Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Eli boş, göynü hoş serseriler gibi oyalanıyoruz dostlar

Eli boş, göynü hoş serseriler gibi oyalanıyoruz dostlar

Ne diyorsun sen, ben her gün küfür yiyorum” diye lafa başlıyoruz artık. Yani? Yanisi şu: “ne kadar da çile çekiyoruz” demek bu, dava çilesi çekiyoruz demek.

Bir tanıdığıma “bak şu olayın içyüzü buymuş” demiştim, “yazdım ben onu” dedi. Köşe yazılarını bile “suya yazma”, hadi bilemedin “çiklet” mesabesinde kabul ettiğim için kitap yazdı sandım. Meğerse sosyal medya denilen curcunanın içine twit yazmış. İngilizce anlamıyla cıvıldamış yani. “Eli boş göynü hoş küçük kuşlar” gibi cıvıldayarak dava sürer olduk.

Ortada bir dava mı kaldı Allah aşkına? Bu soru da yerinde tabi ama kaldı, kalmış olması lazım, kalmadıysa yeniden ihya edelim.

Her gün binlerce yazı yazılıyor, sosyal medyada “time line” diye akıp giden suya ve bizde bu curcunayı gerçek bir zemin zannedip orada varlık mücadelesine zaman ziyan ediyoruz. Sadece bu israf bile mezarda zelil olmak için gayet yeterli gibi geliyor bana ve ben korkuyorum.

Sosyal medya denilen bu “vur kaç” zemini kendi disiplininde saldırmak, laf sokmak, küfretmek üzerine kurulu olduğunu bildiğimiz halde küfür yediğimizde üzülüyoruz ve bu durumu çile çekmek, mücadele etmek olarak anlatıyoruz. Birinci anlamamız gereken şey; ben sosyal medyada bir şey yazınca edilen hakaretler taltif edilmek demek. Bir nevi duygusal ödeme, hakkaniyetli bir karşılık demek aslında. Kimse kusura bakmayacak bu çile de değil, mücadele de değil.

Geldiğin yer sana ikram eder. Olduğun yer sana ikram eder. Varlığını gerçekleştirdiğin zemin senden emek ister. Sosyal medya da varsan orada küfür yemek oraya emek vermektir ve buna mecbursun. Çünkü Twitter denilen yerin beklentisi küfür yemen.

Camideysen secde, evdeysen ilgi, işteysen emek, Twitter’daysan hakaret yemen beklenir. Doğası böyle. Üstelik sen de, belki “sinkaf” olmayan ama muhatabında küfür hissi uyandıran mesajlar yazıyorsun. Dünyayı değiştirecek bir keşif, bir içtihat, bir felsefe, bir bilgi çıktı ortaya da benim mi haberim olmadı. Şurada biz bizeyiz numara yapma!

“Zemine verdiğin emek seni o zeminde var eder”

Konfeksiyon da çalışan bir işçi dikiş diktim diye şikayet edemez, onun işi bu. Sosyal medyada küfür yemekte senin işin. Değilse terk et o zemini. Twit yazınca fikir emeği vermiş olmuyor kimse, kitap yazmak, yazı yazmak, bir rapor hazırlamak, bir analiz yazmak değil bu. Kuru gürültüye dahil olmak hepsi bu.

Sözün özü; gerçekten fikir emeğine ihtiyacımız var. Sosyal medya denilen yerde var olmaya ihtiyacımız yok. Hayatını orada var eden bir takım uzman, ünlü danışman her kimse artık onların tespitleri abartılı duygusal tepkiler.

Hevesle yeteneği birbirine karıştırmayalım çünkü yetenek üretim doğurur. Gerçek üretim! Bizim ki heves yetenek değil. Ve belki en önemlisi, emek vermekle oyalanmayı birbirine karıştırmayalım. Oyalanmak emek vermek değildir. Sosyal medya sırılsıklam oyalanma yeridir.

Erem Şentürk

Etiketler