Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Algı operasyonu nedir, nasıl yapılıyor? (2)

Bir önceki yazımızda algı operasyonu nedir sorusuna detaylıca yanıt verdik. Bu yazımızda da bir öncekinde sıraladığımız 15 maddeden üçüne değineceğiz. ‘Ben’ merkezci kurgu, Jargon farkı/yasaklı sözler ve Tekrarlanabilirlik başlıklı maddelere birlikte göz atalım işte Algı operasyonu nedir yazı dizimizin devamı...

Algı operasyonu nedir, nasıl yapılıyor? (2)

1 – “Ben” merkezci kurgu

Kullanacağınız cümlelerin öznesini iyi kurgulamak durumundasınız. Bu kurgu, ben-merkezci öznelerle ilgili bir saikle yönlendirme gözetilerek yapılmalıdır.

Mesela “Rusya Suriye’ye girdi” önermesindeki özne Rusya’dır. Cümleyi “Suriye Ruslar tarafından işgal edildi” şeklinde, öznesini değiştirerek, edilgen bir fiille bitirdiğinizde, daha farklı bir anlam ve zihinlerde daha farklı bir çağrışım uyanacaktır. Nitekim doğrusu ikincisidir zira ilk cümle Rusya’nın bu fiiline, şuuraltında meşruiyet sağladığı gibi onun gücüne de atıf yapar.

“İran’ın Suriye’deki varlığı” gibi bir cümle de İran’ın özne olduğu bir cümledir. Aynı zamanda kullanılan ‘varlık’ kelimesi ‘işgal’ kelimesini perdeleyerek bir algı oluşturmaktadır.

“Ortadoğu’yu” düşünelim. Kime göre? Hangi ortanın doğusu?

2 – Jargon farkı / yasaklı sözler

Belli bir jargon oluşturarak konuşmanızdır esas olan; zira her görüşün oluşturduğu bir dil ve retorik mevcuttur. Bu sizi hem ‘diğerlerinden’ ayrıştırır hem ideolojinizi karşıya ezberletmeye zemin hazırlar ve hem de kendi jargonunuzla konuşmanın verdiği rahatlıkla daha vurucu mottolar üretip, oluşmasını istediğiniz kanaatin güçlenmesine hizmet eder.

‘Yaşam’ kelimesi ile ‘hayat’ kelimesi, ‘mülteci’ ile ‘sığınmacı’ arasında, ‘cevap’ ile ‘yanıt’ arasındaki fark esasen, bir dünya görüşü, dolayısıyla da jargon farkıdır. Mesela siz hadisenin “terör” olduğunu istediğiniz kadar dillendirin, karşıdaki “halklar arasında savaş” gibi bir terkibi kullanır ve bir süre sonra daha başarılı olabilir. ‘Halklar’ gibi sentetik sayılabilecek sözcükler, aynı zamanda ‘millet’ kelimesinin manasını perdeleyebilir.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Mesela “Kürt kökenli vatandaşlar” lafını kullandığınızda aslında “Kürt kökenli Türk” demek istiyorsunuz demektir. Bu kullanım milliyetçi bir kullanımdır. Aynı lafzı liberaller, Türk kökenli olmayan vatandaşlar anlamında ‘Türkiye vatandaşlığı’ tabirine atfen kullanıyor. Bu da hem ‘vatandaşlık bağı ile bağlı olma’ durumunun ifadesi bakımından ulus-devleti çağrıştırır, hem de Kürt’ü Kürt olarak değil, onu ‘başkalaştırarak/ehlileştirerek kabul edilebilir’ kılmak gibi bir yanılgıya sürükler sizi.

Oysa bu toprakların mayası vatandaşlık bağı değil; kahir ekseriyetle aynı inancı paylaşan, kadim kardeşlik bağıdır, bu bağ da ulus-devlet fikrine aykırıdır. Kaldı ki ırk mensubiyetini ‘his’ üzerinden kuran, ne mutlu Türküm “diyene” cümlesinden de anlaşılacağı gibi burada bireyin ne olduğu değil, kendini ne olarak hissettiğidir esas olan.

