar ise, adaylara doğrudan bağışta bulunamasa da PAC’ler vasıtasıyla destek verebiliyor. Ancak burada dikkat çeken, kuruluş ve sendikaların PAC üzerinden bağışlarına herhangi bir sınır getirilmemesi.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2010 yılında 4’e karşı 5 oyla aldığı kritik kararıyla mümkün hale gelen bu sınırsız bağış imkanı da ülkenin yönetim şeklini demokrasiden, yönetimin zenginlerin elinde bulunduğu plütokrasiye dönüştürdüğü eleştirilerine neden oluyor.

Bağışlar neden bu kadar önemli?

Amerikan seçimlerinde kampanya maliyetlerinin ve bağışların öneminin giderek artması, dünyanın en pahalı koltuğuna oturmak için sadece iyi bir politikacı olmanın yeterli olmadığı ortaya koyuyor.
ABD’de adayların, milyonlarca dolar tutan reklamlarda yer alabilmek, dünyanın en büyük ülkelerinden birinde mitingler düzenlemek, sosyal medyayı etkin kullanabilmek, seçim büroları ve kampanya ekipleri oluşturabilmek için milyonlarca dolara ihtiyacı bulunuyor.
Dolayısıyla seçim kampanyasını iyi finanse eden aday, daha çok reklam ve mitingle daha fazla seçmene ulaşarak oylarını artırabiliyor.

Etiketler