Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Gençlerin yabancı dil çıkmazı

Yabancı dil öğrenmek, hem ülke içinde hem uluslararası arenada yer edinebilmek için zorunlu hale geldi. Yeni mezun bir öğrencinin meslek sahibi olması bir yana, zamanla mesleğinde uzmanlaşması ve mesleğine yeni alanlar ekleyerek ilerlemesi günümüz iş dünyasında vazgeçilmez kılınıyor. Peki gençler yabancı dil öğrenmekte neden bu kadar zorlanıyor?

Aslıhan Şimşek
Gençlerin yabancı dil çıkmazı

Diriliş Postası Muhabiri Aslıhan Şimşek

Türkiye’de bir genç eğitim hayatı boyunca ilkokuldan başlayarak liseye kadar zorunlu olarak; üniversitede ise seçmeli olarak yabancı dil eğitimi görüyor. Ancak seneler alan bu eğitimlerin yabancı dile ne konuşmada ne de okuduğunu anlamada herhangi bir katkı sağlamadığı gözlemleniyor. Harcanan zaman göz önüne alındığında dil öğrenmedeki zorluk dikkatlerden kaçmıyor. İşte bu noktada gençlere yabancı dil konuşabilmenin detaylarını ve dil öğrenmenin yetenekle ilgisi olup olmadığını sorduk…

EĞİ’L’İM ŞART!

Mimar Sinan Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi olan Fatma Zehra Şimşek (22) zorunlu dil eğitimin dışında 2 yıldır İngilizce ve Farsça öğrenmeye çalıştığını söylüyor. Eğitimcilerin yetersiz bir eğitim sistemi benimsemesine değinen Şimşek, uzun yıllar boyunca okullarda verilen dil derslerinin fayda sağlamaması sonucu öğrencide dili öğrenemeyeceğine dair önyargı oluşturduğuna vurgu yapıyor. Şimşek sözlerine şöyle devam ediyor:

“Dil eğitiminin yetenekle bağlantısı olduğunu düşünüyorum, çünkü bölümüm itibarıyla arkadaşlarım arasında kiminin edebiyat kiminin gramer bölümüne ilgisi olduğunu gözlemledim. Ancak bir dili iyi bilen kişi yetenekli sayılamaz. Kendi anadilini iyi bilen kişinin dil yeteneğinin geliştiğini söylemek mümkün olabilir.”

İmam-hatip lisesinde okuduğu dönemde Arapça öğretmeninin ders esnasında aralıksız şekilde Arapça konuştuğuna dikkat çeken Reyhan Çinğay (29) ise, dile karşı ilgisinin küçük yaşlarda başladığını söylüyor. Yeteneğin, ilginin ve dili sevmenin dil öğrenmeyi kolaylaştırdığına dikkat çeken Reyhan Çinğay, ilkokulda başlayan Arapça serüvenini ise Mısır’da dil eğitimi alarak sonlandırdığını dile getiriyor. Çinğay, dili öğrenmeyi sevmeyen birinin mecburi dil eğitimine tabii tutulduğunda gelişime açık olmayan ölü bir dil ortaya çıkardığını savunuyor.

Çocukluğundan beri çeşitli yabancı film ve şarkıları anlamaya yönelik eğiliminin olduğunu kaydeden Mualla Coşar (24) ise Yunan Dili ve Edebiyatı mezunu. İleri derecede İngilizce ve Yunanca, orta derecede Korece bilen Coşar, dil yeteneğinin herkeste mevcut olduğunu motivasyonla geliştirilebileceğini düşünüyor. Coşar, asıl sorunun yabancı dil öğretmedeki yöntemde olduğunu dile getiriyor.

