Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Mustafa Varank 15 Temmuz kahramanlarından ağabeyi İlhan Varank’ı anlattı

FETÖ'nün 4 yıl önce gerçekleştirdiği hain darbe girişimi hafızalarda yer etmeye devam ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank,15 Temmuz direnişinin kahramanlarından olan ağabeyi Prof. Dr. İlhan Varank'ı övgü dolu sözlerle anlattı. Varank, "Saraçhane’de rahmetli ağabeyimle beraber direnen, vurulduğu anda orada olan gazilerimiz var. Son dakikaya kadar cesurca mücadele ettiğini, etrafına 'Korkmayın' diye seslendiğini söylediler." dedi.

Mustafa Varank 15 Temmuz kahramanlarından ağabeyi İlhan Varank’ı anlattı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadelede önemli dönüm noktalarından birinin, Başbakan olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan’ın evinde ve Başbakanlık Konutu’nda “böcek” tabir edilen dinleme cihazlarının bulunması olduğunu belirterek, “Bu böceklerin bulunması, FETÖ’nün Türkiye’ye karşı açıktan operasyonlara başlamasının miladıdır.” dedi.

Bakan Varank, Sabah Gazetesi’ne verdiği röportajda, FETÖ ile mücadeleyi ve 15 Temmuz darbe girişiminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde şehit olan ağabeyi Prof. Dr. İlhan Varank’ı anlattı.

“BÖCEKLERİN BULUNMASIYLA FETÖ DEŞİFRE OLDUĞUNU FARK ETTİ”

Erdoğan’ın Başbakan olduğu dönemde emniyetin rutin arama-tarama faaliyetlerinin olduğunu hatırlatan Varank, o zamanki Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın, bu aramaların verimliliğiyle ilgili tereddütleri olunca konuyu MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la istişare ettiğini, aramaları MİT’ten profesyonel bir ekibin de kendi ekipmanlarıyla yapması önerisini Erdoğan’a arz ettiklerini aktardı.

Erdoğan’ın, ekibin başında durması için kendisine talimat verdiğini anlatan Varank, şunları söyledi:

“Zaten Cumhurbaşkanımızla ilgili mekanlarda polis de bir faaliyet yapsa mutlaka ben takip ederdim. Sanırım, 2011 yılının son günleriydi. MİT ekibinin yaptığı aramada ilk olarak Keçiören’de, Cumhurbaşkanımızın evinin altında ofis olarak kullandığı kütüphanede çoklu priz içinde elektrikten beslenen bir dinleme cihazı tespit edildi. Burası, Sayın Cumhurbaşkanımızın devletin güvenliğiyle alakalı çok mahrem görüşmeler yaptığı bir yerdi. Benzer şekilde, Başbakanlık Konutu’nda kullandığı çalışma ofisinde de böcek diye tabir edilen bu cihazları bulduk. Bu cihazlar devlet ricalinin halen kullandığı kriptolu sabit telefonlara çok yakın yerlere ustaca yerleştirilmişlerdi. Yani, özellikle bir arama tarama faaliyeti yürütmediğiniz takdirde bunları bulmanız mümkün değildi. Bu böceklerin bulunması, FETÖ’nün Türkiye’ye karşı açıktan operasyonlara başlamasının miladıdır. Tabii bu ortaya çıkınca, örgüt deşifre olduğunun farkına vardı. Artık panikle hareket ediyorlardı. İşte biraz da bu yüzden, bu ifşayı yapan Milli İstihbarat Teşkilatına ve Hakan Bey’e yönelik 7 Şubat operasyonuna yeltendiler.”

“ŞEHADET HABERİYLE İSTANBUL’A ULAŞMANIN PEŞİNE DÜŞTÜM”

Varank, o gece, yoğun bir görüşme trafiği yaşadıklarını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sürekli ulaşma imkanı olmadığı için bazı noktalarda inisiyatif kullanmak durumunda kaldıklarını belirterek, TRT’de darbe bildirisi yayınlanınca TÜRKSAT Yönetim Kurulu üyesi olarak Genel Müdürü arayıp, TRT yayınının kesilmesi gerektiğini söylediğini anlattı.

