Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Kosova’daki siyasi kriz süreci

Kosova'daki siyasi kriz süreci

Kosova Arnavutlarının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi ilk olarak 1999 yılında Sırp işgalinden kurtuluşu, sonrasında da 17 Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan etmesi olmak üzere iki aşamadan geçti.

Bu tarihten sonra Sırbistan’ın, Kosova’nın bağımsız bir ülke olarak tanınmasının engellenmesine yönelik faaliyetleri başladı. Bu çerçevede Sırbistan, anayasaya eklenen madde doğrultusunda Kosova’nın Sırbistan’a bağlı egemen bir bölge olarak gösterilmesi yönünde çaba harcadı. Leposaviç ve Yerince sınır kapılarını yıkarak bağımsızlığın tanınması sürecini tıkamaya çalıştı.

Sırbistan, bu bağlamda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan, Uluslararası Adalet Divanı’nın Kosova’nın bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka göre adil ve yasal dayanağı olup olmadığının oylanmasını ve karara bağlanmasını talep etti. Sırbistan’ın bu talebi BM tarafından kabul edildi ve Kosova’nın bağımsızlığı Uluslararası Adalet Divanı tarafından incelendi. Kurum, incelemelerini tamamladıktan sonra, “Kosova bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olmadığı” kararını verdi.

Kosova-Sırbistan diyalog sürecinin başlangıcı

Uluslararası Adalet Divanı’ndaki siyasi yenilginin ardından, Sırbistan aldığı yeni bir kararla farklı bir süreç başlattı. BM Genel Kurulu’ndan, 2006’da Sırplar ve Kosovalı Arnavutlar arasında Kosova’nın nihai statatüsünün belirlenmesi amacıyla yürütülen müzakerelere BM özel temsilcisi sıfatıyla katılan eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari’nin raporu ve Kosova’nın bağımsızlığıyla sonuçlanan sürecin ardından yeni bir diyalog girişiminin başlatılması talebinde bulundu. Bu talebin ardından artık BM üyesi birçok ülke tarafından tanınan Kosova ile Sırbistan arasında Brüksel’de Avrupa Birliği tarafından kolaylaştırılan diyalog süreci başladı.

Diyalog görüşmeleri, 2011 yılının mart ayında, AB temsilcisi Robert Cooper başkanlığında, Kosova Başbakan Yardımcısı Edita Tahiri ile Sırbistan eski Dışişleri Bakanı Vuk Yeremiç ve eski Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü Borislav Stefanoviç arasında başladı. Görüşmelerin ilk aşamalarında , Kosova kadastro kayıtları hakkında konuşuldu. Teknik diyalog süreci, Kosova ile Sırbistan arasındaki insan ve malların serbest dolaşımı, araç plakaları ve Entegre Sınır Yönetimi (IBM) konularını içerecek şekilde genişledi. Müzakerelerde, üniversite diplomalarının karşılıklı tanınması, gümrük mühürleri, bölgesel temsil ve işbirliği konuları da ele alındı.

Siyasi Diyalog

Teknik görüşmelerin ardından, dönemin Kosova Başbakanı Haşim Thaçi ve Sırbistan Başbakanı Ivitsa Daçiç arasında siyasi diyalog başlatıldı. Her iki taraf da bu siyasi diyalog sürecini kendi lehine kullanmaya çalıştı. Sırbistan eski Başbakanı Dacic, Kosova’nın bağımsızlık bildirgesini yayınlayan Ahtisaari’nin öneriler paketine dayalı olarak, Kosova’da yaşayan Sırplar için sunulanın en fazlasını almaya çalıştı.Diğer yandan Thaçi, bu sözleşmeye dayalı olarak, ülkenin kuzey kesimini de içerecek şekilde Kosova’nın devlet egemenliğini genişletmek için çaba sarfetti.

Ancak bu siyasi diyalog süreci, Thaçi ve Duçiç’in ‘isteksiz’ olarak nitelendirilebilecek müzakereleri ile devam etti ve iki ülke, AB ve uluslararası toplum tarafından, Avrupa entegrasyonu süreci bağlamında aralarındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için şartlandırıldı. Müzakere sürecinde fark edilen şey, varılan anlaşmaların içeriği hakkında tam bir şeffaflığın olmaması ve her iki tarafa da varılan anlaşmaların sonuçlarını yorumlama özgürlüğünün tanınmamasıydı.

Bu durum, her iki parlamentoda anlaşmanın içeriğinin okunduğu ve oylandığı esnada en iyi şekilde görüldü. Belgrad ve Priştine anlaşmayı farklı yorumladı. Her iki taraf da diyalog süresince kendisinin karşı tarafı ‘alt ettiğini’ ve karşı taraftan ‘daha fazla kazandığını’ iddia etti.

