Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Başkanlık sistemi tartışması” kandırmacasına itiraz ediyoruz

“Başkanlık sistemi tartışması” kandırmacasına itiraz ediyoruz

Başkanlık sistemi mi yoksa Parlamenter sistem mi? Dünyanın en saçma, en gereksiz sorusu bu olabilir hatta zorlasak altında “hain” bir kasıt bile bulabiliriz. Sürekli bu soruyu gündemde tutma çabalarındaki şüphe uyandırıcı telaş gösteriyor ki ortada fena halde bir oyalama var.
Derdimiz ne, ihtiyacımız ne, planımız ne, aşırı angaje olmuş radikaller olması gereken yere yani bir kenara, mutedil ortalamanın düşüncesi ne? Konuşulması gerekenler bunlarken niye biz saçma sapan sorularda debeleniyoruz? Şu sebeple; “yerleşik düzen” gerçeği örtüp bizi sonu gelmez tartışmalara boğarak işini götürmenin peşinde.

Ben vatandaş olarak Cumhurbaşkanına oy veriyorum. Yani lideri mi seçiyorum ve onu yetkilendiriyorum. Sonra Başkanımı seçiyorum yine vatandaşlıktan gelen doğal ve tartışılmaz yetkimi ona devrediyorum ve ülkeyi yönet diyorum.
Şimdi hangisine hangi yetkimi verdim? Sistem benimle dalga geçiyor ve artık bu Parlamenter sistem denilen garabetin benimle alay etmesinden sıkıldım? Hangi yetki mi kime verdim, neyin hesabını kime soracağım? Yetkili olan Cumhurbaşkanıysa ona hesap sormam, bir dahaki seçimde oy vermemem gerekiyor.Yok yetkili Başbakansa Cumhurbaşkanı kim? Efendim yetki ve sorumlukları ayrılıyormuş? Kim yaptı bu ayrımı ve ben niye bilmiyorum? Öte yandan böyle bir ayrım yapılmasını istiyor muyum?

HESAP VERECEK SORUMLU KİM?

Birinci dert karar mekanizmasının bir bütünlük içinde çalışabilmesi için yetki alanının belirlenmiş olması, belirlenen yetki alanlarına vatandaş tarafından bir amir atanmış olması ki bunun adı işte “Başkan”oluyor ve bu vatandaş tarafından atanan amirin denetlenmesi için bir denetim mekanizması kurulması gerekiyor. Buna ne diyorsanız deyin efendiler ama benim artık bir sisteme ihtiyacım var.

İKİ BAŞ ANLAŞAMAZSA NE OLACAK?

Bir diğer mesele; ya Başbakan ve Cumhurbaşkanı başka partilerden olursa? İşi gücü bırakıp o makamların birbirinin ayağına çelme takmasını mı izleyeceğiz? Bugün için bu ihtimal yok ama yarın için var. Geçmiş acı tecrübelerle dolu. Ülke yanıyordu, yazar kasalar başbakanlığın önünde parçalanıyordu ve Cumhurbaşkanı kafasından büyük kavanozlardan içki içerken başbakanın yüzüne anayasa kitapçığı fırlatıyordu. Yarın bu makasın bir daha açılmayacağını kim garanti ediyor? Dert makası açıp ülkeyi ikircik’li duruma sokup boğmak değil mi zaten!

Milletvekili tam olarak ne iş yapar? Hangi konudan sorumludur? Ne olduğu zaman “sen işini yapmadın” diye ona dava açabiliriz? Tam olarak 550 tane Başbakanımız mı var? Kim bu adamlar ve hesap verecekleri hangi sorumluğu aldılar? Benim iş yerimde sorumluluğum ve işim belli. İşimi eksik yaparsam patron beni kovabilir. Milletvekilleri neyi eksik, hatalı yaparsa onları işten atabiliriz?

Ezcümle: Derdimiz başkanlık sistemi mi, yoksa parlamenter sistem mi değil. Hepimizi oyalıyorlar. Derdimiz yönetim yetkisini güçlendirmek, birbirine sataşana iki yetkili yerine, hesap verebilen bir yetkiliyi göreve getirebileceğimiz bir sisteme kavuşup “tam yol ileri” diyebilecek güce kavuşmak. Bunun adı ne olacak peki? Bana ne? Ne diyorlarsa desinler!

Etiketler