Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Türkiye’nin iş gücü kaynağı: Mesleki ve teknik eğitim

“Ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştirmek için; uygun eğitim ortamlarına, sektörel destekli öğretim programlarına, yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmiş öğrencilere ve iyi donatılmış eğitimcilere gerek duyulacağı aşikârdır” ifadelerini kullanan METESEN Genel Başkanı Şahap Yılmaz, “Bunun yeriyse, iyi organize olmuş ortaöğretimden yükseköğrenime kadar bir süreci kapsayan mesleki ve teknik kurumlarıdır” dedi.

Sümeyye Aksu
Türkiye’nin iş gücü kaynağı: Mesleki ve teknik eğitim

Günümüzde sürdürülebilir kalkınma ve rekabet edilebilirliğinin temel koşulunun nitelikli insan gücüne sahip olmak olduğuna vurgu yapan Mesleki ve Teknik Eğitim Sendikası (METESEN) Genel Başkanı Şahap Yılmaz, Diriliş Postası Gazetesi muhabirine mesleki ve teknik eğitim sorunlarını ve bu alanda toplumsal bilinç yaratılması ve köklü reformlara girişilerek sorunun çözüme kavuşturulması konularında açıklamalarda bulundu.

METESEN Genel Başkanı Yılmaz, “Mesleki ve teknik eğitim; işgücü piyasasının ihtiyaçlarının karşılanması, üretimde verimlilik ve kalite artışının sağlanması, işsizliğin azaltılması, iç ve dış piyasalarda rekabet gücünü arttırması, kaynakların etkinlik, verimlilik ve rasyonellik esasına göre kullanılması, çağdaş teknolojilerin izlenmesi, bu teknolojilerin mal ve hizmet üretimine yansıtılması, hızlı, istikrarlı ve sağlıklı bir ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi gibi konularda önemli katkılar sağlamaktadır” şeklinde dile getirdi.

“EĞİTİM VE İSTİHDAM İLİŞKİSİ SAĞLANMALI”

Özellikle mesleki ve teknik eğitimin; sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda verilmesi, eğitim ve istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi, hayat boyu öğrenmenin desteklenerek aktif iş gücü piyasası politikalarının etkin olarak uygulanması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, belirlenen bu amaçlarda sektörle ele yapılması istenilen başarının elde edilmesi için gerekli olduğunu ifade etti.

Yılmaz, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“82 milyonu geçen ülkemiz nüfusunun %50’si 30 yaş altı bireylerden oluşmakta olup, bu nüfusla AB ülkeleri arasında birinci durumdadır. Diğer bir ifadeyle Türkiye genç bir nüfusa sahiptir. Genç nüfusun varlığı aynı zamanda genç iş gücünün eğitimini de önemli hâle getirmektedir. Genç iş gücünün hangi alanlarda mesleki ve teknik eğitime ihtiyaç duyduğunun belirlenmesi, ihtiyaçlara göre eğitim planlarının yapılması ile toplumun ve sektörün taleplerine uygun nitelikte iş gücünün yetiştirilmesi de gerekmektedir.”

Mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarının ağırlıklı olarak özel sektörün insan gücü ihtiyacını karşılamaya yönelik eğitim yaptığını kaydeden Yılmaz, uzun yıllardan beri eğitim istihdam ilişkisinin tam olarak sağlanamadığını söyledi.

Ülkede hizmet sektöründe toplam istihdam oranı %53,7, sanayi sektöründe %26,8, üçüncü sektör olan tarımda ise istihdam oranı %19,5’tir. Hizmet sektörünün kız ve erkeklerde en yüksek istihdam oranına sahiptir. Erkeklerin istihdam oranının en yüksek olduğu ikinci sektör %31,6 oranıyla sanayi, kızlarda ise %28,7 oranıyla tarım olduğunu, bu gelişmelere göre mesleki eğitimin yönünün belirlenmesi gerektiğini ifade eden Şahap Yılmaz, “Nitelikli iş gücünden en üst düzeyde faydalanılması için iş dünyasının ucuz/vasıfsız işgücü istihdam etme politikaları yerine, alanında gerekli mesleki bilgi ve beceriye sahip, sektörle entegre olmuş alan mezunlarını istihdam edilmesi zorunlu hâle getirilmelidir. Böylece mesleki ve teknik eğitim alanların belge ve diplomaları değerli kılınmış olacaktır. Sektörle yapılan iş birliği çalışmalarında mevcut alanlar dışında öğrencilerin yeteneklerini geliştirebilecek sertifika programları açılarak öğrencilerin ikinci bir alanda uzmanlaşması sağlanmalıdır. Ülkemizde her yıl 700 bine yakın genç istihdama katılmaktadır. Bu durum Türkiye’nin büyümesi için bir avantaj olmakla birlikte riskleri de bulunmaktadır. Bu gençleri istihdama donanımlı hâle getirmemiz oldukça önemlidir. Bu nedenle mesleki eğitime gereken önem verilmeli, mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapanlar yönetici ve öğretmenlerimiz teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Mesleki eğitimden mezun olanların ilgili sektörlerde istihdamına yönelik zorunluluk ve teşviklerin (prim ve vergi muafiyeti vb.) hayata geçirilmesi için yasal düzenleme yapılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMİN TEŞVİK EDİLMELİ”

