Son Dakika

Hava savunma sistemi S-400’ler siyasi şov değil; Türkiye için beka meselesidir

Türkiye ile Rusya arasındaki S-400 ilişkisi, sadece ‘silah alıp verme meselesi’ değildir. S-400’ler, ülkemizin de içinde bulunduğu ateş hattındaki sınırlarını mevcut haliyle korumak için bir garantördür.
Hava savunma sistemi S-400’ler siyasi şov değil; Türkiye için beka meselesidir

Analiz: Dr. Eray Güçlüer

Uzun bir süredir tartışılan ve emperyalistleri hop oturup hop kaldıran Türkiye’nin Rusya’dan almak istediği S-400 meselesi, sadece bir “silah alıp verme” meselesi değildir. Hem Doğu Akdeniz’deki hem de güneyimizdeki, yani Suriye ve Irak’ın da ötesindeki, bütün bu alanları kapsayacak şekilde uzağında bulunan tehditlere karşı S-400’ler, “stratejik denge” sağlayacaktır. Diğer bir yönü ile de aslında ABD’nin bu kadar çok tepki göstermesinin ardındaki temel sebep, ‘hiçbir zaman havadan kontrol edemeyeceği ülkeyi’ yanında müttefik olarak tutmak istememesidir. O yüzdendir ki; Türkiye’yi “NATO’nun en zayıf halkası” diye tanımlamakta ve ‘hava sahasını kontrol edemediği’ için de NATO’da tutmak istememekte…

KAYNAKLARIMIZ İŞTÂHLANDIRIYOR

S-400’ler birkaç yönden çok önemlidir, ‘stratejik’ öneme haizdir. Sırasıyla bunları açıklayacak olursak; 2018 yılı Ağustos ayını hatırlayalım. ‘Kovandaki arıdan fazla’ savaş gemileri ve uçak Doğu Akdeniz’e konuşlandırılmıştı. Bu gemiler ve uçaklar, kültürel gezi için gelmemiştiler. Türkiye’ye yönelik “konvansiyonel baskı” kurmak için oradaydılar. Türkiye’ye yönelik bir konvansiyonel baskı neticesinde; bölgedeki enerji kaynaklarından, yani kıta sahanlığımız içerisindeki enerji kaynaklarından uluslar arası hukuka aykırı olarak yararlanmak istiyorlar, bizim de herhangi bir hak iddia etmemizi istemiyorlardı. Bu sayede de bize baskı kurarak; Doğu Akdeniz’deki enerji ekopolitiğindeki denklemden Türkiye’yi çıkarmaya çalışıyorlar.

SAVUNMA İÇİN ‘ORDU’ YETMEZ

S-400’un “400” rakamı, vuruş menzilini ifade ediyor. Türkiye’nin kıta sahanlığının “200” deniz mili, yani yaklaşık 370 kilometreye tekabûl ettiğini bilirsek; koparılan fırtına açıkça anlaşılabilir. Yani kendi kıta sahanlığımızı kontrol edebilmemiz için minimum 400 kilometre menzilli bir füzeye ihtiyacımız vardı. Bu alanda özellikle Türkiye’ye karşı yapılabilecek düşmanca ‘askeri saldırıları’ önleyecek, caydıracak bir gücümüzün olması gerekiyordu. Doğu Akdeniz’deki gibi böylesine büyük bir donanma ve savaş uçaklarının olduğu ortamda Türkiye, ‘tek başına’ hava kuvvetleri ve deniz kuvvetleri ile kendisini savunamazdı.

SAVAŞ UÇAKLARI “YETERSİZ” KALIR

Zaten bugüne kadar maalesef Türkiye’de orta ve yüksek irtifa hava savunma füze sistemi de kurulamamıştır. Tarihte hiçbir zaman Türkiye’nin hava savunmasında, orta ve yüksek irtifa bölge savunma sistemi olmamıştır. Ülkemizin ‘hava savunma’ ihtiyacı, savaş uçakları eliyle karşılanmaktadır; ancak doğal olarak birtakım boşluklar ve hassasiyetler oluşmaktadır. Ayrıca bu hâliyle ‘pahalı’ da yöntemdir. Tabii; yalnızca S-400 sistemi de düşünmemek lazım. S-400’ün yanında Türkiye’nin ürettiği Bora, Hisar ve Siper füzeleri de yine orta ve yüksek irtifa füze sistemleri olup devreye girdiklerinde, Türkiye “hava sahasını sadece kendisinin kontrol edebildiği, başkalarının müdahale edemeyeceği” bir pozisyona getirecektir.