“Tarihi anlaşma” 2013’te imzalandı

19 Nisan 2013 tarihinde, Brüksel’de, Kosova eski Başbakanı Thaçi ve Sırp mevkidaşı İvitsa Dacic, AB ve uluslararası toplum tarafından ‘tarihi’ olarak nitelendirilen İki Ülke Arasında İlişkilerin Normalleştirilmesi Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşma, taraflar arasında tartışılacak, imzalanacak ve belirli zaman aşamalarında uygulanacak, Kosova’da yerel seçimler, yeni belediye makamlarının açılışı ve çalışması, güvenlik, adalet, af kanunu, gümrük gelirlerinin toplanması ve Entegre Sınır Yönetimi’nin de aralarında bulunduğu 17 maddeyi içeriyordu. Ancak süreç beklendiği gibi gitmedi. En büyük sorun, anlaşmanın uygulanmaması veya çok yavaş uygulanmasıydı, bu konuda da taraflar birbirlerini suçladı. 

Brüksel’de Kosova-Sırbistan Anlaşması

Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Frederica Mogherini başkanlığında Kosova ve Sırbistan Başbakanları 25 Ağustos 2015’te Brüksel’de 4 anlaşma içeren yeni bir paketi imzaladılar. Üzerinde mutabık kalınan metin, enerji, telekomünikasyon, Sırp Belediyeler Birliği’nin kurulması ve İbrit köprüsünde serbest dolaşım konularında 4 anlaşmadan oluşuyordu. Bu anlaşmaların en dikkat çekeni ise daha sonra siyasi gerilimlere yol açan Kosova’da Sırp Çoğunluklu Belediyeler Birliği’nin oluşturulmasıydı. 

Kosova’daki Sırp Çoğunluklu Belediyeler Birliği

Kosova Hükümeti, Kosova’daki Sırp Çoğunluklu Belediyeler Birliğinin Oluşturulması için Temel İlkeler Anlaşması’yla ilgili açıklamasında birliğin yürütme yetkilerinin olmasını reddettiğini, anlaşmanın Kosova Cumhuriyeti Anayasasına ve ülkenin kanunlarına uygun olduğunu bildirdi. Kosova Hükümeti tarafından yayınlanan anlaşma metninde ise şu ifadeler yer aldı: “Birlik, Kosova Cumhuriyeti Anayasasına uygun olarak Sırp çoğunluklu belediyelerden oluşan bir yapı olacaktır ve yerel işlerin idaresinde belediyelere yardımcı olacaktır. Birlik, üye belediyeler hakkında karar alamayacaktır, çünkü Kosova kanunlarına göre belediyeler, yerel işlerde münhasır yetkiye sahiptir ve bu yetkiler birliğe aktarılamaz.

Sırbistan, bu birliğin Kosova Cumhuriyeti Anayasası’na ve yürürlükteki kanunlara uygun olarak oluşturulmasını kabul etmiştir. Birlik, Kosova’nın bütçe ayırdığı örgütü olmayacaktır, mevcut Kosova belediye birlikleri gibi o da iç ve dış finansmanlardan yararlanabilecektir. Birlik, Kosova Cumhuriyeti denetim ve ihale kanunlarına tabi olacaktır ve Birliğin her türlü finansmanı ve harcaması Kosova Cumhuriyeti’nde yürürlükte olan mevzuat hükümleri dahilinde olacaktır.

Birlik, resmi verilere göre yüzde 15’i Arnavut ve diğer milletlerden insanların yaşadığı ve temsil edildiği Sırp çoğunluklu belediyeler birliği olduğu için tek-etnikli yapıya sahip değildir. Belediyelerin bu çok-etnikli karakterleri birliğin yapısına yansıyacaktır, aynısı Kosova mevzuatına uygun ve multi-etnik karakterini yansıtmak zorunda olduğu sembolleri için de geçerlidir. İlke belgesine göre, Birlik, Kosova Cumhuriyeti’nin anayasal ve yasal sistemine Sırpların tam entegrasyonuna katkıda bulunacaktır ve bu durumda Sırbistan’ın Kosova’daki tüm yerel paralel yapılanmaları sona erecektir.”

Kosova muhalefetinden sert tepki

Sırp Belediyeler Birliği’nin kurulmasının ardından, Kosova hükümeti, “Bu anlaşma ile Kosova Cumhuriyeti, AB, NATO, BM ve diğer ilgili kuruluşların Kosova devletinin entegrasyonu için verdikleri desteğe katkıda bulunmuş, kendi devlet egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası konumunu güçlendirmiştir” açıklamasını yaptı.

Kosova Hükümetine göre bu anlaşmalar sayesinde, ülkenin kuzeyindeki paralel yapılanmalar yok edilecek, Sırp vatandaşların Kosova devlet sistemine entegrasyonu alanında Sırbistan’ın çıkardığı engeller ortadan, aynı şekilde Sırbistan’ın Kosova’ya müdahaleleri sona erecekti. Bu çerçevede anlaşma, siyasi, ekonomik, güvenlik ve Kosova vatandaşlarının hayatının iyileştirilmesi bakımından yararlı olarak kabul edildi.

Ancak Kosova hükümetinin anlaşmayla ilgili bu görüş ve yorumlarına üç muhalefet partisi, ‘Kendin Karar Al’, ‘Kosova’nın Geleceği İçin İttifak’ ve ‘Girişim’ karşı çıktı. Muhalefet, ‘Zajednica’ olarak adlandırılan Sırp Çoğunluklu Belediyeler Birliği’nin kurulması ile”resmileştiğini, ayrıca Kosova’daki tüm devlet kurumlarının işlevsizleştirilmesinin yolunun açıldığını öne sürdü.

