Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Cuma Sohbetleri: Hamd ve şükür

Cuma Sohbetleri: Hamd ve şükür

Muzaffer Dereli

Hamd ve şükürle başlamak… Ne güzeldir bu. Kur’an’ın ilk sûresinin ilk ifadesiyle: “Hamd olsun âlemlerin Rabbi Allah’a” diyerek… Rabbimiz bütün kullarına örnek ve öğüt olarak bu eşsiz ifadeyle başlamıştır Kitab-ı Kerîm’ine. Biz de âcizâne O’na hamd, güzel Rasûlü’ne salât ve selâmla başlayalım.

“Hamd”, güzel zikir, birini minnetle anmak, hayırla yâd etmek demektir. Güzel bir halden, bir nimetten dolayı ta’zim şekliyle şükür ve senâda bulunmak anlamındadır. Cenâb-ı Hakk bütün mahlûkatı bir lûtuf olarak var etmiş, onlara nimetler, kabiliyetler vermiş; insanlara peygamberler, kitaplar göndermiş, kendilerini hidâyet ve saadet yollarına davet buyurmuş olduğundan, bütün mahlûkatın hamd-ü senâsına, övgüsüne, sonsuz şükürlerine hak sahibidir. Yalnız O’na hamd yapılabilir.(Yazır, M. Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Dağ., Sadeleştirilmiş baskı, İstanbul, tsz., I, 175)

“Hamd”in karşıtı “zemm” (kötüleme) dir. Şükür kelimesinin ifade ettiği manânın karşıtı da küfran-ı nimettir yani nankörlüktür.Böylece birbirine yakın bu iki kelime arasındaki fark, ortaya çıkmış olur.(Dereli, M. Vehbi, Fatiha ve Kısa SûrelerinMeâl ve Tefsîri, Konya, 2004, 4. baskı, s. 23)

Arapça bir kelime olan şükür, “şekere” kökünden gelmektedir. Bu kökten gelen şükür, isim ve fiil olarak Kur’an-ı Kerim’de yetmişe yakın yerde geçmektedir.
Türkçe’de kullanılan teşekkür ve şükran kelimeleri de aynı köktendir.
Söz ile hamdedildiğinde bu aynı zamanda şükrün başı sayılır. Rasûl’ü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz; “Hamd, şükrün başıdır. Allah’a hamdetmeyen, O’na şükretmemiş sayılır,”(Ebu Davud, edeb 11; Tirmizi, birr 35)buyurmuştur.
Hamd, nimetin Allah Tealâ’dan geldiğini itiraf etmek, onunla Allah rızası için güzel amellerde bulunmak ve o nimete Allah’tan başkasını ortak koşmamaktır. Bu sebeple Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur: “Hamd, âlemlerin Rabbine mahsustur.”(1 Fatiha 1) Yani bütün hamdler ancak Allah’a ait ve O’na lâyıktır. Çünkü O, âlemlerin Rabbidir:
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.”(6 En’am 1)
“Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Arş’ın etrafını kuşatmışlardır”(39 Zümer 75)
“Arş’ı yüklenen ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd ile tesbih ederler”(40 Mü’min 7)
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah’a mahsustur. Yaratmada dilediğini artırır. Doğrusu Allah, her şeye Kadir olandır.”(35 Fatır 1)

Biz kullar dünya hayatında daima, Rabbimizin nimetlerine muhtacız. Zaten bedenimiz de O’nundur. Bedenin hayatı için de bu nimetlerden istifade etmemiz gerekmektedir. O nîmetleri saymak ise asla mümkün değildir. İşte bu konuda Allah (c.c.) şöyle buyurur:

“O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!” (14 İbrahim 34)
Evet, O’nun nimetlerinden bazılarını saymak da kolay değildir. Çünkü “bazı” ifadesine bile nice nimetler girecektir. Bütün bu nimetler insanoğluna çok önemli bir görev yüklemektedir:
“Andolsun ki, onlara: ‘Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?’ diye sorsan, mutlaka ‘Allah’ derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler.”(29 Ankebût 63)
Öncelikle bedenimize bakalım. Dış kısmından gördüğümüz onca nimetleri şöyle bir düşünelim. Yaratılışımız… Yaratılışın eşsizliği… Yaratıcının gücü ve dilemesi:
“Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde var etmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O’nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitap’tadır. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.”(35 Fâtır 11)
O’nun kudreti ve O’ndan gayri tapılanların hiçliği:
“Onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler; işitmiş olsalar bile size cevap veremezler; ama kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. Her şeyden haberdar olan Allah gibi, sana kimse haber vermez.” (35Fâtır 13-14)
O’dur bize bütün bunları veren. Daha nicelerini de. Bir de iç organlarımıza bakalım. Sonra da onların içerikleri ve yaptıkları görevleri hatırlayalım.
Nasıl da yaratmış O yüce Rabbimiz değil mi? O halde O’na kulak verelim:
“Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah’tan başka bir yaratan var mıdır? O’ndan başka ilah yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?”(35 Fâtır 3)
Sonra da dış âlem! Şu dünya… Onun üzerinde ve altında bulunan, istifade ettiğimiz şeyler. Teneffüs ettiğimiz hava, içtiğimiz su, ısındığımız güneş, nimetler sunan toprak. Bitkiler, hayvanlar… Her şey bizim emrimizde:
“Allah’ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz?”(31 Lokman 20)
O halde O’nu anmak ve O’na şükretmek gerekir. Bu zaten bir emirdir:
“Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana şükredin, nankörlük etmeyin.”(2 Bakara 152)
Bütün bunlar ve sayamadığımız her şey Allah’ındır. O’dur sahip olduğumuz şeyleri yaratıp bizlerin istifadesine veren. Hem de faydalanacağımız şekilde bahşeden:
“De ki: “Sizi yaratan, sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!”(67 Mülk 23)
Şimdi düşünmek lazım: Bunca nimetten bir ya da birkaçını bizim gibi insanoğlundan almış olsak, ona ne kadar da teşekkür ederiz değil mi? Hatta cimrilik de ederiz:
“De ki: “Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir.” (17 İsrâ 100)
O halde insana düşen şey, “sayma imkânı olmayan” bütün bu nimetlerin Sahibini hatırlaması ve gereğini yapması değil midir? İnsanın yaratılışına uygun olan gerçek de budur. Bunun aksi olan şey kendisine düşman olan şeytanın işidir ve ona uymaktır. Rabbimiz onun ve nefsimizin şerrinden hepimizi muhafaza eylesin. Bizi Yüce Zâtına şükredenlerden kılsın. (Amin!)
O’na emanet olunuz!

Fotoğraf: Cemil Şahin

Etiketler