Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

‘Bu asalak yapının temizlenmesi lazım’

'Bu asalak yapının temizlenmesi lazım'

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Paralel Devlet Yapılanması’na ilişkin “Bütün uzantılarıyla tamamen bu asalak yapının temizlenmesi lazım. Ama bütün kurumların aynı duyarlılıkla bu hedefe kilitlenmesi, bu mücadelenin bir parçası olması çok büyük önem taşıyor. Bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne de giren bir konu, Milli Güvenlik Kurulu kararlarına da yansıyan bir konu. Bir Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin kavgası filan değil, devletin verdiği bir hukuk mücadelesidir” dedi.

Akdoğan, Kanal A’da katıldığı programda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Koza İpek Holding ve şirketlerine kayyum atanması kararına ilişkin soru üzerine Akdoğan, burada “bir medya grubuna dönük bir kayyum ataması” gibi algılamanın doğru olmayacağını söyledi.

Akdoğan, “kayyumun, yürütmenin emrine girdiği” anlamına gelmediğini ve hakim kontrolünde olduğunu ifade etti. Konuya basın özgürlüğü anlamında bakıldığında olumsuz rüzgar estirilmesinin bilinçli bir kampanyaya dayandırıldığını belirten Akdoğan, bir algı operasyonunun yapıldığını ve bunun yeni bir durum olmadığını kaydetti.

Türkiye’de basın özgürlüğünün birçok Avrupa ülkesinden daha ileride olduğunu vurgulayan Akdoğan, “Burada basın özgürlüğü maskesi arkasına sığınarak başka bir ideolojik kavga veriliyor. Adeta Hükümet’e savaş açarcasına bir yayın içerisine giriliyor. Bunların son dönemde özellikle organize bir şekilde, illegal birtakım örgütsel yapıların tezahürü olarak da ortaya çıkabildiğini görüyoruz, bununla ilgili de devam eden yargı süreçleri var” diye konuştu.

Akdoğan, alınan kararın hakim kararıyla olduğuna dikkati çekerek, “O kayyumlar da hakimin denetiminde ve kontrolünde bu faaliyeti yürütüyorlar. Bunun çok iyi ayırt edilmesi lazım” dedi.

“Öyle bir mekanizma kurulmuş ki şerre hizmet ediyor”

Bazı gazetelerin aynı paralelde yayın yapmasına ilişkin bir soru üzerine Akdoğan, şunları kaydetti:

“Bazen aynı fotoğraf kadrajı, aynı başlık, sanki sadece gazetenin logosu değişiyor, baktığımız zaman görülüyor, nasıl bir işbirliği. Biri topu kaldırıyor, biri pas atıyor, öbürü bunu şuta çeviriyor böyle bir iş birliği var. Cumhuriyet, Sözcü, Zaman, Hürriyet, Posta… Nasıl bir ilişki ağı olduğu görülüyor. Bu da arkadaki ittifakı gösteriyor. Bu tamamen AK Parti, Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerine ‘Bunu biz ne yapıp edip bir şekilde devirmeliyiz’, böyle bir konsorsiyum var.” 

Akdoğan, ortada kirli bir amacın yer aldığını, milletin buna izin vermediğini belirterek doğrudan sivil siyasete ve demokrasiye dönük bir saldırı yapıldığını aktardı. AK Parti’nin buna engel olduğunu vurgulayan Akdoğan, “Bunların nasıl bir felsefeye sahip olduğunu zaten görüyoruz. Tamamen hepsini zombileştiren. Baktığın zaman tek tek kişi olarak iyi insanlar görünüyor, bizim de tanıdığımız insanlar var. Ama öyle bir mekanizma kurulmuş ki o mekanizma şerre hizmet ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu asalak yapının temizlenmesi lazım”

Zaman gazetesine ve Samanyolu televizyonuna el konulmasının söz konusu olup olmayacağına dair soruya Akdoğan, “Bu hükümetin bildiği, planladığı, takip ettiği bir konu değil. Yargının devam eden süreçleri var, bu süreçlerin gereği olarak birtakım kararlar alınıyor, tedbirler uygulanıyor. Bu konularda spekülasyon yapmak da çok doğru olmaz” ifadesini kullandı.

Akdoğan, kayyum atanmasıyla bir buçuk yıldır bu grupların yurt dışından “dijital yayıncılık yapma” konusunda bazı girişimlerin olduğu, Koza İpek grubuna el konulduğu gibi diğer gruplara da el konulması halinde “yurt dışından Türkiye’ye dönük yayın yapacaklarına” ilişkin iddiaların hatırlatılmasına ilişkin, “O konuyu bilmiyorum ama bu tür söylentileri duyuyorum. Bu tür yapılar her türlü imkanı kullanarak içeride 1 Kasım’ı varlık-yokluk meselesi görüyorlar. Bunlar ne varsa bütün güçleriyle yükleniyorlar” dedi.

