Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Barış Pınarı’nın amacı bölgenin güven ve huzuru

Barış Pınarı Harekâtı’yla sadece taşeron terör örgütü PKK/PYD’nin yenilmediğini arkalarındaki diğer güçlerin de kaybettiğini belirten Güvenlik ve Terör Uzmanı Osman Kaya, “Türkiye, Suriyeli kardeşlerimizin kendi yurtlarına, evlerine dönmelerini, güven, barış, huzur içerisinde hayatlarını devam ettirmelerini temin etmek için Güven Bölge oluşturmak adına Barış Pınarı Harekâtı’nı başarıyla gerçekleştirdi ” dedi.

Sümeyye Aksu
Barış Pınarı’nın amacı bölgenin güven ve huzuru

Diriliş Postası Gazetesi Muhabiri Sümeyye Aksu / İstanbul

“Bölgedeki yayılmacılığı etnik kimlik ve inançlar üzerinden parçalanmış sürekli çatışma, kaos ve kriz sarmalına hapsolmuş bir bölge, başta ABD ve İsrail olmak üzere krizden beslenenler için en uygun zeminidir. Özellikle Arap Birliği’nin demokratik olmayan idarelerinin devamı da Baas tipi yapıların iktidarda kalmasına bağlıdır.” ifadelerini kullanan Güvenlik ve Terör Uzmanı Osman Kaya, Barış Pınarı Harekâtı’na gelen süreç ile ABD ve Rusya ile yapılan mutabakatlara ilişkin Diriliş Postası’nın sorularını cevapladı.

GÜVENLİ BÖLGE NERELERİ KAPSIYOR?

Güvenli Bölge kavramının iki yönü var benim açımdan. Birincisi, bu gün karşı karşıya olduğumuz meseleler bağlamında “Güvenli Bölge” Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırı boyunca, Fırat’ın doğusunda Ayn-el Arap sınırından Irak Sınırı Kamışlı’yı Malikiye’yi de içine alacak şekilde yaklaşık 460 kilometrelik uzunluk ve otuz-otuz beş kilometrelik bir derinliğe tekabül eden, başta etnik ayrılıkçı PKK/PYD terör örgütleri olmak üzere, terör örgütlerinin etkisinden arındırılmış, Türkiye’nin kontrolünde olacak, inisiyatif kullanabileceği bölge olarak belirlenmiştir. Barış Pınarı Harekâtı’nın amacı bu genel çerçeve içerisinde ifade edilebilir. İkincisi, bizim, yani Müslüman Türk Milleti için güvenli bölge cihanın her karış toprağıdır. Zira insanı, insanlığı, hakkı, hakikati hedef alan, zarar vermeye çalışan her tehdit, her tehlike nerede olursa olsun bizim hedefimizdir. İl’a-yı Kelimetullah, Nizam-ı Âlem’dir bu.

SURİYE HALKI BARIŞ, HUZURLA KENDİ TOPRAKLARINDA YAŞAYABİLMELİ

Türkiye’nin Güvenli Bölge iddiasının, çabasının amacı nedir?

En başta Sayın Cumhurbaşkanımızın ve her vesile ile diğer devlet görevlilerinin ısrarla vurguladığı gerçek, Türkiye’nin amacının Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğünün sağlanması, istikrarının korunması, Suriye halkının barış, huzur ve refah içerisinde kendi topraklarında yaşamasıdır. Bu arzu hem Türkiye, hem de bölgenin güvenliği, barışı ve istikrarı açısından da belirleyicidir. Suriye’de ne olmuştur da bu noktaya gelinmiştir? 2011 yılı başlarında demokratik taleplere Baasçı Esed Rejimi vahşice karşılık verdi. İran’a bağlı profesyonel unsurlar, askerler ve Şii milisler Suriye halkına karşı korkunç bir zulüm uyguladı. Etnik ayrılıkçı Stalinist PKK terör örgütü başta olmak üzere DEAŞ ve birçok terörist örgüt bu sürecin dışında kalmadı. Kendi amaçlarına kolaylık ve zemin oluşturacak bir demografi için Suriyelilere saldırdı. Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğünü, halkın güvenliği ve huzurunu hedef alan Rejim ve İran’ın uyguladığı ve Rusya’nın da bundan geri kalmadığı katliamlar, terörist eylem ve faaliyetler, krizden beslenen ve kötücül politikalarını krizle meşrulaştıranlara Suriye’ye doğrudan veya dolaylı müdahale imkânı verdi. ABD, Fransa, İngiltere, İran, Rusya ve İsrail başta olmak üzere birçok ülkenin müdahalesi Suriye’de bir iç savaşın yaşanmasına neden oldu. Bu gelişmelerden en çok olumsuz etkilenen ülke ise Türkiye oldu.

