Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

‘İzzet’

'İzzet'

Suriye’de öğrenmiştim. Yorgun bir devrimci, Türkiye’den gelen bir gazeteci olduğumu öğrenince yanıma gelip “Sen Erdoğan’ı tanıyor musun?” diye sormuştu. “Tanıyorum, tanışıklığım yok; ama kim olduğunu biliyorum” demiştim. “Yerden Türk bayrağı kaldırıyor, biliyor musun?” diye sorunca “Biliyorum” demiştim. “Yerden neyi kaldırıyor?” diye sorunca “Türk bayrağını” diye cevaplamıştım.

Yorgun haliyle üzerime yarım adım yürüyüp sağ elinin işaret parmağını yukarıya kaldırıp vakarlı bir halde “lâ” (Arapça hayır demek) demişti. “Lâ… O sadece sizin siyasi sembolünüz olan bir bayrak değil. Erdoğan yerden sadece bir ülkenin bayrağını kaldırmıyor, Hilal’i kaldırıyor. İbrahim Aleyhisselam’ın mirasını kaldırıyor. Selçuklu’yu, Osmanlı’yı kaldırıyor, Biladü’ş-Şam’ı kaldırıyor. Kampa bırakıp geldiğim kızımı kaldırıyor yerden” demişti.

“İzzet” diye bağırdı. Bağırması bir öfke patlaması değildi, bir haykırmaydı. Defalarca gittim Suriye’ye; ama o devrimciyi bir daha hiç görmedim. Onun gibi düşünen yüzlercesini gördüm. “İzzet” diye bağırmasını ve Türk bayrağına her baktığımda kamptaki kızının izzeti için savaşan babanın havaya kaldırdığı işaret parmağını hiç unutmadım.

Rusya uçağı düşünce bununla gurur duyulmaz; ama ardından gelen tehditlere verilen tepkiler bir izzet meseledir işte. Rusya tarafından kiralanmış kalemlerin, uzmanların estirmeye çalıştıkları yapay karamsarlığı dağıtacak her hareketi mübarek kabul ediyor ve öpüp başımızın üzerine koyuyoruz. Çünkü doğalgaz satın alınabilir, silahların yenisi ve daha yenisi yapılabilir; hatta önemini bir türlü anlayamadığım domatesleri satacak yeni müşteriler bulunabilir. Ama izzet kaybolursa yerine koyacak hiçbir şey keşfedilemedi daha.

İzzet elimizden giderse, Putin emretti diye Türkiye Büyükelçiliği önünde bayrak sallayan PKK çetelerine, kiralık Esed sevicilerine dönüşürüz. İzzet elimizden giderse, hiçbir merminin işlemediği kahramanlar cephelerde dizlerinin üzerine düşer.
Biz düşman topları nereyi vuruyorsa orayı cephe kabul eden ataların torunlarıyız. Öyleyse; Rusya adına yapılan bütün propagandaların hepsi doğrudan özsaygıyı, milletin kendine verdiği değeri hedef alıyorsa biz de izzeti müdafaa için sağ elimizin işaret parmağını havaya kaldırıp “lâ” diyoruz.

Ne diyorlarsa, ne dayatıyorlarsa “lâ”.

Erem Şentürk

Etiketler