Vatandaşlarca bu yapının fark edilmesini çok önemsediklerini bildiren Akdoğan, şöyle devam etti:

“Tayyip Erdoğan burada dik durmasaydı, bütün Türkiye’de bunlar esaret düzeni kurarlardı. Bunu başka hiç kimse yapamazdı. Yapının güç ve mevzi kaybettiğini, deşifre olduklarını, birçok yerde tasfiye edildiklerini görüyoruz. Ama bu mücadele akşamdan sabaha bitecek bir mücadele değil. Burada bütün bu uzantılarıyla tamamen bu asalak yapının temizlenmesi lazım. Ama bütün kurumların aynı duyarlılıkla bu hedefe kilitlenmesi, bu mücadelenin bir parçası olması çok büyük önem taşıyor. Bu Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne de giren bir konu, Milli Güvenlik Kurulu kararlarına da yansıyan bir konu. Bir Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin kavgası filan değil devletin verdiği bir hukuk mücadelesidir.”

“Gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama…”

Yalçın Akdoğan, AK Parti iktidarlarının Paralel Devlet Yapılanması’nın network oluşturmasına büyük oranda katkı verdiğine dönük eleştirilerin yapıldığının hatırlatılması üzerine, bunun doğru olmadığını vurguladı.

AK Parti’den önce de bu yapının devlette bulunduğuna işaret eden Akdoğan, şunları söyledi:

“Onunla özel bir ittifak ilişkisi kurmuş değil ama herhangi bir yapıya ayrımcılık da yapmış değil. Bu yüzden AK Parti’ye yöneltilen eleştirileri haksız buluyorum. Bunun tersini yapsa o dönemde eleştiri konusu olabilirdi. Ama bunların başka bir gizli gündemi, ajandası, başka bir niyeti olduğu ve bir şeyin peşinden koştuğu ortaya çıkınca zaten bu patlak verdi. Bu sadece 17 Aralık’ta bir şey oldu da karşı karşıya gelindi değil, öncesine uzanan bir süreç. Birtakım rahatsızlıkların dile getirildiğini biliyoruz. Bunlar daha aleni birtakım hamleler yapmaya başladı.”

Akdoğan, Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesine ilişkin soruya, “Gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama bunlar şu anda Türkiye’den kaçma modundalar, Türkiye’ye gelme modunda değiller. Neticede açıklanan iddianameler ortada, devam eden davalar ortada. Bu davaların neticesine göre hukuk sistemi içerisinde ne yapmamız gerekiyorsa bununla ilgili yazışmalar, görüşmeler yapılır” karşılığını verdi.

“Paralel yapıyla Kandil arasında ilişki” iddiaları hakkındaki görüşü sorulan Yalçın Akdoğan, “Bunlar hiçbir kutsal tanımıyorlar, ihanet derecesinde Türkiye düşmanlığına girdiler. Her türlü kötülüğü yapıyorlar. ‘AK Parti bir şekilde iktidar olamasın’ diye her türlü desteği HDP’ye de verdiler, Suriye ve Kuzey Irak bağlamında bölgede örgütlerle de işbirliği içinde oldukları biliniyor. Bunlar Çözüm Süreci’nde, süreci bozmak için her şeyi yaptıkları gibi şimdi terörle mücadele sürecini akamete uğratmak için ellerinden geleni yapıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“Burada başka bir üst aklın devreye girdiğini görüyoruz”

Akdoğan, Ankara’daki terör saldırısında şu ana kadar PKK olduğuna ilişkin bir kanaat olduğu, arkasında paralel yapının devlet içindeki uzantılarının kullanılmış olup olmadığına ilişkin soruya, şu yanıtı verdi:

“Ben, böyle spekülatif yorumlar yapmam. Ama burada şunu söyleyebiliriz, bu tür hadiselerde amaca bakmak lazım. Bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanımız da daha kolektif bir yapıya işaret etti. Bunların ilişkileri daha karmaşık bir hal almış durumda. Bu tür provokatif eylemler, sadece yapanın kimliğiyle tarif edilecek eylemler değildir. Arkada bir siyasi amaç gözetliyor. Yapan örgütün amacının ötesinde başka bir siyasi amaç, fayda gözetiliyorsa burada başka bir üst aklın devreye girdiğini görüyoruz. Paralel yapının, kirli oyunların orkestra şefi olduğunu düşünüyorum, kendisi de bir piyondur, başka güçlerin kullandığı bir yapıdır. Ama o eylemin arkasında ‘Şu vardır, bu vardır’ bu somut veriyle yapılması gereken bir değerlendirmedir.”

Terörün, seçimleri hangi oranda etkileyeceği sorusuna Akdoğan, etkilememesini sağlamak için hayatın normal akışına dönmesi gerektiğini, bu yüzden siyasi iklimi değiştirmenin ve seçime katılımın çok büyük önem taşıdığını söyledi.

Etiketler