Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Babanız yanınızda yere düşse ve yüzü çamurlansa ne yaparsınız?”

“Babanız yanınızda yere düşse  ve yüzü çamurlansa ne yaparsınız?”

Alpaslan Canbaz – Muhteşem Yüzyıl dizisine tarihimizi tahrif ettiği gerekçesiyle kızdılar. Bense pek kızmadım. Hatta Muhteşem Yüzyıl ve emsallerine durmadan ateş püsküren ne kadar devlet büyüğü veya para babası varsa ben asıl onlara kızdım.Çünkü böylesi dizilere ve filmlere meydanı bırakanlar onların ta kendisiydi. Elinde imkân olduğu halde doğrusu anlatılsın diye hiçbir çaba sarf etmeyenlerin yanlışı eleştirmeye hakkı olmamalıydı.

Ülkemizdeki en büyük film festivallerinde son yıllarda yaşanan kepazelikler de malûm. Gezi’yi eleştiren yönetmenler dünyanın en iyi filmini de çekse hiç mi hiç şansları yok.
Gönül isterdi ki, sanatçı dediğimiz kişiler eserlerini ortaya koyup kenara çekilsin. Eleştirmenler de eserin sahibinin ideolojik fikirlerini değil; ortadaki eseri değerlendirsin. Fakat ne yazık ki bu, iki taraf için de böyle değil.
Sonuçlar üzerinden gitmek faydasız, sebeplere dikkat çekmeliyiz en çok da. Neden bu ülkedeki sinema emekçileri Gezi’yi savunmak zorunda bırakılıyor? Hükümet düşmanı olmadığı sezilenleri anında cemiyet dışı bırakan bir sistem oturtulurken bizimkiler ne yapıyordu, bunu konuşmak gerekir.
Allah için birçok projeye para akıtılırken, insan kaynağı sağlanırken ülkemiz sınırlarında üretilip bütün dünyadan ilgi görecek kudretteki sinemayı neden es geçtik, bunu konuşmak gerekir.
Yahudiler kendilerini mağdur gösteren filmleri dünyaya sevdirdiler. Çocukken izlediğim şahane bir film olan Hayat Güzeldir hâlâ net şekilde zihnimdedir. Müslümanların terörist olarak gösterilip kahraman (!) ABD askerlerince bir bir yere serildiği filmleri izleyerek büyüyen çocuklarımız ortada.
Peki biz neden bu tabloyu kanıksamak yerine karşı atağa geçip de yeni milli sinema örnekleri veremiyoruz?
Daha anlatılmamış milyon tane hikâyemiz var. Ama beyaz giymiş mutlak iyi insanlarla karanlık suratlı mutlak kötü insanların yer aldığı ucuz filmler yapmaktan öteye gidemedik.
Kör göze parmak olmayıp anlatılacak olanın hikâyeye yedirilmiş şekilde verildiği, tefekküre yöneltecek, evrensel olan kaliteli filmler üretmeye ne zaman meyledeceğiz?
Tunuslu yönetmen Nasır Hamir’in, kendi filmi Bab’Aziz hakkında söylediklerini hiç unutmuyorum. Şöyle demişti:
“Bu film bir sorudan çıktı aslında: Babanız yanınızda yere düşse ve yüzü çamurlansa ne yaparsınız? Ben olamasam bile benim babam tam bir Müslüman’dı ve şu sıralar onun yüzüne (dinine) çamur çalınıyor durmadan. Ben bu filmle babamın yüzünü silmeye, temizlemeye çalıştım. İslam’ın Batı tarafından sunulan yüzünü değil; bilinmeyen, es geçilen ve unutturulan yüzünü göstermeye çalıştım.”
Biri iyi ki çıktı ve Bab’Aziz filmini çekti. Biri iyi ki Çağrı’yı çekti… Allah onlardan razı olsun.

Etiketler
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!