Gaz bombalı eylemler

Kosova muhalefeti, “Kosova-Sırbistan Arasında İlişkilerin Normalleştirilmesi Anlaşması’nın” aslında, ‘Kosova’nın içinde Sırbistan’ın normalleştirilmesi’ anlamına geldiğini iddia ederek, bu anlaşma ile etnik anlamda Kosova’nın bölgelere ve kurumlara ayrılmasına yol açılacağını, Kosova’da özerk Sırp etnisitesinin resmileştirilmesi için yasal dayanağın oluşturulduğunu savundu. İki ülke arasındaki imzalanan bu anlaşma sonrası birleşen Kosova muhalefeti, birçok kez göz yaşartıcı gaz kullanarak meclis oturumlarını engellemeye çalıştı ve Başbakanın, anlaşmadan imzasını geri çekmesi çağrısında bulundu.

Sırp Belediyeler Birliği Kosova’nın “Truva Atı”

Kosova‘daki siyasi gerilim ve sözkonusu anlaşma hakkında AA’ya değerlendirmelerde bulunan uzmanlar ve siyasetçiler, farklı görüşler dile getirdi. Siyasi analist Belul Beqaj, Sırp hükümetinin, Sırp Belediyeler Birliğinin kurulmasıyla uzun vadede Kosova hükümetinde pay sahip olmayı amaçladığını ifade etti. Beqaj, Kosova’nın bağımsızlığını hiçbir biçimde kabul etmeyen Sırpların ve Sırp hükümetinin, böylece yeni bir mekanizma kurarak Kosova’nın içine “Truva Atı” yerleştirdiğini, ülkeyi güçlendirmek ve bağımsızlığını kabul etmek yerine Kosova’nın ilerlemesini engellemeye çalışacağını savundu.

Beqaj, Sırbistan’ın, devletin güçlendirilmesi yerine sadece Sırpların konumunun tahkim edilmesine odaklanacağını, ihtiyaç duyduğunda Kosova Sırplarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanacağını ve bunun da Kosova’ya maliyetinin ağır olacağını kaydetti. Krizin, geçici bir hükümet kurulmasıyla aşılabileceğini belirten Beqaj, bu hükümetin, imzalanan anlaşmalardan doğan uluslararası yükümlülüklerin, gerekli düzenlemelerin yapılmasından sonra yerine getirilmesi, Özel Uluslararası Mahkeme’ye işlerlik kazandırmak şeklinde başlıca iki misyonu olması gerektiğini söyledi.

Kosova’da yeni seçim ihtimali

Kosova Yerel Yönetimler Bakan Yardımcısı ve Başbakanın topluluklar konusundaki danışmanı Bayram Gecay ise mevcut durumda Kosova’da siyasi kriz olmadığını ifade ederek, iktidardaki koalisyonun Meclis’te 3’te 2’lik bir oranla temsil edildiğine dikkati çekti. Muhalefetin asıl amacının hükümeti düşürmek olduğunu söyleyen Gecay, Belediyeler Birliği Anlaşması’nın sadece bir gerekçe olarak kullanıldığını belirtti.

Gecay, Başbakan’ın Belediyeler Birliği Anlaşması’ndan imzasını geri çekmesi durumunda kanuna karşı gelmiş olacağını ifade ederek bu anlaşmanın 2013 yılında onaylandığını, iptali için demokratik bir şekilde meclise başvurulması gerektiğini vurguladı. Gecay, erken seçimin ise siyasi süreci tıkayarak ülkeyi iflasa sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

Kosova’da yeni bir seçimin siyasi krize çözüm olacağını savunan uzman Halil Matoşi ise güvenilir seçimlerle işbaşına gelmiş olmasına karşın hükümetin meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğunu savundu. Mevcut koalisyon hükümetinin doğal olmadığını ve bazı uluslararası girişimleri tamamlamak adına kurulduğunu öne süren Matoşi, olası bir seçimin ülke adına yeni bir seçenek oluşturacağını ifade etti.

Uluslararası toplumun müdahalesi

Diğer yandan Sosyolog ve siyaset uzmanı Artan Muhaciri ise mevcut koşullarda erken seçim ihtimalinin çok zayıf olduğunu savundu. Muhaciri, seçim kararının yerli siyasetçiler tarafından alındığını ancak uluslararası toplumun da bu süreçte etkili olduğunu ifade ederek, ülkedeki siyasi gelişmelerin, uluslararası ilişkilerin de hesaba katılarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kosova Meclisinin Sırp Listesi başkanı ve aynı zamanda parlamento grup başkanı olan Slavko Simiç de erken seçime karşı olduğunu kaydetti. Hükümet ortaklarından Simiç, ülkedeki siyasi durumun karmaşık olduğunu ancak bunun çözümü için seçimlere gerek olmadığınısavundu.

 

 

Etiketler
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!