Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Riyad-Tahran gerginliği İran’a yaptırım olarak geri dönebilir

Riyad-Tahran gerginliği İran’a yaptırım olarak geri dönebilir

Riyad-Tahran gerginliğinin başta ABD olmak üzere Batı dünyasının, nükleer anlaşma çerçevesinde İran’a yaptırımların kaldırılması yönündeki kararını olumsuz yönde etkileyerek, durumu yeniden gözden geçirmeye itebileceği belirtildi.
Washington’da bulunan düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün Katar Merkezi Enerji Uzmanı Robin Mills, yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’daki İran kökenli Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr’in 2 Ocak’ta idam edilmesinin ardından başlayan gerginliği değerlendirdi.

Yaşanan krizin büyümesi halinde altyapı yatırımlarıyla enerji transferlerini de etkileyebileceğini ifade eden Mills, “Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ndeki (OPEC) beraber çalışmanın dışında, iki ülke arasında bir enerji işbirliği zaten beklenmiyor ama küçük de olsa OPEC’in petrol üretimini azaltması anlamında bir işbirliği şansı vardı. Bu küçük şans yaşanan krizle beraber tamamen ortadan kalktı. Ayrıca, ABD ile İran arasında Tahran’a uygulanan yaptırımların kaldırılması ve nükleer konusunda bir anlaşmaya varılmıştı. Batı dünyası ve ABD’nin yaptırımların kaldırılması kararı, Riyad ile Tahran arasında yaşananlardan sonra olumsuz etkilenecektir” diye konuştu.

Avrupa Politika Merkezi (EPC) Enerji Uzmanı Marco Giuli de Tahran’ın petrol piyasasına dönüş yapmadan önce Riyad’ın pazar payını korumak isteyeceğini ve İran’a yatırım planlayan şirketleri, bu kararlarını ertelemek konusunda ikna edebileceğini savundu.
Suudi Arabistan’ın İran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına ve ABD-İran ilişkilerinin rahatlamasına karşı çıktığını ileri süren Giuli, “Riyad, Batı ve ABD’yi İran politikalarını bir kez daha gözden geçirmeye ikna etmek için Tahran’ı daha agresif bir politikaya zorlayabilir. Bir yandan Washington İran’a kolaylık sağlamaya yakın görünse de Arabistan’ın bu konudaki tavrı ortadayken, batı dünyasının da tarafını belli etmesi için baskı devam edecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Giuli, İran’ın doğalgaz ihracatından çok petrol piyasasına hızlı dönüş yapmaya öncelik verdiğini, “krizin Tahran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına engel olacak” kadar büyümesi durumunda, belirsiz siyasi ortamın yabancı yatırımcıların bölgeye yönelme cesaretinin kırılabileceğini söyledi.
“İran’a uygulanan ambargoların kaldırılması” Tahran ile 5+1 grubu arasında 12 yıldan bu yana süren nükleer müzakerelerin ana konularından biriydi. İran ile Birleşmiş Milletler’in (BM) beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın oluşturduğu 5+1 ülkeleri arasında yürütülen müzakerelerde 14 Temmuz 2015’de anlaşma sağlandığı açıklanmıştı.

İran ile P5+1 ülkeleri arasında varılan kapsamlı anlaşma, Tahran’ın nükleer programına ciddi sınırlamalar getirirken, İran’a yönelik tüm yaptırımların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından yürütülecek doğrulama işlemine paralel kaldırılmasını içeriyordu.

ABD basınında geçen ay yer alan haberlerde ise Obama yönetiminin, İran’ın balistik füze programına katkı sağladıkları gerekçesiyle İran, Hong Kong ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bir düzine şirket ve kişiye yaptırım uygulamaya hazırlandığı öne sürülmüştü. ABD Hazine Bakanlığı’nın uygulamaya hazırlandığı öne sürülen yaptırımlar, Temmuz ayında İran ile P5+1 ülkeleri arasında varılan nükleer anlaşmanın ardından gündeme gelen “ilk yaptırımlar” olarak dikkati çekmişti.

Etiketler