GÖBEĞİMİZİ ‘BİZ’ KESERİZ

Patriotlar’ı istedikleri zaman alıyor, çekiyorlar, Türkiye’yi sürekli kendilerine muhtaç ve kırılgan, özellikle havadan dış tehditlere açık bırakıyorlar. NATO da maalesef, Türkiye’yi “Seni koruyorum” adı altında bugüne kadar aslında hep oyaladı, menfaatimize hiçbir şey yapmadı. Yani S-400’lerin alımı, aslında ‘ta yıllar önce’ halledilmesi gereken bir meseleyken; maalesef başta NATO ve ABD ile olan ilişkiler nedeniyle bugüne kadar aksadı, yaptırılmadı. İlk defa millî ve yerli teknoloji sayesinde, kendi kendimize yetecek kapasiteye kavuşacağız.

SINIRLARIMIZI REVİZE GAYESİ

Türkiye için güney tehditleri ve doğal kaynaklar konusu hayati önem arz ediyor. Güney’de hem ABD hem de daha derinde “İsrailvar. Neticede İran’a yönelik bir operasyon öncesi Obur bir iştah ile emperyalistler doyurulamazken; Körfez dizayn ediliyor, sınırlar değiştirilmek isteniyor. Biliyorsunuz Irak, Suriye alanında kan ve gözyaşı dinmiyor. 2010’daki “Arap yangını” ile, maalesef ‘Arap Baharı’ diyorlar; ama Arap yangını ile Ortadoğu’nun pek çok ülkesinde de çatışma, gerilimler, iç kargaşa had safhada bulunuyor. Bunlar hep aynı dizayn için sınırları “kendi menfaatlerine” göre değiştirmek için yapıyorlar. Yani önümüzdeki 20 yıl içinde Ortadoğu’daki devletin sınırları güncellenecek. Türkiye’nin de sınırlarının değiştirilmesi arzu ediliyor. Tam da bu yüzden S-400’ler vazgeçilmezdir.

“S-400” HAYATİDİR

15 Temmuz’da millet, emperyalizme gereken dersi verdiği için bizim açımızdan risk hâlâ varsa da diğer ülkelere göre; çok daha güçlü olduğumuzu anlaşılmıştır. Devlet yapımızın, binlerce yıllık kadim medeniyetimizin enerjisi ile Ortadoğu Bölgesi’nde “yerleşik ve güçlü bir kale” olduğumuz biliniyor, yeniden teyit edildi. Özellikle sınır dizayn hareketi, İran’a yönelik operasyonel süreçlere dönüşmeye, hudutlarla oynanmaya başlandığı andan itibaren, Türkiye’ye yönelik özellikle havadan gelebilecek tehditlere karşı, “hava savunma sistemi” kurulamazsa, ‘hassas’ ve ‘kırılgan’ şekilde kalınacaktır. Bu nedenledir ki; olası operasyonlar ve önümüzdeki 15 - 20 yıl içerisindeki gelişmeler dikkate alındığında, yani ‘konvansiyonel’ anlamda bölgedeki bütün ülkelerden Türkiye’ye yönelik yeni bir füze tehdidi her zaman mümkünken; S-400’leri bir an önce kurmak hayatidir. Kimsenin denetimi altında olmadan, kendi irademizle işlettiğimiz, yönettiğimiz hava savunma sistemine acilen ihtiyacımız var.