Yabancı dil eğitiminde beklenti
Genç nesil; ilkokul, lise ve üniversitedeki dil eğitimi sürecinde anadili Türkçe olmayan öğreticilerden alınan eğitimin daha nitelikli ve akılda kalıcı olduğunun altını çiziliyor. Bu sebeple yabancı dilde yetersiz olan akademisyenlerin dil eğitimi verirken gelişime katkısı olmuyor.
Öğrenciler, konuşmadaki özgüven eksikliğinin okullarda sık sık yabancı dil diyalogları gerçekleştirilerek baş edilmesi gerektiğini düşünüyor. Devletin gençlerin yurtdışı imkânlarını kolaylaştırması ve ekonomik imkân tanıması öncelikli talepler arasında yer alıyor. Gençler, devlet destekli kursların çoğaltılması ve niteliğin artırılmasıyla para tuzağı birçok kursun önlerinin kapatılması taraftarı…
Ayrıca gençlerin uluslararası alanlarda teknoloji ve bilim temsili ülkelerle yarışmaya gönüllü olmamaları dil ihtiyacını geri plana itiyor. Bu gönüllülüğün ise eğitim kalitesinin artırılmasına paralel olarak ortaya çıkacağı düşünülüyor.

TÜRKİYE’DE YABANCI DİL BİLMEYENLERİN ORANI: YÜZDE 82

Türkiye nüfusunun yüzde 81.8’i hiç yabancı dil bilmiyor. Bu oranın 2007 yılında yüzde 75.5 iken 2011 yılında yüzde 81,8’e çıktığı, yani yabancı dil bilenlerin oranının azaldığı görülüyor.

Dil öğrenme yeteneği veya dil zekası olarak karşımıza çıkan kavram, bilimsel olarak da kanıtlanıyor. Söz konusu veriler, dil öğrenip konuşabilmeyi ikili bir sistematiğin sonucu olarak ele alınıyor. Bahsedilen ikili sistematik herkeste aynı şekilde işlemiyor. Bu yüzden yabancı dil öğrenip konuşabilme yeteneği kişiden kişiye değişiklik gösteriyor.

Journal of Neuroscience dergisinde yayınlanan bir çalışmada; Çince dersi alan 22 öğrenci üzerindeki deneyde beyinlerinin sağ lobundaki iğcikleri daha hizalı olan deneklerin dil öğrenmede daha hızlı gelişme kaydettikleri gözlemleniyor.

Çoklu zeka kuramı ile tanınan ünlü psikolog Howard Gardner de “Uzun vadede, yabancı bir dil öğrenirken elde edilebilecek olan başarıyı en doğru biçimde devam ettirecek olan etmen, eğilimdir” diyerek bu yargıyı doğruluyor. Öyleyse yeteneği veya eğilimi olmayan kişiler eğitim ve iş hayatında sürekli olarak karşısına çıkan dil sorununu nasıl çözecek?

İŞ ALIMLARINDA İLK TERCİH DİL BİLENDE

İşverenler, işe alacağı gencin üniversiteyi bitirmiş olmasının ardından öncelikli olarak yabancı dil bilgisine bakıyor. Yabancı dil bilen genç, sektörler arasında adeta havada kapılıyor. Dil bilmenin avantajı hem işe girişte hem de sunduğu ekonomik getiri ile karşımıza çıkıyor.

Özel bir şirkette ön muhasebeci olarak çalışan ancak asıl mesleği gazetecilik olan Gözde Tekin, iş arayışlarında en kritik rolün İngilizce bilmek olduğunu söylüyor. İş alımlarında dil bilen kişinin iki adım öne çıktığını anlatan Tekin, “Türkiye’de yabancı dil öğrenilmez” yargısının kişiyi çabalamaktan alıkoyduğuna değiniyor.

Tekin, İngilizce eğitimin zorunlu olmasının dil becerisi olmayan kişilerde önyargı oluşturduğuna işaret ediyor. Önceliğin pratiğe verilmemesiyle dil öğreniminin zorlaştığının altını çiziyor.

Alanı her ne olursa olsun akademik alanda yapılan çalışmaların İngilizce yayınlanması dolayısıyla dil öğrenmeye çalıştığını ifade eden Fatma Zehra Şimşek, dil öğrenmeme gibi bir lüksün kalmadığını belirtiyor.

2018’de bir dil okulunun dünya genelinde anadili İngilizce olmayan yaklaşık 1,3 milyon kişiyle yaptığı araştırmanın sonucunda Türkiye, İngilizce yeterlilik bakımından 88 Ülke arasında 73’üncü sırada yer alıyor.