Bu süreçte on milyon Suriyeli yerlerinden, yurtlarından koptu, topraklarını terk etmek zorunda bırakıldı. Bunlardan dört milyon Suriyeli kardeşimiz ülkemize sığınmak zorunda kaldı. Bu gelişmeler ülkemizi birçok sorunla karşı karşıya bırakmakla birlikte, ülkemiz açısından en büyük mesele doğrudan güvenliğimizi, barış ve huzurumuzu hedef alan menfur terörist eylemleri de beraberinde getirdi. Bütün bu gelişmelerin yanında kırk yılı aşkın süredir Türkiye’yi bölmeye çalışan etnik ayrılıkçı PKK/PYD terör örgütünün ABD, İsrail, Fransa başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğu, S. Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır başta olmak üzere Katar hariç Arap Birliği ülkelerinin desteğiyle sınırlarımızın güneyinde bir terör devleti kurmaya çalışmaktadır.

“TÜRKİYE’NİN BEKASI İÇİN CUMHUR İTTİFAKI DEVAM ETMELİ”

Bu süreçte Türkiye’nin tutumu ne oldu?

Suriye’de Esed Rejimi’nin Türkiye’nin bütün dostane destek ve girişimlerine karşın kendi insanlarına karşı vahşice saldırmasıyla başlayan bu yeni süreçte Türkiye’nin en önemli hatası, Suriye’yi rejimi ve ilişkilerini doğru, isabetli okuyamayan sığ bir stratejiyle hareket etmesi oldu. Esed Rejimi’ni Rusya, İran, doğrudan olmasa da Çin’den bağımsız bir haftalık iş olarak görüldü. Bu sığ strateji Türkiye’nin etnik ayrılıkçı PKK terör örgütü ile mücadelesinde de kendini gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın zamanında müdahalesiyle bu sığ stratejinin sahipleri tasfiye edilerek, uzaklaştırıldı. 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde CHP’nin desteğiyle 3. parti olarak meclise giren HDP, Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin desteğiyle kurulan sözde Kantonların Türkiye ile birleştirilmesi için harekete geçti ve etnik ayrılıkçı PKK terör örgütü Çukur Eylemleri’ni başlattı. Bu hainlik, kararlı siyasi irade, güvelik güçlerimizin sabır ve kahramanlıklarıyla tam bir hezimete uğradı. Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayeti ve liderliği, Sayın Devlet Bahçeli’nin destekleri ve Türk Milleti’nin kahramanca direnişi ile FETÖ terör örgütü ve işbirlikçi hainlerin 15 Temmuz 2016’da Türkiye’nin işgale hazır hale getirilmesi amacına matuf terörist kalkışması da bertaraf edildi. AK Parti, MHP dayanışması “Cumhur İttifakı” adıyla somutlaşarak devam etti. Bundan sonraki süreçte Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Harekâtı, yurt içi ve dışı operasyonlar, Meclis dayanışması ve son olarak Barış Pınarı Harekâtı konusunda da bu ittifak ve dayanışma güçlenerek devam ediyor.

Türkiye’nin bekası, içeriden, dışarıdan bütün tehdit ve saldırıların bertaraf edilmesinin en önemli güvencesi olan bu ittifak var olmaya devam edecektir. Etmelidir.

GÜVENLİ BÖLGE BARIŞ, GÜVEN VE HUZUR İÇİN

Suriye’de ABD’nin izlediği politika ve sonuçları?

Türkiye uzunca zamandır ülkesindeki çatışma, saldırı ve zulümden canını kurtarmak için ülkemize sığınan Suriyeli kardeşlerimizin kendi yurtlarına, evlerine dönmelerini, güven, barış, huzur içerisinde hayatlarını devam ettirmelerini temin etmek için başından beri “Güvenli Bölge” kurulması talebini dile getirdi. Bunun için ABD’ye DEAŞ ile mücadelede birlikte hareket etmeyi ısrarla teklif etti. ABD bu teklifi kabul etmediği gibi DEAŞ terör örgütünün bölgede varlığı ve etkinliğini devam ettirmesine göz yuman “kontrollü kriz stratejisi” izledi. NATO üyesi ABD kırk yıldan fazladır Türkiye’ye karşı terörist eylemler, katliamlar gerçekleştiren, toprak bütünlüğünü hedef alan, kendisinin de terör örgütü olarak tanıdığı PKK/PYD terör örgütü ile ittifak ederek eğitti, on binlerce TIR silah teslim ederek donattı, adeta bir terörist ordusu haline getirdi. Yüz milyonlarca dolar destek verdi. Örgütledi, öğütledi.

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri