Son Dakika

Çevre Günü, küresel ısınma, küresel yalanlar

- Mustafa Pekçetin - 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen günümüz ve gelecek nesillerimiz için çevreyi koruma ve geliştirmeye yönelik büyük sorumluluğun vurgulandığı Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan kararla 5 Haziran tüm dünyada “Çevre Günü” olarak kutlanmaktadır.
Çevre Günü, küresel ısınma, küresel yalanlar

- Mustafa Pekçetin -

1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen günümüz ve gelecek nesillerimiz için çevreyi koruma ve geliştirmeye yönelik büyük sorumluluğun vurgulandığı Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan kararla 5 Haziran tüm dünyada “Çevre Günü” olarak kutlanmaktadır.

Doğal kaynakların tükenmekte olduğu dünyamızda, sağlıklı bir gelecek için hem bireysel hem toplumsal yaşamımızda önlemler almak elzemdir. Nüfus artışı, sanayileşme ve ekonomik büyüme ile doğa üzerindeki baskı ve müdahalelerin artması, geri dönülmez çevre sorunları oluşturmuştur. Ekoloji ile ekonomi dengesi gözetildiğinde “sürdürülebilir kalkınma” ilkesi dünya gündeminde üst sıralarda yer almıştır. Birçok ülke gibi ülkemizde de, büyüme anlayışını sürdürülebilir kalkınma esasına dayandırarak, hem çevreyi hem de gelecek kuşakların haklarını güvence altına almak amaçlanmaktadır.

Bu amaçlar çok güzel ama ekeloji ile ekonomi dengesine uygulama da neler oluyor?
Daha birkaç gün önce mızıkçı Trump “Ben oynamıyorum!” dedi. Rusya da konu hakkında desteğini esirgemedi. Trump iklim anlaşmasından çekilirse destekleriz biz de çekiliriz dedi.

İklim zirvesinde ortaya çıkan metnin önlemeyi amaçladığı İklim değişikliği nedir peki? Bütün kış, hava beklenenden daha sıcak. Buna benzer şekilde yazın kurak zamanlar çok daha arttı. Birden gelen sağanak yağışlar ve hatta hortumlar görülmeye başlandı. Son yılların mevsim ortalamalarına baktığımızda mevsimlerin iç içe geçtiğini görüyoruz, işte bu değişikliklerin toplamına iklim değişikliği diyoruz.

Trump’ın çekilmekle tehdit ettiği Paris İklim Anlaşması, BM çatısı altında 190'dan fazla ülkenin imza attığı, ABD ve Çin’ in birlikte iklim konusunda ilk defa bir anlaşmaya imza attığı, geçen yıl kasım ayında yürürlüğe giren ve küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmayı hedefleyen anlaşma, uluslararası anlamda hukuki bağlayıcılığa sahip. Anlaşmayla birlikte ABD’nin ticaret hacminde yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir daralma ile karşılaşacak olmanın korkusuyla tüccar Trump ve aynı kaygılarla Putin oyunu başlamadan bozma derdindeler. Ticaretteki daralmanın yanında gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sağlayacağı Çevresel Finansal destekler de cabası!

En fazla sera gazı yayan ülkeler Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Brezilya, Japonya, Endonezya, Almanya, Güney Kore, Kanada ve İran olarak ön plana çıkmaktadır. Sera gazı salınımının yaklaşık yüzde 28’ini oluşturan ABD ve Rusya’ nın bu adımından sonra hukuki bağlayıcılık ne olacak ve bu çekilme domino etkisi yapacak mı hep beraber göreceğiz.

Onlar oyunlarını oynayadursun biz yine bize dönelim.

Hayat kalitemizin artması temiz bir çevre ve doğal kaynakların dengeli kullanımı ile mümkündür.

Bu çerçevede, hepimize çevrenin korunması ve sürdürülebilirliği konusunda önemli görevler düşmektedir. Soluduğumuz havanın kalitesi, sularımızda temizlik ve hijyen, atıkların değerlendirilerek ekonomi ve çevreye katkıda bulunması, gürültü kirliliğinin önüne geçilmesi ile gelecek nesillerin daha sağlıklı bir ortamda yetişmesini güvence altına alabiliriz.

Canlı, cansız tüm varlıkları içerisinde barındıran çevre, Allah'ın bizlere emaneti, bizlerin de gelecek nesillere bırakacağı mirasımızdır. Allah (c.c.) Yüce Kitabımızda ‘Yeryüzü ve gökyüzündeki canlı cansız bütün varlıkları belli bir ölçü ve dengeye göre yaratmış’, ‘İnsanın tabiattan faydalanma esnasında bu ölçü ve dengeyi bozmaması gerektiğini’ ifade etmiştir. Yine  “Sizi yeryüzünde yaratıp, orayı imar etmenizi dileyen Allah'tır”,İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır”  ayetleriyle doğal hayatın bozulmamasını emrediyor. Ve yine Peygamber Efendimiz (sav) kaynakları sınırlı kullanma hususunda; ‘akarsu dahi olsa abdest alırken israf edilmemesi gerektiğini’ Kaynakların artırılması hususunda da ‘Kıyamet kopmaya yakınken, elinizde bir ağaç fidanı var ve onu dikmeye vakit bulabilirseniz, onu dikin’ buyurmuştur. Yani dostlar bize düşen Müslüman şuuruyla çevreyi korumaktır. Küresel güçler küresel yalanlarıyla oyalansın, biz küresel ısınmaya karşı karınca misali önlemimizi alalım.   Bu vesile ile “Çevre Günü”nüzü kutlar, gelecek nesiller için yaşanabilir bir çevre dilerim.

Selametle…

- Mustafa Pekçetin -

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.