Son Dakika

Zihinsel mi, fiziksel mi? İşgali idrak etmek! -2 Ve Mescid-i Aksa

Siyonist rejimin ısrarla “Tapınak Tepesi” dediği “Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan yola çıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi gösterelim” diye, çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır.
Zihinsel mi, fiziksel mi? İşgali idrak etmek! -2 Ve Mescid-i Aksa dirilispostasi.com

Yorucu bir yolculuğun ardından eşyaları otele atıp Siyonist rejimin ısrarla “Tapınak Tepesi” dediği Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan yola çıkararak, kendisine bazı mucizelerimizi gösterelim diye, çevresini kutsal kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır. O her şeyi işiten ve her şeyi görendir. (İsra suresi – 1. Ayet)  ayetiyle bildirilen İsrâ hadisesinin yaşandığı Mirac’ın gerçekleştiği Mescid-i Aksa’nın (Uzak Mescid), yani Müslümanlar’ın ilk kıblesinin yolunu tutuyoruz. Adım atmıyor adeta kanatlanıyoruz.

 

Yüksek surlarla çevrili şehre “Halil Kapısı, Cedid Kapısı, Amud Kapısı, Sahire Kapısı, Megaribe Kapısı, Esbat Kapısı, Hz.Davud Kapısı” olmak üzere 7 kapıdan giriliyor. Şehir, Müslüman Mahallesi, Hıristiyan mahallesi, Ermeni mahallesi ve Yahudi mahallesi olarak 4 bölümden oluşuyor.

 

Mescid-i Aksa’nın ise birçok kullanılmayan 15 kapısı mevcut. Şehrin kapısındaki kontrol noktaları can sıksa da umursamıyoruz. Daracık sokaklardan geçerek ulaştığımız Aksa’nın kapılarında, yıllardır fotoğraflardan gördüğümüz “Sarı kubbe” karşılıyor bizi.

Kapıların hemen önünde duran “Kontrol” için grubu durduran ve “Sadece Müslümanlar girebilir” ve “Neden geldiniz?” diyene kadar fark edilmeyen İsrail polisini görmüyor bile gözler!

Kudüs veya Mescid-i Aksa denilince akıllara ilk gelen fotoğraf: Kubbet-üs Sahra..

Sarı kubbeli mescid bilinenin aksine Mescid-i Aksa değil.

Hz Ömer Camii olarak da bilinen Kubbet-üs Sahra, 144 dönümlük Mescid-i Aksa’nın içinde bulunan 200’ye yakın eserden sadece biri.

İste İsrail’in yıkmak istediği bölüm de tam burası. Kubbetüs- Sahra’nın da bulunduğu alanı önce zamansal ve mekansal olarak bölmek isteyen Siyonistleirn nihaki hedefi bu bölgeye Süleyman mabedini inşa etmek.

Zamansal ve mekansal bölünmeyi ise Halis Mutlu şu sözlerle açıklıyor; “İsrail, Kubbet-üs Sahra olarak bilinen kısmı kendilerine alarak, Kıble Mescidi’nin olduğu bölümü de Müslümanlar’a vererek Mescid-Aksa’hı mekansal olarak bölmek, Müslümanlar!a ayrı Yahudiler’e ayrı zaman dilimlerinde Aksa’ya girmelerinin sağlayarak da “zamansal olarak” bölmek istiyor.

Bunu gerçekleştirdikten sonra zaten hali hazırda kazı çalışmalarının devam ettiği bölgede kendilerine ayırdıkları kısmı yıkarak Süleyman Mabedi’nin inşa etmek istiyorlar.

Mescid-i Aksa’da ilk iftar

Mescid-i Aksa’da yılın 365 günü devam eden ama Ramazan ayında artan yoğun bir çalışma var. Çalışma var dediysem inşaat çalışması değil.

Özellikle Türkiye’den el uzatan Sivil Toplum Kuruluşları’nın yardım organizasyonları dikkat çekiyor. Başta Mirasımız Derneği olmak üzere birçok kurum ve kuruluş Kudüs’teki varlığımızı hissettiriyorlar.

Bu sırada farklı İslam ülkelerinin de benzer çalışmalar yapıp yapmadığını öğrenmek istiyoruz ama haberlerden takip ettiğimiz mevcut siyasi tavrı burada da net bir şekilde görüyoruz. Katar dışında hiçbir ülke Filistin’deki Müslümanlar’a yönelik bir çalışma yürütmüyor.

Türkiye bu anlamda adeta tek başına!

Bu bir gurur vesilesi olsa da İslam dünyasındaki bu parçalanmışlık hali ve vurdumduymazlık insanı derinden yaralıyor.

Ve tam da o anlarda “Neden şehre girişte ayrı, Mescid-i Aksa’ya girişte ayrı İsrail kontrolü var?” sorusunun cevabını da almış oluyorum.

Şehrin içinden Mescid-i Aksa’ya açılan bütün kapılarda rejim askerleri mevcut. Kapıda gerekli gördüklerinde “Sadece Müslümanlar girebilir” şeklinde uyarılar yapabiliyorlar. Üstelik haddini aşıp, küstahlık yapmak istese İsrail askerine Müslüman olduğunuzu kanıtlamak zorunda kalabilirsiniz.

Kapılardan geçerken genelde sıkıntı yaşamadık.

Bir standartları da yok zaten. Bir kapıdan kamerayla rahat bir şekilde geçebilirken, diğer kapıda kamera problem olabiliyor. Bir kapıda tipinizden rahatsız olsalar pasaportunuza el koyup “Çıkışta alırsın” diyorlar.

Hatta ben Mescid-i Aksa’da dağıtmak için getirdiğim kitapları içeri sokamadım.

Risale-i Nur Külliyatı’ndan “Hutbe-i Şamiye” ve “İhlas ve Uhuvvet Risaleleri” yer alan kitap kolisi İsrail askeri için “problem” oldu. Yanındaki arkadaşları ile görüştü, telsizi ile bir yerlere bildirdi ve nihayetinde kitaplarla giremeyeceğime kanaat getirdi.

Kendisine “Neden?” diye sorduğumuzda da “öyle gerektiğiniz” söylemekle yetindi.

Israrla “Kitap tehlikeli mi?” diye sorduğumda

Oradaki diğer İsrail askerleri de “Kitabın tehlikeli olmadığını fakat içeri alamayacaklarını” söylediler.

Benim itirazlarımın mevzuyu büyüteceğini anlayan Mescid-i Aksa’nın Müslüman muhafızları araya girerek “çıkışta almam şartıyla” kitap kolisini aldı.

Çıkışta kitapları aldım ve tekrar geldiğimizde kitapları gruptaki arkadaşların çantasına pay ederek içeri soktum ve Aksa’daki mescitlere bıraktım.

Yazının önceki bölümünde de belirtmiştim zihinlerde işgal var ama fiziki işgal de baskı var, zorbalık, gasp var!

Nasipse yarın örneklerine değineceğiz.

Özür: Dünkü yazıda “3 semavi din” gibi bir ifade kullanmışım. Bu kavramı toptan reddettiğimi bildirir meramımı yeterince ifade edemediğim için değerli okurlarımdan özür dilerim. Yazının son bölümünde de mihmandarımız Halis Mutlu’nun “Bölünmüş Kudüs” kavramını yine toptan reddettiğini belirtmeyerek büyük bir eksikliğe imza atmışım. Bu anlamda da yine değerli Halis Mutlu’dan ve okurlarımdan helallik istiyorum.

 

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.