Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

İstihbarat şeflerine ve NATO’ya açık mektup: “Kandırıldınız ve kazık yediniz”

İstihbarat şeflerine ve NATO'ya açık mektup:

ABD ve AB istihbarat şefleri hayatlarının kazığını yedi. İstihbaratçıların 15 Temmuz günü Türkiye’de yaptıkları bu başarısız operasyonu kurum için çuvallama olarak değerlendirilirse, başka bir büyük hata daha yapacaklar.

Başta ABD ve AB istihbaratçıları hazırladıkları Türkiye raporlarında şöyle büyük bir hata yaptılar.

Hatanın özeti şöyle: Türkiye’de sayıları çok az olup sesleri çok çıkan yalancıların söylediklerini doğru kabul ettiler.

Bir: Fetullah Gülen tarafından kurulmuş ezoterik yapılı terör örgütünün üyelerinin anlattığı halüsinasyonları gerçek zannettiler.

İki: PKK üyesi teröristlerin yalan yanlış raporlarını gerçek kabul ettiler. Binlerce insanı öldüren canlı bombaları parlamentolarında, gazetelerinin birinci sayfalarında ağırladılar ve yalan haberlerle bir sanal Türkiye tarif ettiler.

Üç: Sözüm ona “muhalif” olan gazeteci görünümlü, aslında bir çuval işe yaramaz yalancının gerçekleri söylediğini zannettiler.

Dört: Yanlarına gelip giden, raporlar veren, elçiliklerden çıkmayan birtakım siyasetçilerin söylediği yalanları gerçek zannettiler.

Şimdi bunları toplasan sayıları bini geçmeyecek bir yalancılar sürüsü çıkıyor karşımıza. Bu yalancılar sürüsü 2007 yılından itibaren her gün adım adım ABD ve AB istihbaratçılarını tongaya düşürdüler. Çok büyük kazık attılar. Devletlerinden aldıkları bütçeleri yalancılara saçtılar ve 15 Temmuz’u ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

En fazla bin kişilik, Fetullahçı, PKK’lı, solcu ve bilmem necilerden oluşan yalancılar sürüsü olmayan bir Türkiye anlattılar. Biz içeride her gün “Yalan söylüyorsunuz” diye onlara cevap yetiştirmeye çalışıyorduk ama nafile onlar sesi çok çıkanlardı. Bölüm başı 40 bin lira alan dizi oyuncuları, on binlerce lira telifle yazı yazan gazeteciler, albümleri satmamasına rağmen ekranlardan inmeyen şarkıcılar, filmleri izlenmemesine rağmen ödüle boğulan yönetmenler vs. bir çuval yeteneksiz yalancı, sürekli hayali bir Türkiye anlattılar.

Yıllardır yazılıp çizilen Türkiye sosyolojisinin bir palavra balonu olduğunu gördüler. Akıllandılar mı peki? Mümkün değil! Pes etmediler hâlâ, yalan söylemeye, rezillik yapmaya devam ediyorlar üstelik artık daha da çirkefleştiler. Darbe sırasında halk tarafından alınıp polise teslim edilen askerlere işkence yapıldığı, bazılarının kafasının kesildiği yalanlarını yayıyorlar. Dün, ondan önceki gün nasıl çalışıyorsa aynı şekilde çalışmaya devam ediyorlar. Alevi-Sünni çatışması varmış gibi göstermek için gazeteci kılıklı ajanlarını görevlendiriyorlar, deniyorlar hâlâ yani.

15 Temmuz’dan önce çizdikleri korkak, aidiyeti Batı’ya olan, sindirilebilir mankurtların sayısı aslında banka kayıtlarına bakarak ortaya çıkabilir. 15 Temmuz gecesi parasının derdine düşenlerle bayrağının derdine düşenler ortada. Tankları alkışlayan iç hainimiz PKK’nın, FETÖ’nün ve güya muhalif gazeteci kılıklı yalancıların anlatıldığı kadar çok değil…

Erem Şentürk

Etiketler