Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Arap Birliği, Arapları temsil etmiyor

Arap Birliği,  Arapları temsil etmiyor

Mısır’ın başkenti Kahire’de Irak’ın çağrısı üzerine önceki gün olağanüstü toplanan Arap Birliği, Türkiye’den Başika Kampı’ndaki askerlerini çekmesini istedi.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, üye ülkeler, “Türkiye’nin askeri varlığını kınıyoruz. Irak’ın gösterdiği tepkiyi haklı buluyor ve destekliyoruz” dedi.

Arap Birliği’nin bu tavrı Arap sokağında büyük tepkiye yol açtı.

Yazarlar, düşünürler, akademisyenler, entelektüeller ve sıradan insanlar “Arap Birliği beni temsil etmiyor” etiketi altında görüşlerini dile getirdi.

Birliğin Arapları temsil etmemesi gayet normal.

Çünkü üye ülkelerin büyük çoğunluğunda yönetim halk tarafından seçilmiş değil.

Arap Birliği’nin Arapları temsil edebilmesi için öncelikle üye ülkelerin yönetimlerinin kendi halklarını temsil etmesi gerekir.

Örgütün yapısındaki bu temel sorun bir yana, Türkiye karşıtı tavrı ve gerekçeleri de tutarlı değil.

Türkiye’nin Başika’daki askerlerini “egemenlik ihlali” olarak nitelendirirken, İran ve Rusya’nın Suriye’deki işgali karşısında üç maymunu oynaması gibi.

Arap Birliği’yle Arap sokağı arasındaki uçurumun daha iyi anlaşılması için sosyal medyada yazılanlardan bazılarını paylaşmak istiyorum.

Filistin asıllı Ürdünlü yazar Yasir El Zeatira: “Arap Birliği, tarihsel olarak Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bir şubesidir. Rejim uyandığında uyanır, gerilediğinde geriler. Bugün, Sisi’nin zamanı ve ümmetin davaları rejimin çıkarı için satılıyor.”

Suriyeli muhalif politikacı Ahmed Ramazan: “Arap Birliği’nin Kuzey Irak’taki 150 asker için seferber olması ve Suriye’yi işgal eden 8 bin Rus askeri, 5 bin İranlı ve 20 bin paralı asker için susması ne anlama geliyor?”

Katar El Arab gazetesi Yazı İşleri Müdürü Cabir Bin Nasır El Merri: “Arap Birliği’nden Arap halklarının gerçekten yararına olacak tek bir karar dahi çıkmış değil. Kelimenin tam anlamıyla bunamış bir örgüt. Yaşlı Arap Birliği’nin Türkiye’ye kur yapması için Türkiye’nin Sisi’nin cinayetlerini kabul etmesi mi gerekir? Türkiye bilsin ki, Arap Birliği beni ve hiçbir özgür Arap’ı temsil etmiyor.”

Kuveyt Enformasyon eski Bakanı Saad Bin Tıfle El Acmi: “Arap Dışişleri Bakanları’nın bildirisinde sadece Irak topraklarına Türk müdahalesinin kınanması, İran diplomasisinin Arap evi içine sızdığını gösterir.”

Iraklı gazeteci Mustafa Kamil: “Nebil El Arabi’nin Türkiye tarafından egemenliğinin çiğnendiğini söyleyerek sahte gözyaşı döktüğü Irak topraklarını İran’ın işgaliyle ilgili hiçbir haber duymamış ve okumamış olması mantıklı mı?”

Mısır El Mısrıyyun gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cemal Sultan: “300 bin Suriyelinin kanına ve milyonlarca mülteciye ihanet eden, onları cani bir tağuta, Rus ve İran işgallerine satan bir kurum bir Arap olarak bana onur vermez ve beni temsil etmez.”

Arap Birliği’nden çıkan kınama kararının ardında ağırlıklı olarak Mısır cuntasının ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin parmağının olduğunu söylemeye gerek yok.

Yani Türkiye’ye koyu bir düşmanlık besleyenler gerçekte Türkiye’den önce Arap halklarına düşmanlar.

En büyük korkuları kendi halklarının uyanıp özgürlük talep etmesi.

Türkiye’ye düşmanlıkları da zaten Arap Baharı sürecinde diktatör rejimlerin değil halkların özgürlük taleplerinin yanında yer alması yüzünden.

Etiketler