Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Niye olmadığının farkında mıyız?

Niye olmadığının farkında mıyız?

Büyüme, gelişme, ilerleme, genişleme, adına her ne diyorsak diyelim son tahlilde memleket için iyi olacak bir şey varsa hep birlikte olacak. Bunun başka çaresi yok. Rahmetli Hattat Ömer Efendi meşhur zincir örneğini dilinden düşürmezdi. “Ümmet zincir gibidir, sağlam halkalardan olması lazım. Hepsini tonlarca yükü çekecek halkalardan seçersin araya kiloluk bir zayıf halka koyarsın zincir o zayıf halkadan kopar gemi limanda kayar” derdi.

Her bir vatandaş memleket dediğimiz zincirin halkası. Ben gazetede yanlış, eksik, hatalı, yalan bir haber yaptığım da, hatalı haberden etkilenen bir vatandaş durup dururken mahkemeye gidiyor. Vatandaş mahkemede uğraşırken, hemşire olan hanımı o gün kocasına çok üzüldüğü için bir bebeğe istemeden hatalı aşı yapıyor ve memleketin bir evladı hasta oluyor. O hasta olan evladın babası doktorlara sinirlendiğinde öfkesine yenik düşüyor ve o sırada hastane de ders vermek için gelmiş olan bir hocayı öldürüyor.

Ben beceriksizlik ettim diye dalga dalga yayılan bir musibet alıp başını yayılıyor memleketin içinde.

Küptaş denilen Arnavut kaldırımı yapıldı yollara daha iki ay önce. Şimdi taşların bazıları söküldü ve yolun her yerinde çökükler var. Taşlar döşenirken sorsan çalışanların hepsi ustaydı. Taşları döşeyen işçiler özensiz ve ciddiyetsiz davrandılar. Bütün o işçilik sürecini her sabah ve her akşam adım adım gözlemledim. Günlerce bir grup genç adam yolda dizlerinin üzerine çökmüş bir halde ter akıtmışlardı. Ciddiyetsiz, yaptıkları işten haberi olmayan ve daha taşı tutuşundan yeteneksiz olduğu belli olan bu gençler taşları yola serpip gittiler. İki ay geçti ve yol eskisinden daha beter şu anda. Fatih Belediyesine beddua edelim hep birlikte ve sıyrılalım ya da kendi gerçeğimizle yüzleşelim.

Doğru düzgün adres bulamayan taksici mesleğinde ne kadar ustaysa o kadar başarılı kalp cerrahlarımız vardır. İnansız hava aracı tasarlamakla, güzel peynir yapmanın arasında hiçbir fark yoktur. Bunların hepsi toplumsal samimiyetimizle ilgilidir. Salih ve saliha olmadığımız için debeleniyoruz.

Mesela işsizlik! Bu siyasetin tek başına çözebileceği bir dert değildir. Çözüm siyasetle başlar ve siyaset engel oluyorsa vatandaş istediği kadar çabalasın bir yere varılmaz evet kabul ediyorum. Siyaset alan tanımı talep edeceğimiz bir yerdir. Siyaset alan tanımı yapar, hakların korunması için yasal düzenlemeler yapar, fırsatlar için çalışmalara yapar ve işi biter. Ondan sonra gelen yüzlerce başlık sivil denilen vatandaşların, bizim sorumluluğumuzdur.

Adındaki “demokratik” kelimesinden de anlaşılacağı üzere sosyalist diktatörlük olan Kuzey Kore Demokratik Cumhuriyetinde deprem olunca Hidrojen Bombası patlattık diye dünyayla dalga geçildiği günlerde Fisyon ve Füzyon arasındaki farkı sorup meseleyi haber yapmak için falan üniversitenin filan Profesörüne soru sormuştum. Ne olduğundan haberi yoktu ve benim onun bilmediğini anladığında konuyu laikliğe getirmişti. Şimdi bu profesörün olduğu bir ülkede siyasi olarak kusursuz olsanız ne yazar ki? Bu hoca zayıf halkamız ve ağlardaki balıkların bile bereketini bozuyor. “Hocam bu senin alanın ve alanının cahili olduğu için konuyu siyasete getirip ay sonunda aldığın haram bir maaşı eve götürüyorsun, bu yaptığın memlekete ihanettir” diyebileceğimiz bir toplumsal ahlak kurmalıyız. Zinciriz ve hep birlikte taşıyoruz memleketi. Sabahtan akşama kadar çalışıyorum diye işinden çıkamayız. Çalışıyoruz ama olmuyor işte. Niye acaba. Siyasetçilere beddua etmeye devam mı?

Erem Şentürk

Etiketler