Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Bırakma Türk

Bırakma Türk

“Bu ayrılış o kadar hazindi ki, bunu layıkıyla izaha imkân göremiyorum. Yalnız şu kadar söyleyeyim ki bu ayrılışta duyduğum hüzün ve elemi babamdan ve baba ocağından ayrılışımda duymamıştım. O canım yerleri belki bir daha görmemek üzere terk ediyor, vatanın bu parçasını öksüz ve yetim bırakıyorduk. İki gözümüz iki çeşme gayri ihtiyari boşanıyor her attığımız adımı artık hasretle geride bırakıyorduk. Ah o ne acı anlar ve günlerdi…
Nereden ve nasıl haber almışsa, tam vedalaşıp kaleyi terk ederken büyük kapıdan çıktığımda, tahsil görmüş yirmi beş yaşlarında bir Arap delikanlısı karşıma çıktı. O’nu uzaktan görür ve bilirdim. Fakat konuştuğum bir şahsiyet değildi. İki elimi öptü, “Ah siz ve siz Türkler bizi kimlere bırakıp böyle gidiyorsunuz ya Selahattin? Arkanızda koca bir tarih bırakarak buradan ayrılıyorsunuz. Ne yazık ki biz sizleri bulamayacağız” diye hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve ayakta duramıyordu.”
Selahattin Günay- Bizi Kimlere Bırakıp Gidiyorsun Türk? Suriye ve Filistin Anıları
Hani tilkinin canı sıkkın olduğunda ‘tavuk bile olsa yemem’ dermiş ya benimkisi de o misal. Bir şey yazmanın zihnimde veya hissiyatımda karşılığının olmadığı hal içerisindeyim. Yok, entelektüel veya melankoli türünden sıkıntı değil benimkisi. Derdim Bayırbucak Türkmenleri. Esir Türk İlleri meselesi çocukluğumdan beri ıstırabımdır. Kavmiyetçilik mi yapıyorum bilemem ama Irak ve Suriye Türkmenlerinin; Kırım Türkleri, Çerkezler, Uygur Türkleri, Myanmar Müslümanları ve Gazzeli Filistinlilerle birlikte dünyanın en fazla zulme maruz kalan ve imkân sahiplerince ihmal edilen toplulukları olduğunu düşünüyorum.
Aramızda kan bağı olduğunu biliyorum ve bu durumun beni onlara daha fazla yakınlaştırdığına inanıyorum. Hz. Hamza (Radiallahu anh) hangi hadise vesilesi ile Müslüman olduysa ben de o vesile üzerinden yakınlık duyuyorum. Sadaka ve yardımda yakınları gözetmek nasıl hakka dairse, ben de o hak sınırı içerisinde kalarak ıstırap hissediyorum. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hz. Ömer’i (Radiallahu anh) bir meselenin halledilmesi için Medine’den Mekke’ye göndermek istediğinde herhangi bir korkusu olmadığı halde (verilen vazifenin yerine getirilmesini gözeterek); duruma daha uygun düşmesi bakımından “Osman’ı gönder Ey Allah’ın Resulü, onun orada kendisine sahip çıkacak akrabaları var” demesi hangi sebeptense, ben de aynı sebepten Türkmenlere daha fazla yakınım. Kur’anda kendilerine iktidar verilenlerin taşkınlıklarını anlatmak için zikredilen ‘akrabalık bağlarının koparılması’, tersinden neye delalet ediyorsa o delalet üzerinden yakınlık hissediyorum. Fitne ile ilgili Ebu Zer (Radiallahu anh) hadisinde Allah Resulünün (Sallallahu aleyhi ve sellem),“Kendilerinden olduğun yakınlarının yanına sığın” tavsiyesindeki yakınlıkla ıstırap çekiyorum.
