Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Gâvurca: İş başka aşk başka Türkçesi: İş yaparken hudut yok, yürü… Çal, çırp, parçala!

Gâvurca: İş başka aşk başka Türkçesi: İş yaparken hudut yok, yürü… Çal, çırp, parçala!

Gâvurca: İş başka aşk başka
Türkçesi: İş yaparken hudut yok, yürü… Çal, çırp, parçala!

Biz Müslümanız. İslam bizim damarlarımızda gezer. Otururken, kalkarken, su içerken, yemek yerken ve elbette iş yaparken de Müslümanızdır. İslam, hayatımızın belli bölümlerine girmeyi başaramamış bir şey olamaz. Haydi biraz daha ileri gidelim, biz günah işlerken bile Müslüman olarak işleriz günahımızı.
Gâvurlar, iş hayatında kırmızı çizgilerimiz olmasına anlam veremezler. Bizi öyle bir havaya sokarlar ki gâvurlar, “işin gereği” derler; “ticaretin raconu” derler; “başka türlüsü mümkün değil” derler; “başka nasıl büyünür ki” derler; “rekabet ortamı” derler; derler de derler. Ticaretin raconuna racon de anlarım; ama sakın bunu sana hakikat gibi vaaz eden gâvurların oyununa gelme. Kaçabildiğin kadar kaç, kaçamadığında, kaçamadığını bil. İçinde bir ezilme, bir kırılma olsun en azından.
Gâvurların aramıza bıraktığı bir bombadır bu. Derler ki bize, “Tamam oturup kalkarken geniş davranabiliriz, ama mesele iş yapmaya geldiğinde laubali olamayız; iş başka aşk başka” öğüdünü vaaz ediyorlar. Oysa yanlış cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Arkadaşımıza normalde nasıl davranıyorsak, iş yaparken de aynı şekilde davranmalıyız. Ya da tersi; iş yaparken nasılsak; ilişkilerimizi inşa ederken de aynı hassaslıkta olmalıyız.
Gâvurlar kendileri gibi olmamızı istiyorlar. Oysa biz onlar gibi olamayız. Bir dostumuzla iş ortamında rastlaştığımızda bize soğuk, yapmacık, haddinden fazla ciddi ve hak hukuk tanımaz geliyorsa; o dostumuz bu gâvurca kavramın etkisine girmiş demektir. İslamın tüm vücudumuzu, hayatımızın tamamını kaplayan bir şey olduğunu kabul etmezsek teslim olmuş oluruz. Aman, sakın ha!