Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Diyarbekir’den mektup

Diyarbekir’den mektup

Abdülkâdir Arslanoğlu – Diyarbekir Tanıtma ve Kalkındırma Derneği Başkanı

TARİHİ-MÂNEVİ VE KÜLTÜREL AÇIDAN DİYARBEKİR

Binlerce yıllık geçmişi ile onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbekir, Miladi 639 yılında, Hz. Ömer (r.a.) efendimizin halifeliği döneminde İslâm orduları başkomutanları Iyad b. Ganm ve Halid b. Velid’in komutasındaki, bini sahâbe, sekiz bin kişilik bir ordu tarafından fethedilmiş ve İslâm’la şereflenmiştir. Bu yönü ile Diyarbekir, Anadolu’nun İslâm’a açılan ilk kapısıdır. Fethedildiği günden beri -hamdolsun- hiçbir zaman düşman eline/küffar eline geçmemiş, hep İslâm devletleri tarafından yönetilmiştir. 
Fetih esnasında şehit düşen yirmi yedi Sahâbe, isimleri Kur’an-ı Kerim’de zikredilen iki büyük peygamber (Hz. Elyesa ve Hz. Zülkifl a.s.), dünya çapında şöhret bulmuş ve her biri kendi sahasında otorite kabul edilen yüzlerce âlim ve yüzlerce mutasavvıf medfundur Diyarbekir’de.
Diyarbekir, sahip olduğu tarihi-manevi ve kültürel mirasıyla, ilmî ve irfânî müktesebatıyla adeta dünya çapında bir şehirdir.

BÜYÜK ALİMLERİN YETİŞTİĞİ ŞEHİR

1205 tarihinde, yani 811 yıl önce dünyanın hiçbir yerinde “robot” nedir, “mekanik” nedir, “sibernetik” nedir bilinmezken ilk defa, Artuklu Hükümdarı Emir Nâsiduddin Mahmud’un sarayda himâye ettiği büyük İslâm bilgini Bedîüzzaman Ebû’l İz İsmâil b. Er-Rezzaz El Cezeri, yazdığı, “Kitap fi Mârifetil Hiyelil Hendesiyye el Câmi Beynel İlmî ve Amelin-nafi fi Sinâ’atil Hiyel” isimli eserinde sibernetik ve mekanik mühendisliğinin temelini atmıştır. Dünyada ilk robot, su saati, mekanik yollarla hareket eden müzik aletleri ve otomatik abdest alma makineleri bu kitapta çizilmiş ve bütün detayları ile anlatılmıştır.
Kelâm ilminin ana kaynaklarından biri sayılan “Ğayetu’l Merâm fi İlmi Kelâm” isimli eser, Diyarbekirli büyük allame ve müderris Seyfeddin Amidî tarafından yazılmıştır. İslâm tarihini anlatan ana ve en önemli kaynaklardan “Tarih’ul Hamis fi Ahvali Enfesî Nefis” isimli eserin yazarı Kadı Hüseyin b. Muhammed el Hasen Diyarbekirlidir. Şeyh Mevlâna Muhammed Muslihiddîn-i Lari-i Amidi-i Ensari-i Nakşibendî Hazretleri, astronomi, tefsir, kelâm ve hadis ilmi ile alakalı muazzam eserlerini Diyarbekir’de yazmış ve burada vefat etmiştir. Hazreti Peygamber’in (s.a.v.) övgüsü ve duâsına mazhar olan büyük kumandan Fatih Sultan Mehmed Han’ın hocası ve “Gayet’ül Emân’i fi Tefsir’il Kelâmir’rabbanî” isimli muhteşem Kur’ân tefsirinin yazarı Molla Gürânî Hazretleri de Diyarbekir’de doğmuş, ilk ilmî tedrisatını ve formasyonunu Diyarbekir’de ikmal etmiş/tamamlamıştır. Gülşenî Tarikatının kurucusu, büyük Hak dostu ve mutasavvıf İbrahim Gülşenî Hazretleri bir Diyarbekirlidir. Osmanlı Divân Edebiyâtının şahikasındaki en önemli isimlerden Şeyh Muhammed Şâban Kâmî-i Amidî, Şeyh Abdurrahman Ruhi Aktepe ve on bin beyitlik bir divân yazabilecek ilmî ve irfanî müktesebatı hâiz Ahmed Mürşidî Hazretleri de birer Diyarbekirlidirler.

DÜNYADA ÖRNEĞİ OLMAYAN “TARİHİ YAPILARI” İLE DİYARBEKİR

İslâm alemi için “Beşinci Haremî Şerif” kabul edilen ulu mâbet “Camii Kebir”den tutunda, Çin Seddi’nden sonra dünyanın, genişliği-yüksekliği ve uzunluğu bakımından en büyük “surlarına”, dünyanın en yüksek ve en geniş taş kemer köprüsü olan “Malabadi”den tutun da onlarca tarihi cami, mâbet, han, hamam ve medreseye varıncaya kadar birçok kadim esere ev sahipliği yapmaktadır Diyarbekir.