Birçoğunu hatırlayamadığı yüzlerce telefon görüşmesi ile sabaha kadar süreci takip ettiğini belirten Varank, “Anadolu Ajansı başta olmak üzere o gece darbeye karşı milli duruş sergileyen, demokrasinin yanında durarak hayati işler yapan tüm medya kuruluşlarımıza minnettarız. Tabii ilerleyen saatlerde önce Erol ağabey (Olçok) ile oğlunun, ardından da ağabeyimin şehadet haberini aldım. Ağabeyimin şehadet haberi ile artık bir an önce İstanbul’a ulaşmanın peşine düştüm. Sabaha karşı kalkabilen tek uçakla İstanbul’a gittim.” dedi.

Darbeyle mücadeleye dönük yoğun bir görüşme trafiği içinde olduğu için ailesinden kimseyle görüşmeye fırsatı olmadığını kaydeden Varank, “Rahmetli ağabeyimin önce bana ardından aile grubumuza attığı mesajları da maalesef sonradan gördüm. Orada da kendini değil, bizi düşünüyordu. Aile grubumuzda eşimle yazışmış kendimize dikkat etmemizi söylemiş.” diye konuştu.

“BİZ KORKARSAK HERKES KORKAR”

Varank, 15 Temmuz şehidi ağabeyi İlhan Varank’ın o gece ortaya koyduğu direnişi şu sözlerle anlattı:

“Rahmetli ağabeyim yakın zamanda profesör olmuştu. Üniversitede idari görevleri vardı, bölüm başkanlığı yapmıştı. O gece askerin bir kalkışma yaptığı anlaşılınca okuldaki akademisyenlerin olduğu gruplarda bu konu elbette konuşuluyor, tartışılıyor. Orada ‘Arkadaşlar, biz de korkarsak herkes korkar, ben dışarı çıkacağım’ yazarak evinden ayrılıyor. Ağabeyim o gece, önce Vatan Caddesi’ne giderek Emniyet Müdürlüğünü teslim almak isteyen darbecilere karşı mücadele etmiş. Zaten aracını da daha sonra Vatan Caddesi’ne yakın bir yerde bulduk. Vatan Caddesi’nde darbecileri püskürten kalabalık polisin de yönlendirmesiyle ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesini işgal etmek isteyen Fetullahçı teröristlerle mücadele etmek için Saraçhane’ye yönelmiş. Orada da darbecilere karşı kahramanca bir direniş yaşanmış.

“TELEFONUN SAHİBİ ÇOK YİĞİT BİR AĞABEYDİ”

Beni o gece önce Sağlık Bakanımızın özel kalemi arayarak, ağabeyimin yaralanması ile ilgili bir bilgi aldıklarını söyledi. Aslında şehadetini biliyorlarmış ama o anda bana söylemediler. Hemen ağabeyimin telefonunu aradım. Telefonu açan kişi, ‘Bu telefonun sahibi çok yiğit bir ağabeydi. Biraz önce vuruldu, götürdüler, telefonu burada kaldı. İstanbul Belediyesinin önündeyiz, asker bizi tarıyor’ dedi. Şehadet haberini böyle aldım. Saraçhane’de rahmetli ağabeyimle beraber direnen, vurulduğu anda orada olan gazilerimiz var. Son dakikaya kadar cesurca mücadele ettiğini, etrafına ‘Korkmayın’ diye seslendiğini söylediler.”

Varank, İBB önünde ağabeyiyle birlikte 13 kişinin darbeciler tarafından şehit edildiğini, o gün ateş edenler ve ateş edilen silahların belli olduğunu ifade ederek, “Bizim de tarafı olduğumuz, hem İBB’nin işgali davası hem de iki ayrı çatı davada ilgili sanıklar müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet olmak üzere en ağır cezaları aldılar.” dedi.