Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Algı operasyonu nedir, nasıl yapılıyor? (4)

Algı operasyonu nedir, nasıl yapılıyor? (4)

VII Ad koyma / isnat etme / yaftalama / yeniden sıfatlandırma

Kitlesel algıyı yönetmek, sosyal darwinist bir motivasyonla bir savaşı gerektirebilir. Düşmansız var olamayacağınız bu sistemde, düşman yoksa, üretilip üzerine saldırılır. Varsa, onu yıpratmak için her türden enstrüman kullanılabilir. Bu çerçevede onlara, nefret uyandırabilecek her şey isnat edilir yahut belli bir ad koyarak, yaftalayarak örseleme yoluna gidilir. Anadolu tabiri ile ‘çamur at izi kalsın’ şeklinde özetlenebilecek bu durum çeşitli biçimleriyle görülür.
Örneğin doğu ve güneydoğunun en kadim kurumları diyebileceğimiz Kürt medreselerine IŞİD’ci damgası vurup kitle üzerinde nefret uyandırılabilir. Ya da ‘kayıp trilyoncu’ diye, ‘diktatör’ diye bir iftira atarak yüz kızartıcı bir suçla karşıdakini itham edebilir, haysiyet cellâtlığına soyunabilirsiniz. Tüm bunlar algı operasyonu dairesinde yapılan iftiralardır. Evet, iftira pekâlâ algı yönlendirmek için bir argüman olabilir.

Keza gerçekliği ispat edilmemiş yahut bazen yargı yoluyla aksi ispatlanmış durumlar bile sıradan, konuyla doğrudan alakası olmayan metinlerde sabit veri veya sıfat olarak kullanabilir. Örneğin, “IŞİD’e silah götüren MİT tırları”, “Kaçak saray” ve “IŞİD’e destek veren Türkiye” gibi.

Tersi bir durum da aynı minval üzerinde değerlendirilebilir. Yani eğer bir kişi geçmiş hatalarından/suçlarından dolayı halk nezdinde kötü bir imaj bırakmışsa aklamak için yeni kavramsallaştırmalar, yeni sıfatlamalar yapılabilir. Misalen geçmişin ‘tetikçisi’ bugünün ‘kahramanı’ ilan edilebilir. Bu, kendini ifade etmek için alan açma hoşgörüsü (!) ve birkaç dost marifetiyle, birkaç canlı yayınla pekâlâ mümkün kılınabilir.

‘O aslında öyle değil’ şeklinde özetlenebilecek bir diğer durum ise te’vil yöntemiyle aklamanın bir başka yoludur. Yaygın kanaatin tersine, oldukça samimi bir üslupla muhatabınız fikrinden cayabilir.

VIII Bilimsellik zırhı ve istatistik veriler

Pozitivizmin dolayısıyla da modernliğin en önemli vaazlarından birinin, bilime tapmaya varabilecek bir düşünce olduğu su götürmez bir gerçektir. Zaten bu istikamette çalışan algı operatörlerinin kafası, söz konusu bilimi bir propaganda malzemesi olarak kullanabilir.

Özellikle sosyal bilimlerin ispatı namümkün olan disiplinleri tercih sebebidir. Tarih bilimi elinizde bir hamur gibi kullanılabilir örneğin. Böylece vakıanın kendisini öğrenmek, değerlendirmek yerine vakıayı istediğiniz doğrultuda kullanılabileceğiniz bir malzeme olarak telakki edebilirsiniz. Yeni bir tarih kurgusu üzerinden söylemlerinizi derinleştirebilirsiniz. Siyaset bilimi de bundan nasibi alır şüphesiz.
Örneğin ‘medeniyetler çatışması’ gibi bir sözü sarf ederseniz, esasen böyle bir çatışmaya kaynaklık da teşkil edebilirsiniz. Buradan ‘medeniyetler çatışsın’ diye bir sonuca ulaşmak artık ütopik olmaktan çıkmıştır. Yahut özellikle Suriye’deki savaşta olduğu gibi, her gün ölen insanların sayılarını rutin bir şeymiş gibi tekrar tekrar yayınlamak, onları yalnızca birer istatistik kılabilir zihinlerinizde. Sonra da zamanla duyarsızlaşma başlar ve algılarımız bize böylesine vahşi bir şekilde öldürülmeyi normalmiş gibi gösterir. Nihayet “Suriye’de birkaç ‘sayı’ daha öldü” gibi bir cümle ağzımızdan çıkıverir.

IX Meşruiyet oluşturma 

Gayrimeşru, gayrihukuki kabul edilebilecek yapıları, grupları, kişileri, meşruiyeti tescilli yapılar, gruplar veya kişilerle aynı cümlede anmak suretiyle, meşruiyet algısı oluşturmak istediğiniz şeye paye vermiş olursunuz.
Örneğin AK Parti, CHP, PKK, HDP, SP, MHP gibi kuruluşların isimlerini aynı cümlede sarf ediyorsanız, PKK’ya meşruiyet kazandırmak gibi bir motivasyonla hareket ediyorsunuz demektir. 

Yine “İşgalci İsrail güçleri” demek yerine “İsrail ordusu” gibi bir terkibi kullanmak İsrail’i ‘otorite’ olarak görmenin yanı sıra gayrimeşru olan bu yapıya meşruiyet kazandırma çabasının ürünüdür.

Magazinsel kılma, seçenekli dayatma, yok sayma, çelişkileri ve çatışma alanlarını farklılıklar bütünü olarak gösterme, nasipse yarın.

Etiketler