DİYARBEKİR’İN KANAYAN YARASI “TERÖR”

Şimdi gelin görün ki, yukarıda saydığımız ve daha birçoğunu da anlatamadığımız özelliklere sahip Diyarbekir’imiz, dünya çapında inanç ve kültür turizminin kalbinin attığı bir cazibe merkezi olacağı yerde, her gün terörle, şiddetle, kaos ve anarşi ile anılır bir şehir haline gelmiş durumdadır. 
Sur ilçemizdeki “sokağa çıkma yasağı” bir ayını doldurdu. Yaklaşık 20 bin vatandaşımız evlerinden oldular. 3 bin civarında esnafımız bir aydır iş yerlerini açamadıklarından, iflasın eşiğine geldiler. Binlerce çocuğumuz iki aydır okullarına gidemiyorlar. Yirmi civarında polisimiz ve askerimiz Sur’da çıkan çatışmalarda şehit oldular. Onlarca ocağa ateş düştü, onlarca kadın dul, onlarca çocuğumuz yetim kaldı.

Diyarbekir halkı artık gözünü açmalı, ecdadından kendisine intikal eden kutlu mirasa sahip çıkmalı, iz’anını kullanmalı ve aklının üzerindeki perdeyi çekip almalıdır, hakikati görmelidir! “Kürt sorununa çözüm bulacağız/Kürt sorununu çözeceğiz” yalanı ile ortaya çıkan bu hainlerin, esasında dine-imana-namusa ve kutsala saygısı olmayan, Marksist-Leninist-Sosyalist ve ateist bir temel üzerine bina edilmiş bir anlayışın uşakları olduğunu artık bilmelidir!
Camilere kurşun atan, mâbetlerimizi yakan, muazzez Peygamberimize hakaret içeren afişleri alçakça ve pervasızca Diyarbekir şehir merkezindeki billboardlara asan, okulları ateşe verip çocuklarımızın eğitim-öğretim hakkını ellerinden alan, buna karşılık kendi çocuklarını da özel okul ve kolejlerde okutan, yalan ihbarlarla trafik polislerimizi olay yerine çağırıp, sonra da bu polislerimizi kalleşçe pusuya düşüren, hamile eşlerinin-kızlarının ve küçük çocuklarının gözleri önünde, polis ve askerlerimizi barbarca ve alçakça katleden bu egoist hainler, bizleri, yani bu ülkenin vatanperver, imamlı ve cesur Kürtlerini asla temsil edemezler! Bizim tek bayrağımız ve tek devletimiz var.
Sînesi imânla dolu Diyarbekirli hemşehrilerim ve kardeşlerim bunu çok iyi bilmektedirler.

ÇARE NEDİR?

Elbette bütün bu olan bitenin sorumlusu, hain ve kalleş terör örgütü ve onun uzantısı olan organizasyonlardır. Bunda hiç şüphe yok. 
Ama şunu da söylemek zorundayız: On iki senedir iktidarda olan ve iktidara geldiği günden beri, binlerce hayırlı hizmetin altına imza atan, eğitimden sağlığa, ulaşımdan haberleşmeye varıncaya kadar birçok alanda devasa yatırımlar yapan, bir enkaz olarak aldığı ekonomiyi adeta şâhâ kaldırarak, halkın yerlerde sürünen refah çıtasını yükseklere taşıyan, Türkiye’yi dünya çapında karizması ve prestiji en yüksek ülkelerden biri haline getiren 
AK Parti’mizin bölge ile alakalı

aldığı kararlar ne derece isabetliydi? Biraz da bunu tartışmamız lazım. Şunu tekrar ifade edeyim, benim AK Parti’nin iyi niyetinden ve samimiyetinden zerre kadar şüphem yoktur. Ancak şu da bir gerçek ki, kurulduğu günden beri AK Parti’mizin Diyarbekir’e reva gördüğü/Diyarbekir listelerine koyduğu milletvekilleri, Diyarbekir’i ne maddi ne manevi açıdan bir santim öteye götürebilmişlerdir. Diyarbekir’deki sokak terörünü bitirememişler, AK Parti gerçeğini halka anlatamamışlar, halkla kucaklaşamamışlar, terör örgütü ve onun uzantısı olan partiye gönül vermiş/oy vermiş/kandırıldığının farkında olmayan halkı doğruya kılavuzlayamamışlardır.