Bir denizin ortasında kayığınız alabora olduğunda sizi kurtaracak kimsenin olmaması mı daha fazla hayal kırıklığı oluşturur yoksa yanınızdan geçenlerin size bakarak uzaklaşmaları veya sadece sizi seyretmeleri mi? Akıbet aynı olsa da hangisi daha büyük bir faciadır? Kendimi aşağılanmış biri olarak görüyorum. Hatta daha da fazlası; aşağılık biri olduğumu düşünüyorum. 1993 Şubatında Taksimde düzenlenen mitingde okunan mektubunda; “Bizi Türkiye’ye davet etmeyin, siz buraya gelin. Bosna sizin de vatanınız” diyen Bilgi Kralın (Rahmetullahi aleyh) sözleri geliyor aklıma.
İyi insanlar darda kalan mazlumların yardıma koşarlar. Çünkü kötüler, kötü olanlarla birlikte hareket ediyorlar. Gerçekten güçsüz bırakılmışlardan sayılacak bir mahrumiyetimiz varsa bilemem ama eğer değilsek bizi (hayat süren leşler) ne kurtaracak? Allah (Azze ve Celle);dünyada gönül rızası ile güle oynaya Müslümanlara ve mazlumlara karşı zalimlerle/kâfirlerle birlikte hareket edenlerin ahiretteki akıbetini de bir eylesin. Âmin.
Bülent Akyürek’in söyledikleri geliyor aklıma. Esra Elönü’nün programında, “israil saldırganlığına karşı ne yapılabilir” sorusuna verdiği cevap. “Ben ne yapabilirim ki” demişti galiba, “savaş uçağım, tankım, silahım yok. Nasıl caydırabilirim onları. Yapılabilecek şeyler için devletimiz var bizim.” Onu dinlediğimde Alev Alatlı’nın yazdıklarını düşünmüştüm. 2004 tarihinde yazdığı bir makalesinde ‘yenik devlet’ ve ‘alacakaranlık bölgeler’ kavramından bahsediyordu. Hükümet birimleri ve sivil kurumların işlevsiz kaldığı, ekonominin kayıt dışılık üzerinden işlediği,anarşinin hüküm sürdüğü bir yönetim veya yönetilememe durumu. “Söz konusu ülkelerin halkları, göçebe ve sığınmacı yaşamlara sürüklenirken, uluslararası sivil toplum örgütlerinin vesayetleri altına giriyorlar. Ekonomik çöküntü, kaçakçılığı teşvik ediyor, kaçakçılık komşu ülkelerin asayişini.” Şimdi bütün bunlarla birlikte düşündüğümde Bayırbucak Türkmenlerinin ıstırabını çekmek, kendi derdimize yanmanın da bir yanını oluşturuyor. Rusya’nın hava kuvvetlerinin yanı sıraİran, Lübnan, Afganistan ve daha bilmem nereden oradaki Müslümanlara savaşmaya ve zalime/kâfire desteğe gelen binlerce İran yanlısı Şii milis ve asker olacak ama çıplak gözle görülen mesafemizdeki Türkmenler yardım diye figan edecek! Türkmen Dağına saldırı bizzat Türkiye’nin ‘yenik devlet’ olmasını temin etmeye yöneliktir. Pkk hendekleri de ‘alacakaranlık bölgelerin’ sınırlarını belirlemeye matuf. Bütün karmaşası, dertleri ve zıtlıklarıyla bugünkü Türkiye; yeryüzünün vicdanıdır, değilse olmalıdır ve olma yolundadır inşaallah. Türkiye diz çökerse, dünya düşmüş olacaktır.
Hayatımız boyunca mağlup olmuş, evlerinden uzaklaştırılmış, yollara düşmüş, öldürülmüş mazlumların görüntüleri üzerinden yapılan yardım kampanyalarına katkı verdik. Artık zalimlerle, dinlerini/namuslarını/izzetlerini korumak için savaşan insanlara; mücadelelerine katkı vermek üzere harekete geçmenin imkânını bahşetsin bize Allah (Azze ve Celle).
Şimdi Anadolu Ajansının bir haberini bildirdi yakınlarım. Bir savaş uçağını düşürmüş bizimkiler. Allah (Azze ve Celle); zalimler üzerine attıkları mermileri isabet ettirsin.Âmin, âmin.
Birden keyfim yerine geldi. Artık bu yazıyı uzatmanın gereği kalmadı benim için.

Etiketler