METESEN Genel Başkanı Şahap Yılmaz, “Genç bir nüfusa sahip olmamız nedeniyle işsizlik ülkemizde önemli bir problem olarak karşımızda durmaktadır. Mesleki ve teknik eğitim, bu sorunun en önemli çarelerinden biridir. İşsizlik sorununu çözebilmek için genç nüfusumuzun, mesleki ve teknik okul/kurumlarına “zorlayarak” değil; “teşvik ederek” gelmesi sağlanmalıdır. Bunun için mesleki eğitimi daha cazip hâle getirilmesine yönelik öğle yemeği, giyim desteği, servis desteği, burs desteği vb. çalışmalar yapılmalıdır” şeklinde dile getirdi.

“TERCİH EDİLİR HÂLE GETİRİLMELİ”

Mesleki ve teknik eğitime gelecek öğrencilerin üniversite hayali bitmiş, başlangıçta tükenmişlik sendromu içerisinde, umutsuz ve hedefsiz olmaması için gerekli bir yapı ortaya konulması gerektiğinin altını çizen Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:

“Mesleki ve teknik eğitimini kabul etme aileden itibaren başlamalıdır. Mesleki ve teknik eğitim okul/kurumları, tercih edilen bir okul türü hâline getirilmelidir. Mesleki ve teknik eğitimde öğrenciler ‘ara elaman’ değil, ‘aranan eleman’ olmak üzere yetiştirilmeli, geç kalınmadan endüstri 4.0 dünyasına ayak uyduracak bir yapı ortaya konulmalıdır. İşletmelerin tercih ettiği minimum insan, maksimum üretim konseptine uygun bir mesleki ve teknik eğitim ve yeni istihdam politikası ortaya konulmalıdır. Bu amaçla Ahilik geleneğinden yola çıkarak çağdaş ve modern dünyanın ortaya koyduğu bilimsel verileri de içine katan, kendi tarihsel tecrübemizle harmanlanan bir mesleki ve teknik eğitim modeli oluşturulmalıdır.”

“ÖĞRETMEN YETİŞTİRME POLİTİKASI BELİRLENMELİ”

Yönlendirme hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için ailelerin ve tüm öğretmenlerin yöneltme sürecine aktif katılımları sağlanmalı, bu konuda ailelere gerekli eğitim de verilmesi gerektiğini savunan Yılmaz, “Herkes üniversite mezunu olmalı yerine herkes meslek sahibi olmalı anlayışının yaygınlaştırılması için rehberlik faaliyetlerine ağırlık verilmelidir.” dedi.

“Mesleki ve teknik eğitimin sorunları çözümlenmeli”
Yılmaz, mesleki ve teknik eğitimin sağlam bir zemine oturtulması, bilgili, becerili ve verimli çalışma alışkanlıklarına sahip insan gücünün yetiştirilmesinin Türkiye için çok önemli olduğunu, bunun için mesleki ve teknik eğitim sorunlarının ele alınarak biran önce çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Yılmaz, “Mesleki ve teknik okullarına gelen öğrencilerle ciddi bir biçimde uğraşabilecek, onları motive edebilecek, onlara rehberlik yapabilecek özenle yetiştirilmiş öğretmenlere ihtiyaç bulunduğunu” ifade etti. Yılmaz, 2010 yılında fakültelerin kapatılmasıyla mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarına öğretmenin nasıl yetiştirileceği konusu belirsiz hale geldiğini ve bunun mutlaka çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.

“ALTYAPI VE UYGULAMA BİRİMLERİ GÜNCELLENMELİ”

METESEN Başkanı Şahap Yılmaz, Mesleki eğitimde yaşanan en önemli sorunlardan biri de altyapının yetersizliği ve kullanılan teknolojinin çağın şartlarını yakalamadaki başarısızlığıdır dedi. Yılmaz, “Ülkemizdeki orta ve yükseköğretim kademesindeki mesleki teknik eğitim kurumları gerek altyapı, gerekse de mesleki donanım olarak büyük sıkıntılarla mücadele etmektedir.

Mesleki teknik eğitim pahalı bir eğitimdir. Bunun yanında mesleki eğitim kurumları teknolojinin durmak bilmeyen ilerlemesini takip etmekte zorlanmaktadırlar. Okullarda bulunan mevcut teknoloji çok eski ve yetersiz olduğundan işletme eğitiminin okullarda yapılması mümkün değildir. Sektörün imkânlarından yararlanma yasal düzenlemelerle sağlanmalıdır” şeklinde dile getirdi.