KUSURA BAKMAYIN, SORUN BUNLARLA ÇÖZÜLMEZ

Göreve geldiği günden beri halkla diyalog sorunu yaşayan, medyaya verdiği röportajlarda “Biz Tahir Elçi gibi olamadık” diyerek Tahir Elçi’ye övgüler yağdıran AK Parti İl Başkanı ile mi? Yoksa halkla zerre kadar râbıtası olmayan milletvekillerimizle mi çözeceğiz bu sorunu? Yoksa halkın içinde olmayan valimizle mi? Yoksa Sayın Cumhurbaşkanımıza her fırsatta küfretmeyi adet haline getiren ve Diyarbekir’den “Beştepe’ye” Sayın Cumhurbaşkanımızın misafiri olarak gönderilen “kanaat önderleri(!)” ile mi?
Aslında sorunun çözümü çok basit, Diyarbekir’imizin çok değerli siyasetçileri ve bürokratları, yaklaşık altı sene evvel gündeme gelen “kentsel dönüşüm projesini” vaktinde ve zamanında uygulamış ve hayata geçirmiş olsalardı, Sur’daki gecekondular ve çarpık yapılaşma, çoktan ortadan kalkmış olacaktı. Tarihi Sur ilçemiz de, hendekler ve gerilen brandalar yerine, buram buram tarih kokan sokakları, seyrine doyum olmayan tarihi camileri, medreseleri, hanları ve birbirinden güzel Osmanlı evleri ile arzı endam eden, bir Sur olacaktı.
Şimdi müsaade ederseniz yapılması gerekenleri birkaç madde ile ifade edeyim.
1) Mukavemeti kırılmış ve evvelden aldıkları halk desteğini şimdi kaybetmiş olan örgüt, güvenlik güçlerimizin azmi, sabrı ve sebatı ile, bugün olmasa yarın, mutlaka Sur’daki asayişi temin edecek ve Sur’u bu leş yiyicilerden temizleyeceklerdir. Çevre Bakanlığımız en kısa sürede “kentsel dönüşüm” sürecini başlatmalı ve ivedilikle gereğini yapmalıdır.
2) Yaşanan olaylar sebebi ile büyük zarara uğramış esnafa, lazım gelen yardımlar yapılmalı, ticari ve ekonomik canlılığın artması ve yeniden oluşması için gerekli destek verilmelidir.
3) Sağlıklı bir eğitim ve öğretimin yapılabilmesi için, bir an evvel boş olan Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü makamına ehil, idealist, dürüst ve vatanperver bir idareci getirilmelidir.
4) Valilik ve Kaymakamlıklar marifetiyle organize edilen “sosyal yardımlaşma” mekanizması daha “hızlı işler” hale getirilmeli, yardım edilen vatandaşla mutlaka bir uzman muhatap olmalı, zinhar vatandaş rencide edilmemeli ve bu sayede devletin şefkati ve merhameti vatandaşa hissettirilmelidir. 
5) İş-Kur marifetiyle yapılan alımlar artırılmalı ve yapılan alımlarda ehliyet-liyakat ve hakkaniyet elden bırakılmamalıdır.
6) Şu anda vekâleten bakılan İl Kültür Müdürlüğü makamına, Diyarbekir’imizin yukarıda saydığımız, hatta saymakla bitiremediğimiz tarihi-manevi ve kültürel mirasını bütün dünyaya tanıtabilecek ve Diyarbekir’imizi dünya çapında, inanç ve kültür turizminin kalbinin attığı bir “cazibe merkezi” haline getirecek ufka, beceriye ve istidada sahip bir “İl Kültür Müdürü” atanmalıdır.
7) En önemli hususlardan biride şudur: Bütün bu saydıklarımızdan sonra, yapılacak işleri ve icraatları takip edecek, bir nevi denetleyecek, aklı başında, imanlı, vatanını ve bayrağını seven, sorunların çözümü ile alakalı zihnine mesai yaptıran ve bunun için kafa yoran, asla maddi bir beklentisi olmayan kişilerden oluşacak, bir “akil insanlar heyeti” oluşturulmalı ve bu heyetle Başbakan arasında, diyalogları sağlayacak sağlam bir kanal oluşturulmalıdır.
Son söz: Büyük seyyahımız Evliya Çelebi, beş asır önce geldiği Diyarbekir’de aylarca kalmış ve Diyarbekir halkıyla ilgili intibalarını şöyle ifade etmiştir: “Halkı gayet zeki, çocukları gayet akıllı ve soyludur. Bütün halkı Kürtçe, Türkçe, Arapça, Acemce ve Ermenice konuşur. Gariplere dost ve fakirlere sevecen olan çok sayıda adamı vardır. Gerçekten de, bu vilayet insanları gibi zarif ve güzel insan başka yerde olmaz derler. Bütün halkı Müslüman, ya da bir kitaba inanan, temiz inançlı, tevhid ehli ve dindar insanlardır.”
İşte gerçek Diyarbekir budur. Eski kodlarımıza geri dönme ve aslımıza rücu etme dileği ile… 

Etiketler
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!