Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Ne zamana kadar sürecek?

Ne zamana kadar sürecek?

Arap Baharı rüzgarları Suriye’ye ulaşıp devrim patlak verdiğinde Türkiye’de hükümetin gelişmelere bakışıyla hükümeti destekleyen çevrelerin ve AK Parti’ye yakın medyanın yaklaşımı arasında ciddi çelişkiler ve farklar ortaya çıkmaya başladı.
Hükümet Suriye’de yaşananları doğru okuyarak halkın diktatöre karşı özgürlük ve onur mücadelesi verdiğini söyledi.
İktidara yakın gazetelerde yazan bazı kalemler ise komplolardan ve Ürdün’de eğitilip gönderilen silahlı kişilerin sokakları karıştırdığından bahsediyordu.
Gerçekte Suriye’de sokakları karıştıran silahlı militanlar yoktu; fakat AK Parti’ye yakın gazetelerde kalem oynatan ve İran etkisinden bir türlü kurtulamayan yazarlar epey kafa karıştırdı.
Erdoğan’ın gayet net tavrına ve söylemine rağmen Suriye konusunda AK Parti tabanı hükümetin ufkuna ve bilincine bir türlü ulaşamadı.
Benzer bir durum bölgemizin oldukça hassas bir dönemden geçtiği ve Ankara’nın stratejik hamleler yaptığı bugünlerde yeniden yaşanıyor.
Ortadoğu’da oyun yeniden kurulurken devletin zirvesi son derece önemli adımlar atıyor; fakat söz konusu adımlar aşağılarda yeterince anlaşılabilmiş değil.
Hükümet içinden dahi o adımları baltalayıcı açıklamalar yapılabiliyor.
Şuursuzca sarf edilen ve Ankara’yı zora sokabilecek sözleri düzeltmek ve durumu kurtarmak maalesef yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a düşüyor.
Fakat bu ne zamana kadar böyle devam edecek?
Ülkesinin dış politikasını ve stratejik hamlelerini yeterince kavrayamamış yetkililer kaç kez daha gaflarıyla Türkiye’nin ayağına kurşun sıkacak?
Belirli bir yetki ve sorumluluk taşıyan insanlar, dünyanın gözünün ve kulağının üzerimizde olduğunu bilmeliler.
Kameralar önünde veya sosyal medyada dost meclislerinde konuştukları gibi açıklama yapamazlar.
Türkiye’de yaşanan kafa karışıklığının ve bölgedeki gelişmelerin zaman zaman sağlıklı okunamamasının en önemli nedenlerinden biri de İran’ın ülkemizdeki farklı tarlaları zamanında kendi açısından oldukça iyi sürmüş olması.
Dün ektiği tohumların bugün meyvelerini alıyor.
İran söz konusu olduğunda hâlâ büyük bir dirençle karşılaşılıyorsa, medyamız ve kamuoyumuz kolayca manipüle edilebiliyorsa, takkeyi öne koyup uzun uzun düşünmek gerek.
Önceki gün tüm haber sitelerinde Suudi Arabistan uçaklarının Yemen’in başkenti Sana’da İran Büyükelçiliği’ni vurduğuna dair haberler vardı.
Tahran kaynaklı iddia sorgusuz sualsiz haberleştirilmişti.
Oysa gelişmeleri dikkatle takip eden biri iddianın asılsız olabileceğini rahatça fark edebilirdi.
Suudi Arabistan’ın Tahran’daki büyükelçiliğine ve Meşhed kentindeki konsolosluğuna düzenlenen saldırılar nedeniyle uluslararası toplum önünde zor durumda kalan İran rejiminin kendini kurtarma çabasıyla ve sırf “Onlar da bizim büyükelçiliğimize saldırdı” diyebilmek için böyle bir iddiayı ortaya atabileceği kimsenin aklına gelmedi mi?
Nitekim ortada gerçekten de iddia edildiği gibi bir saldırı yoktu.
Anadolu Ajansı muhabiri Sana’daki büyükelçilik binasını görüntüledi ve binada hava saldırısına maruz kaldığını gösteren hiçbir tahribat olmadığını söyledi.
Fakat Tahran ortaya attığı asılsız iddiayla propagandasını yapacağı kadar yapmış ve kamuoyunun zekasıyla alay etmiş, onlarca haber sitesi de bilerek veya farkında olmadan bu propagandaya alet olmuştu.

İsmail Yaşa

Etiketler