Yine her ideolojinin oluşturduğu jargon, yani söylem tarzı muhaliflerince ihlal edilmez. Yani herhangi bir ideolojinin mensubu hangi dili kullanıyorsa, muhalif ideolojinin mensubu bunu bilmesine rağmen o dili değiştirmeye çalışmaz. Bu da algı operasyonunun bir parçasıdır. Karşı jargonu kullanmaya başladığınız anda, bir nevi propagandaya alıştırılmış, yenilmiş sayılırsınız. Bunu belli bir maslahat güderek de yapmış olsanız kayıtlara çoktan geçmiş ve aleyhinize delil olarak kullanılmak üzere paketlenmiştir. Gizli bir anlaşma gibi bu alanların sınırları bellidir. Örneğin ‘bu aziz millet, bu necip millet’ sözü Kürtçü bir siyasi hareket için yasaklıdır.

Batılı bir terkip olan ‘Kürt siyasal hareketi’ de aynı örnek içinde değerlendirilmeye müsaittir. PKK ile Kürtleri özdeşleştiren bu betimleme oldukça sorunludur. Gerçekte ‘Kürtlerin yegâne siyasi hareketi’ anlamında bir unsurdan söz etmek mümkün değildir. Kürtler farklı fraksiyonlarda siyaset yapabilmektedir.

3 – Tekrarlanabilirlik

Öyle kullanmanız lazım ki kelimeleri, cümleleri, tekrar edilebilir olmalıdır. Yani dillere dolanmalı, herkes şaka ya da ciddi olarak ürettiğiniz bu sözleri kullanabilmeli. Bir elverişli olma durumu yani sözünü ettiğimiz.

Örneğin Kobani kelimesi o kadar çok kullanılmıştır ki olayın öncesinde neredeyse hiç kimse bilmezken, olay sonrasında herkesin dilinde bir sözcük haline gelmiştir. “Kobani, Kürtler ve katliam” söylemi öylesine işlenmiştir ki, ne buranın asıl adının Ayn el-Arab olduğunu anlaşılmış ne de katliamın gerçekte olup olmadığı noktasında, insanlara meseleyi araştırmak, anlamak için fırsat verilmiştir.

Farklı çevre ve veçhelerle örnekler zenginleştirilebilir. Özellikle 28 Şubat sürecinde manşetlerin dili oldukça çarpıcı misallerle doludur. O dönemin medyasında kullanılan ‘teorik ve pratik savaş’ söylemleri algı yönlendirme için ciddi bir şekilde kullanılmıştı.

Mümkünse az heceden oluşan, akılda kalıcı ve tekrar edilebilir sözler oldukça etkilidir. Türkçemizde üretilen sloganlar için en ideal hece sayısı ise 5-6 hecedir; buna riayet edilir. Sol grupların slogan atmadaki başarısızlıkları biraz bundandır çünkü kendilerini dilin sağlam ıstılahlarından uzak tutarak sınırlamışlardır.

Tekrar edilebilirlik meselesinde az sonra aşağıda sözünü edeceğim her türlü aracıyla medyanın büyük bir ehemmiyeti haiz olduğunu not etmek icap ediyor. Medya, belli ideolojilerin zihinlerde hayat alanı bulabilmesi için tekrar ve tekrar yayınlar yaparak, söz konusu tekerrürden menfaat umarak, insanların zihinlerine istediği şeyleri yerleştirmeye çalışır. Medyanın böyle bir güce sahip olmadığını söylemek ise safdillik olur; bilakis medya ezberletme kuvvetine sahiptir.

Tekrar edilebilirliği temin etmek için kamuoyu önündeki farklı sektörlerdeki, kurumlardaki bireylere bazı sözler, kimi zaman para teklif edilerek, kimi zaman tehdit yoluyla, kimi zaman ise makam vaadi kullanılarak ısmarlama halinde fısıldanır ve bir süre sonra amaca ulaşılmış olur.

Tekrarlanabilir sözler, yaygın söylenti kıvamında, ‘sokak bunu konuşmalı’ dediğiniz her şey olabilir.

NOT: İlk yazımızda algı operasyonu nedir sorusuna detaylıca değinmiştik. Bu yazımızda da ilk yazımızda yer verdiğimiz 15 maddeden üçüne değindik. Hemen aşağıdaki bağlantılar üzerinden yazımızın devamına ulaşabilirsiniz… Daha sonra devam etmek isterseniz aşağıdaki bağlantıları favorilerinize eklemeyi unutmayın… 🙂