Son Dakika

Abdülhamid Han

Muzaffer Doğan / FİKRİYAT 36 Osmanlı Padişahı arasında, bu ismi taşıyan iki şahsiyet var.

Abdülhamid Han

Muzaffer Doğan / FİKRİYAT

36 Osmanlı Padişahı arasında, bu ismi taşıyan iki şahsiyet var.

Bizim üzerinde duracağımız, ikincisi. Saltanat tahtına oturan (1876) ve 33 yıl

hükümdarlık yapan, Batılı emperyalist düşmanlara ve onların içerdeki ajanlarına

ve gafillere karşı hayatını ortaya koyarak, devleti ayakta tutan Abdülhamid Han'dır.

Sultan Abdülhamid'den sonra, kardeşleri Sultan Reşad ve Sultan Vahidüddin de dahil,

O'nun çapında devlet ve siyaset adamı göremedik ülkemizde...

O'nu seven, O'na özenen, O'nu örnek alan devlet adamları gördük: Turgut Özal,

Necmeddin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan gibi. Tevafuka bakın ki,

Abdülhamid Han'ın düşmanları ve muhalifleri ile, O'nu sevenlerin düşmanları

ve muhalifleri, 80-100 yıl arayla birbirlerine o kadar benziyorlar ki!..

O'nun ve sonrakilerin düşmanlarına bakıp da hayıflanmıyorum.

Çünkü, düşmansız olun(a)mayacağını biliyorum. Gecesiz gündüz, gündüzsüz gece olmaz.

Hayat ırmağı, iki taraflı akıyor. Hak var, bâtıl var.Hakk'ın safında yer alanlar da olacak,

bâtılın yanında yer alanlarda... Beyazı tanımak için, siyah olacak. İmtihanın cilvesi böyle...

Ferdî imtihan için de, içtimâî imtihan için de, düşman olmadan olmaz! Kıyas unsuru lâzım. İyinin, doğrunun, güzelin bilinmesi için, kötünün, yanlışın, çirkinin olması gerekiyor.

Şairin tesbitini unutmayalım:

Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir!

Biz Müslümanlar şahısperest değil, Hakperestiz. Bir insan ne kadar büyük olursa olsun,

hangi büyük makamlarda bulunursa bulunsun, ne kadar büyük işler yaparsa yapsın,

neticede insandır. Kusurları olacaktır. Kusursuz insan aramak da,

insanları kusurlarıyla kabul etmemek de yanlış. Kusursuzluk, Yaratanın vasfı...

İnsanları putlaştırmak, yanlışların en yanlışı. Biz, Hakk'a tapıyoruz ve mutlak varlığına

pazarlıksız iman ettiğimiz Allah'ın koyduğu kanunlara inanıyoruz.

Bize göre, kanun koyucu Allah'tır. Abdülhamid Han, ülkeyi, Allah'ın kanunlarına göre yönetiyordu.

Bu bakımdan, Sultan'ı tahttan indirmek isteyenlerin asıl niyeti, İslâm'ı, hayattan uzaklaştırmaktı.

Sultan Abdülhamid Han, aynı zamanda Müslümanların halifesi idi.

Batılı emperyalistler, O'nun şahsında, İslâm'la yönetilen devleti ortadan kaldırmak istiyorlardı.

İçerideki gâfiller ve hâinler de düşmanın safında yer alınca, olanlar oldu...

Onu tahttan indirenler, bir de yafta yapıştırdılar: Kızıl Sultan! Bu yaftayı icad edenler,

öncelikle Ermeniler ve Yahudilerdir. Beynelmilel Siyonizm, bu düşmanlığı

içeride ve dışarıda teşkilatlandırdı. Şimdilerde "üst akıl" dedikleri şey, İslâm Milleti'nin ezelî ve ebedî düşmanı aynı şer ocağı ve odağıdır. Bugünün, mâzisinden kopuk ve habersiz yetişen nesillerine tarihimizi, mâzimizi, ezelî düşmanlarımızı çok iyi tanıtmalıyız.

Abdülhamid Han'a dost olmak, O'nu sevmek, bir miyardır. Üstad Necib Fâzıl,

"Ulu Hakan" isimli şaheserini, şu cümlelerle bitirir: Türk tarihi

ve sahte inkılâplar bilmecesinin anahtar şahsiyeti,

Yahudi ve (Jön Türk) elinde, asliyetsizlik ve köksüzlük hareketinin

kurbanı Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han, dedesi İkinci Mahmud'un yanında,

bir gün bu bilmeceyi çözecek nesilleri beklemektedir.

Abdülhamid'i anlamak, her şeyi anlamak olacaktır.

Bizim nesil, inşaallah bu bilmeceyi çözecek gibi görünüyor.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.