Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Bu coğrafyanın mazisi de istikbali de müşterektir

Bu coğrafyanın mazisi de istikbali de müşterektir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn’e gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Uluslararası Barış Enstitüsü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ofisi tarafından düzenlenen konferansta katılımcılara hitap etti. 

Küresel anlamda bir dönüşüm süreci yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar’ın, dünyanın en sıkıntılı bölgesinde, acıların ve umutların kol kola yürüdüğü bir coğrafyada hep birlikte yaşadığını belirtti.

“Ne bizim ne de sizlerin başka bir vatanları olmadığına göre bu coğrafyada yaşamayı sürdüreceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyleyse hep birlikte bölgemizdeki sorunların çözümü, huzurun, refahın, kardeşliğin, istikrarın güçlenmesi için neler yapabileceğimiz noktasında oturup konuşmalıyız” ifadelerini kullandı. Yüzyıllardır barışın adresi olan İslam coğrafyasının bugün acıyla, terörle, gerilimle, yıkımla, bombalarla anıldığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Binlerce yıllık İslam medeniyetine ev sahipliği yapmış mimarisi, kütüphaneleri, camileri, türbeleri, ilim, hikmet ve irfanın merkezi olmuş bu topraklar ateş, kan ve gözyaşıyla yeniden dizayn ediliyor.

Etnik kimlik, dil, kabile, renk ve mezhep temelinde birbirlerine yabancılaştırılan Müslümanlar Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Yemen’de ve daha pek çok yerde kendi kendilerini tüketiyor.

Arap ve İslam medeniyetinin göz bebeği şehirlerin terör örgütlerinin, yabancı güçlerin vekâlet ve yıpratma savaşlarının sahası haline getirilişini hep birlikte takip ediyoruz. İnsanlık vicdanının suskun kaldığı bu durum karşısında muktedirler ellerini ovuşturmakla, riyakârlar ise ne yazık ki timsah gözyaşları dökmekle meşguldür.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn’e gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Four Seasons Otel’de Uluslararası Barış Enstitüsü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ofisi tarafından düzenlenen konferansta katılımcılara hitap etti. Türkiye olarak Bahreyn’le ilişkilere özel bir önem verdiklerini vurgulayan Erdoğan, “Bahreyn’in güvenlik huzur ve istikrarını kendi güven ve istikrarımızdan ayrı görmüyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bölgenin, tüm İslam alemi’nin, hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken, aynı dili konuştuğu, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken, hiçbir ülke, hiçbir toplum sadece kendi konforunu, sadece kendi geleceğini düşünemez. Zira bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bugün Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın oralarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelenlerin yarın bizlerin de başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Bu sebeple daha sonra değil hemen harekete geçmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“İSLAM, RADİKALLİĞİ KABUL ETMEZ”

“Sevgili Peygamberimiz (sas) Medine şehir devletini kurarken, tüm Müslüman olmayanların seçmesi, o zamanki devletin başına getirmelerinin en önemli özelliği neydi? Sevgili peygamberimizin Muhammedül emin olmasıydı.” diyen Erdoğan, Hazreti Muhammed’in (sas) emin ve güvenilir olduğunu, bundan kimsenin endişe duymadığını belirtti.

Erdoğan, şunları ifade etti:

“Ama şimdi bunlar bizim yüz karamız olmuştur ve bunlar teröristtir. Kimse, şu anda dünyanın bazı yerlerinde terörle İslam’ı yan yana getirenler var, buradan yine sesleniyorum, kimse terörle İslam’ı yan yana getirmesin. Radikalizmle İslam’ı da kimse yan yana getirmesin. Çünkü İslam, radikalliği kabul etmez.
İşlerin en hayırlısı orta olanıdır, İslam bunu emreder. Aşırılıklarda asla fayda yoktur. Böyle yürüdük, böyle yürüyoruz, böyle yürüyeceğiz. Böyle yürürsek başarıyı yakalarız.”

“KATİL ESED 1 MİLYONA YAKIN İNSANI ÖLDÜRMÜŞTÜR”

Bu göç sırasında birçok muhacirin hedeflerine ulaşmadan hayatını kaybettiğine işaret eden Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:
“Biz Aylan bebekleri Batı’nın dergilerinde gördüğümüz zaman mı ah vah edeceğiz veya Ümran Bebekleri Batı’nın dergilerinin kapaklarında gördüğümüz zaman mı ah vah edeceğiz. Bunlar olmadan bizim tedbirimizi almamız lazım. Açık söylüyorum. Suriye’de herkes 600 bin falan diyor ama hayır Suriye’de bugüne kadar katil Esed 1 milyona yakın insanı öldürmüştür. Uçaklarla öldürmüştür, varil bombalarıyla öldürmüştür, tanklarla öldürmüştür. Hala da acımasız bir şekilde öldürmeye devam etmektedir. Peki biz bunlara sabırla bakabilir miyiz? Zulme rıza zulümdür. Orada bir zulüm var ve biz bu zulme sessiz kalamayız. Ya buna elimizle müdahale edeceğiz, ya dilimizle müdahale edeceğiz, bu da yetmiyorsa kalbimizle buğzedeceğiz. Ama bakıyorum ki İslam dünyasında ne yazık ki bu hassasiyet birçok yerde yok. Ben bu hassasiyete davet ediyorum. Biz kapımızı Batının bu mültecilere kapadığı gibi kapatmayacağız. Öyle veya böyle alacağız.”

“TERÖRİZMLE MÜCADELEDE KALICI BAŞARI SAMİMİ ÇABALARLA SAĞLANABİLİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde hangi ülkeye baksak, maalesef hangi meseleyi ele alsak, karşımıza terör konusu çıkıyor. Terörizmle mücadelede, kalıcı başarı ancak uluslararası düzeyde müşterek ve samimi çabalarla sağlanabilir. Bu amaçla, Birleşmiş Milletler çerçevesi başta olmak üzere bugüne kadar geliştirilmiş olan hukuki çerçeve elbette önemlidir ama yeterli değildir.” dedi.

“Müslümanlar kendi kendilerini tüketiyor”

Erdoğan, Arap ve İslam medeniyetinin göz bebeği şehirlerin terör örgütlerinin, yabancı güçlerin vekalet ve yıpratma savaşlarının sahası haline getirildiğini söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “Yüzyıllardır barışın adresi olan bu coğrafya maalesef günümüzde acıyla, terörle, gerilimle, yıkımla, bombalarla anılıyor. 6 yıldır Suriye’de çocuklar gökyüzüne baktıklarında gökyüzünün maviliğini değil ölüm saçan uçakları, hayallerini ve bedenlerini parçalayan varil bombalarını görüyor. Binlerce yıllık İslam medeniyetine ev sahipliği yapmış mimarisi, kütüphaneleri, camileri, türbeleri, ilim, hikmet ve irfanın merkezi olmuş bu topraklar ateş, kan ve gözyaşıyla yeniden dizayn ediliyor.

Etnik kimlik, dil, kabile, renk ve mezhep temelinde birbirlerine yabancılaştırılan Müslümanlar Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Yemen’de ve daha pek çok yerde kendi kendilerini tüketiyor. Arap ve İslam medeniyetinin göz bebeği şehirlerin terör örgütlerinin, yabancı güçlerin vekalet ve yıpratma savaşlarının sahası haline getirilişini hep birlikte takip ediyoruz. İnsanlık vicdanının suskun kaldığı bu durum karşısında muktedirler ellerini ovuşturmakla, riyakarlar ise ne yazık ki timsah gözyaşları dökmekle meşguldür.”

Etiketler