Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Devrim otomobili – Bölüm 5: Ve Devrim sahnede…

Devrim otomobili - Bölüm 5: Ve Devrim sahnede...

Tren sabaha karşı Ankara’ya vardı. 1 numaralı bej Devrim ile 2 numaralı siyah Devrim, o zamanlar Sıhhıye’de (şimdiki Adliye Sarayı’nın yerinde) bulunan Ankara Demiryol Fabrikası’na indirildi. Orada depolarına birkaç litre benzin konuldu. Asıl ikmal, benzini daha kaliteli olan Mobil istasyonunda yapılacak, oradan da Meclis’e gidilecekti. Fakat Devrim’lere eşlik etmekle görevlendirilen trafik polislerinin bundan haberleri yoktu. Çok sayıda otomobil ve motosikletten oluşan eskort, Mobil’e uğramadan Meclis’e geçti.

GAZETE KAĞIDIYLA BENZİN İKMALİ
İkmal yapamayan Devrim’lerin depolarında birkaç damla benzin kalmıştı. Demiryolcular hemen harekete geçip bir bidon benzin tedarik ettiler. Önce 2 numaralı siyah Devrim’e ikmal yapılacaktı. Fakat ortalıkta huni yoktu. İşi, külaha dönüştürdükleri bir gazeteyle halletmeye çalıştılar. Olmadı tabii. Gazete kâğıdı benzini taşıyamayınca bir dergi buldular. O da işe yaramadı. Depoya girmemekte ısrar eden benzin, sağa sola döküldü.
Bu arada Devlet Başkanı Cemal Gürsel, yerli otomobilin ilk numunelerini, Cumhuriyet Bayramı törenlerinin başlamasını beklemeden tecrübe etmeye karar vermişti. Siyah Devrim’in başında benzinle boğuşan demiryolcular, Paşa’nın kendilerine doğru geldiğini dehşetle fark ettiler. Hazrola geçerken, “İnşaallah arabayla gezmeye kalkışmaz” diye dua ediyorlardı. Ne yazık ki Gürsel’in niyeti kötüydü! Arabaya binip “Şoförlüğü hanginiz yapacak?” diye sorduğunda, demiryolcuların başından adeta kaynar sular boşaldı. Fakat kaderlerine boyun eğmekten başka çareleri yoktu. Makine Yüksek Mühendisi Rıfat Serdaroğlu, direksiyonun başına geçip kontak anahtarını çevirdi…

BEJ DEVRİM’İ UNUTTURDULAR
Siyah Devrim yüz metre kadar gitmişti ki, motor öksürerek durdu. Gürsel “Ne oldu?” diye sordu. Serdaroğlu, utana sıkıla, “Paşam, benzin bitti.” dedi. Neyse ki öbür araba, benzin deposu nihayet doldurularak, sefere hazır hale getirilmişti. Paşa’dan özür dilenerek bej Devrim’e geçmesi rica edildi. Ve bej Devrim, Paşa’yı Anıtkabir’e teklemeden götürdü. Fakat ‘karşı devrimciler’, hikâyenin birinci kısmını kolektif hafızamıza iyice kazırken, ikinci kısmını unutturdular. Çünkü menfaatleri, ilk yerli otomobil teşebbüsünün saygı ile değil istihza ile anılmasını gerektiriyordu.

Hürriyet’in Devrim’le ilgili 9 Eylül 1999 tarihli haberini (!) hatırlayalım:
“1961 yılında, zamanın Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel … Devrim’in direksiyonuna oturmuş, ancak araç çalışmayınca büyük bir rezalet olmuştu.”
Gürsel’i Anıtkabir’e kadar götüren bej Devrim’den bahsetmek şöyle dursun, siyah Devrim’in benzini bitene kadar yürüdüğünü bile belirtmemişler. Neyse ki ‘karşı devrimcilerin’ kahir ekseriyeti “Devrim birkaç metre gidip durdu” diyecek kadar insaflı. Hikâyenin devamını ise hatırlamıyorlar!

Devrim’in imalinde görev alan Salih Kayasağın’a göre bu ‘hafıza kaybı’ çok erken başlamıştı; ilk yerli otomobilin görücüye çıkmasından hemen sonra:
“Ertesi gün bütün gazetelerin sözbirliği etmişçesine ‘100 metre gidip bozuldu’ başlığını attıkları 2 numaralı Devrim aynı gün Hipodrom’daki geçit törenine katılıyor, basınımız ne bunu, ne de Cemal Paşa’nın Anıtkabir’e bir başka Devrim otomobili ile gittiğini yazmıyor, yalnızca haber, yorum ve fıkralarda harcanan bunca paranın boşa gittiğinden dem vuruyorlardı…” (SİSTEK)

Türkiye’nin kalkınma yolunu açabilecek bir hamle söz konusuydu. Devrim coşkuyla karşılanmalı, bu hamlenin boşa gitmemesi için hükümete cesaret verilmeliydi. Basının böyle bir ‘milli heyecan’ sergilediğini söyleyebilir miyiz? Hayır. Ama 30 Ekim 1961 tarihli gazetelere de haksızlık etmemek lazım.

Devrim’i genellikle ikinci manşet haberi olarak gören gazeteler, ilk yerli otomobili heyecanla karşılamadılarsa da, 29 Ekim törenlerinde olup bitenleri fazla çarpıtmadan verdiler. Bugün ‘Devrim hiç çalışmadı’ diyebilen Hürriyet Gazetesi bile, konuyla ilgili 30 Ekim 1961 tarihli haberinde, siyah Devrim’in “50 metre” gittiğini ve “ikinci otomobil”in “arızasız yürüdü”ğünü belirtmekten imtina etmemişti…

Nasipse yarın: Basın, Devrim’i nasıl karşıladı?

Etiketler