Spor Yaparken Kaybolan Bir Baba Babasını son gördüğünde henüz on yaşında olan Hanna Petros Solomon, o günleri gözyaşları içinde anımsıyor. Babasının sabah koşusuna çıkarken omuzlarına bir havlu attığını söyleyen genç kadın, bu sıradan anın hayatlarının dönüm noktası olacağından habersizdi. Hanna'nın anne ve babası, Eritre'nin bağımsızlık mücadelesinde ön saflarda yer alan kahramanlardı. Özellikle babası Petros Solomon, savaştaki kritik rolü nedeniyle ülkede milli bir kahraman olarak görülüyordu. Bağımsızlığın ardından savunma ve dışişleri bakanlıkları gibi kritik görevlerde bulunan Solomon'un hayatı, devlet başkanına yazılan bir mektupla altüst oldu.

G-15 Hareketi ve Beklenmeyen İhanet Olayların fitilini ateşleyen gelişme, iki bin bir yılının Mayıs ayında yaşandı. Petros Solomon ve diğer on dört üst düzey siyasetçi, Devlet Başkanı Isaias Afewerki'ye açık bir mektup yazarak anayasanın uygulanmasını ve demokratik seçimlerin yapılmasını talep etti. Ancak Başkan Isaias bu eleştiriyi asla affetmedi. Tüm dünyanın on bir Eylül saldırılarına odaklandığı günleri fırsat bilen devlet başkanı, on sekiz Eylül sabahı düğmeye bastı. Aralarında Petros'un da bulunduğu on bir üst düzey yetkili, evlerinin önünde derdest edilerek sırra kadem bastı.

Annenin Çaresizliği ve Gözyaşlarıyla Biten Bekleyiş Olaylar sırasında Amerika Birleşik Devletleri'nde eğitim gören anne Aster Yohannes, duydukları karşısında şok yaşadı. Çocuklarını yanına aldırmak istese de hükümet pasaport vermeyi reddederek onun ülkeye dönmesini şart koştu. Güvenlik garantisi aldığını düşünerek on bir Aralık iki bin üç tarihinde Asmara Havalimanı'na inen Aster, kendisini bekleyen çocuklarının yanına asla çıkamadı. Havaalanında gözaltına alınan anne, o günden beri Asmara'nın merkezindeki meşhur Karshelli hapishanesinde tutuluyor. Babalarının ise ülkenin en ücra köşelerindeki Ela-Ero adlı gizli bir kampta tutulduğu tahmin ediliyor.

Earl Spencer'dan Çarpıcı Prens Harry ve Meghan Açıklaması
Earl Spencer'dan Çarpıcı Prens Harry ve Meghan Açıklaması
İçeriği Görüntüle

Benzer Kaderi Paylaşan Yüzlerce Çocuk Hanna yalnız değil. Bugün otuz sekiz yaşında olan ve Hollanda'da sürgün hayatı yaşayan İbrahim Sherifo da aynı acıları paylaşıyor. Onun da hem annesi hem babası, aynı siyasi operasyon dalgasında yirmi beş yıl önce ortadan kayboldu. İbrahim, hükümetin sadece siyasi mahkumları değil, aynı zamanda onların toplumdaki izlerini ve anılarını da tamamen silmeye çalıştığını savunuyor. İnsan hakları örgütleri yıllardır bu kişilerin vicdan mahkumu olduğunu ve derhal serbest bırakılmaları gerektiğini haykırıyor.

Geçmeyen Bir Travma ve Bitmeyen Özlem Bugün Amerika'da travma uzmanı olarak çalışan Hanna, kendi içindeki fırtınaları hala dindirebilmiş değil. Eski fotoğraflara bakarken anne ve babasının yüzlerini unutmaktan korktuğunu belirten genç kadın, o eski mutlu günlerin, evdeki kahkahaların ve babasının arabada düzenlediği şarkı yarışmalarının anılarıyla tutunmaya çalışıyor. Acısının deniz dalgaları gibi gelip gittiğini söyleyen Hanna'nın ebeveynlerine son bir mesajı var: "Bizim için endişelenmeyin. Nasıl ki o büyük özgürlük savaşından sağ çıktıysanız, umarız bu karanlıktan da kurtulup bir gün bize dönersiniz."

Muhabir: Berk Küçük