RUSYA’NIN DENGESİYİZ

Bir diğer yönüyle de, yukarıda da belirttiğimiz gibi İran’a yönelik bir operasyon öncesi Körfez dizayn edilirken; nihai hedef de aslında Çin’dir. Söz konusu dizayn planına bakınca, İran ile Çin arasında “Rusya” bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla Rusya da Türkiye gibi yine ‘çok yönlü’ tehditler altındadır. Bu nedenle Rusya’yla Türkiye’nin çıkarları daha fazla örtüşmektedir. Bu yüzden Türkiye’yle İran arasındaki çıkarlar da örtüşmeye evrilmektedir. Ancak Ortadoğu’daki ilişkileri anlayabilmek için Rusya-İsrail ilişkilerini de bilmek gerekir. Sovyetler dağıldıktan sonra İsrail’in Rusya’yı “ekonomik” anlamda kontrol etmeye çalışması yüzünden, hâlâ devam eden, çok da açığa çıkmayan çekişme ve mücadele sürüyor. Aslında Rusya, Türkiye’ye S-400’leri vererek, kendisine İsrail’le bir ‘denge’ sağlamaya çalışmaktadır.

TERÖR ÇÖZÜLÜR “ABD” ZAYIFLAR!

Önümüzdeki süreçte Ortadoğu’daki gerilim ve gelişmelere karşı, Türkiye ile Rusya’nın “ortak” hareket edebilmesinin önü, bu argümanlar ile açılmış durumdadır. Yani; Türkiye ve Rusya arasında birlikte hareket etme imkânı vardır. Bu nedenle S-400’lerin Türkiye geldikten sonra özellikle Suriye’de “daha çok” çözüme yönelik, terörün ve terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasına dair “daha ciddi” adımların atılmasının beklenmesi kuvvetle muhtemeldir. Son olarak dikkatinizi çekmek istediğim konu şu; PKKPYD varlığına karşı Türkiye’nin olası operasyonunu S-400’ler desteğinde yürütmesi, ABD’yi kaygılandırıyor. Yani Fırat’ın doğusuna ve Suriye’deki diğer operasyonların, özellikle hava desteğini “S-400” koruması altında sağlayabilmesi, ABD’nin Türkiye’ye yönelik konvansiyonel ya da siyasi, askeri, ekonomik yaptırımlarda bulunabilme gücünü zayıflamaktadır. Dolayısıyla Türkiye, sahadaki gücüne bağlı olarak masada “daha güçlü” hâle gelmektedir.

YATIRIMLARI “ZAYİ” OLUR

Türkiye’nin bölgede S-400’ler ile bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hava sahanlığını kontrol ettiği ortamda; çok yönlü stratejik kapasitelerimiz nedeniyle, eğer ABD, Suriye’deki terör örgütleri PKK ve PYD’ye ‘hava desteği’ sağlayamazsa; bunların varlığı ortadan kalkar. Yani; Türkiye’nin S-400 hava sistemleri ve füze sistemleri, yine kendi geliştirdiği orta ve yüksek irtifa füze sistemleri ile aslında bölgesindeki terör örgütlerinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak “çok önemli” bir etki de oluşturabileceğini söylememiz mümkün. İşte bu yüzden ABD, çok güçlü ekonomik, politik ve askeri baskı uygulamaya çalışıyor. Çünkü öte yandan; milyarlarca dolar harcadığı, beslediği ve büyüttüğü PKK / PYD ve henüz çıkarılmayı bekleyen Doğu Akdeniz’de trilyonlarca metreküp doğalgaz ve milyarlarca varil petrol var.

‘S-400’ sistemi geleceğimizdir

Ülkemizin bekasına en büyük tehdit PKK/ PYD’nin ortadan kalkması ve yıllık 70 milyar dolar vererek dışarıdan enerji ithâl etmesini ortadan kalkmasıyla kazanacağı ekonomik gelir ve ekonomik güç, Türkiye’yi Ortadoğu’da çok, çok daha güçlü bir konuma getirecektir. Dolayısıyla ABD için şimdi bile kontrol edilemeyen Türkiye, çok daha dizayn edilemeyen, millî politikalarını kararlılıkla, rahatlıkla ve güçlü şekilde uygulayabilen konuma geçecektir. Ki buradan bakıldığında da S-400’lere karşı çıkmak emperyalizm çıkarınadır. Dolayısıyla şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; “S-400 krizi” arkasında ABD’nin Türkiye’yi geleceğe dönük olarak durdurabilme, zayıflatabilme ve güçsüz bırakabilme çabasından başka şey değildir.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.