Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Kar yağdı, oh mis! Havamız tertemiz!

Kar yağdı, oh mis! Havamız tertemiz!

Hacı Mustafa Pekçetin

Hasret kaldığımız yağış sonunda geldi.
Hani yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan diye sorulur…
Fizikte de hava soğuduğu için mi kar yağar, kar yağdığı için mi hava soğur, sorusu vardır.
Biz de şöyle soralım:
Hava’nın temizlenmesi için mi kar yağdı, kar yağdığı için mi hava temizlendi!?
Hava kirliliği, toz, duman, sis, partikül madde (PM10), gazlar (NOx, SOx, CO, VOC) gibi kirleticilerininsan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve uzun sürede atmosferde bulunmasıdır.
Hava kirliliği kaynakları, sanayi, ısınma ve motorlu taşıtlardan kaynaklı üç ayrı grupta değerlendirilir.
Bu kaynaklardan atmosfere atılan kirleticiler, taşınma, seyrelme, reaksiyona uğrama gibi durumları gerçekleştiremeden, özellikle kış mevsimi etkisi ile meydana gelen yüksek basınç ile birleşerek çok yoğun bir hava kirliliği meydana getirmektedir.
Çevre Bakanlığı online hava kalitesi izleme ağı www.havaizleme.gov.tr adresinden güncel veriler paylaşılmaktadır. Bu verilere bakıldığında havamız can çekişiyor can çekişmesine de, Dünya’nın havası adeta “ruhunu” teslim etmiş durumda.
Pekin’i, Tahran’ı, Paris’i ve ismi ajanslarda mezkur metropolleri takip ediyoruz.
Havanın parayla satılacağını söyleseler gülerdik ama gülemiyoruz; Çin’deki son durum, hava, eşittir, para. Tüplerle hava satışına başladı bile uyanık girişimciler.
Atmosfere salınan ve sera etkisi yapan gazlar geçtiğimiz yıl tüm zamanların en yüksek oranına ulaştı.
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana sebeplerinden olan sera gazları etkisi ile sıcaklık artışlarının olacağı, buzulların eriyeceği, ani yağışlarla sel baskınlarının olacağından bahsedebiliriz.
Geçen ay yapılan Paris İklim Konferansı (COP21) 196 ülkenin katılımı ile gerçekleşti. İklim değişikliği anlaşması da diyebileceğimiz “tarihi anlaşma” (çünkü taraflar sonuç bildirgesini bu şekilde açıkladılar) ile iklimi değiştiren baş suçlu karbonun salınımının azaltımı taahhüdünde bulundular.
Anlaşmaya göre fosil yakıtlardan uzaklaşılacak, yenilenebilir enerji kaynakları fonlanacak, bu şekilde düşük karbon ticaretinin de önü açılmış olacak.
Türkiye’nin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yaklaşık 150 kişilik bir ekiple çıkarma yaptığı iklim zirvesi sonrası başmüzakereci Mehmet Emin Birpınar gelecek nesillerin haklarının hem hava kalitesi hem ekonomi açısından korunduğunu belirtti.
Anlaşmada öne çıkan en önemli madde sıcaklık artışının 2°C’ de sınırlandırılması.
Artışın 2°C’nin üstüne çıkması durumunda 250 milyondan fazla insanın iklim mültecisi olması söz konusu.
Dünyanın “mülteci krizi” yaşadığı şu günlerde bu durum daha fazla ehemmiyet arz etmekte.
Bu sınır sağlanmış olsa dahi göçe maruz kalacak insan sayısı 150 milyonu buluyor. Türkiye’de ise suların 5-6 metreye kadar yükselmesi ile yaklaşık bir milyon kişinin yaşam alanlarının su altında kalacağı tahmin ediliyor.
Öyleyse artımdan azaltımlar bir fayda sağlamayacak. Düşük karbonlu ekonomilerden büyük karbonlu ekonomilere emisyon ticareti ile sorun aşılmaya çalışılacak ve bazı ülkeler fosil yakıtları terk ederken toplamda artış olacaksa hedefi tutturma yolunda hiçbir aşama kaydedilemez.
En azından kendi hava kalitemizi korumak, sağlamak adına çok daha farklı projeksiyonlar ile hava kalitesi ve iklim politikası oluşturmak mecburiyetindeyiz.
-Yenilenebilir enerji kaynaklarına teşvik oluşturup fosil yakıtlar durdurulmalı,
-Ulaşımda toplu taşıma hızlı, konforlu ve daha geniş bir ağ oluşturularak sağlanmalı,
-Sanayi tesislerinin yer seçimine özen gösterilmeli ve denetimler artırılmalı,
-Konutlarda izolasyon sağlanmalı ve enerji verimliliği artırılmalı,
-Kendi elimizle kirlettiğimiz havamızı yine biz insanoğlu temizleyebilmeliyiz.
Yazının başındaki soruya tekrar dönecek olursak; sorunun cevabını farklı bilim dalları ile açıklayabiliriz ama kar yağdığı için havadaki toz ve zehirli parçacıklar, karla yere indirilerek hava temizlenir temizlenmesine de yağışlarla inen kirleticiler, toprak kirliliği, doğal su kaynakların kirlenmesi, tarım arazilerinin verimsizleşmesi gibi sonuçlarla karşımıza çıkar.
Biz temizlemenin değil kirletmemenin yollarını bulmalıyız. Yoksa doğal düzen “bir şekilde” işlemeye devam edecek.

Etiketler