Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Öcalan’ın fikri

Öcalan’ın fikri

Baraj inşaatını gerekçe göstererek ateşkesi niye bozdunuz? IŞİD’in yaptığı katliamı bahane ederek Ceylanpınar’da o iki polisi niye öldürdünüz? Hendekleri niye kazdınız? Savaşı niye canlandırdınız?” diye sorulduğunda, PKK’lıların verdiği saçma sapan cevaplardan bir tanesi şu: “Bizi Öcalan’la görüştürmüyorlar, önderimizin fikrini almamıza izin vermiyorlar.”
Öcalan’ın fikri belli. PKK’nın o fikre itibar etmediği de belli. ‘Önderin mevcut durumu, örgütün silah bırakıp bırakmamasını tayin etmeye müsait değil. Buna biz karar veririz’ diyen PKK yöneticilerinin, hapishanedeki Öcalan’ı muteber lider olarak görmedikleri de belli. Öyleyse, Öcalan’la şu veya bu şekilde temas kursalar ne olur, kurmasalar ne olur?
2013 nevruzunda yayınladığı mesajda “Artık silahlar sussun fikirler konuşsun noktasına geldik… Yine diyorum ki artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir. Yüreğini bana açan bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum” demişti Öcalan. 2015 nevruzunda da “PKK’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yaklaşık kırk yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim” beyanında bulunmuştu. PKK, “önderliğin” bu irade beyanlarını hiçe saydı; silahlı unsurlarını Türkiye’den çekmedi ve silahlı mücadelenin bittiğini ilan etmeye yanaşmadı. Üstelik “eylemsizliğe” son verdiler.
Gazete Habertürk Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir’in haberine bakılırsa, Öcalan, bunlardan ötürü PKK’ya ve onun dümen suyunda giden HDP’ye fena halde kızgın. Önümüzdeki günlerde sivil bir heyetin Öcalan’la görüştürülebileceği ileri sürülüyor. Bu gerçekleştiğinde, Öcalan’ın PKK ve HDP’ye “özeleştiri” çağrısı (haber doğruysa şayet) ‘resmiyet’ kazanacaktır.
Bakalım, aylardır “önderliğin” fikrini alamamaktan şikayet eden PKK yöneticileri bu sefer o fikre uyacaklar mı.

AHMED ÇELEBİ MESELESİ

İşgalci ABD’nin Irak’taki ilk enstrümanlarından Ahmed Çelebi ile alakalı yazımızı bazı kimseler tuhaf bir şekilde Ahmed Çelebi’ye methiye gibi algılamışlar. Hatta Amerikancı bir yazı gibi görenler bile olmuş. Sübhanallah! Halbuki biz o yazıda dört başı mamur olduğu zannedilen Amerikan planlarının ne kadar fos olabildiğine dair bir örnek sunmaya çalışmış, Ahmed Çelebi’nin ölüm haberini buna vesile kılmıştık. Çelebi’nin sempatik bulduğumuz tek yanının ABD için ifade ettiği hayal kırıklığı olduğunu, onun dışında bize uyan bir tarafının olmadığını da kendimizce ‘ironi yaparak’ ifade etmiştik. Cenazeye daha fazla ‘vurmayı’ münasip görmemiştik. Bir ölüm haberi sözkonusu olduğu için ve ölen kişi prensipte Müslüman olduğu için klavyemizden “Allah rahmetiyle muamele etsin” cümlesi de çıktı (“Allah rahmet eylesin” cümlesi çıkamadığı için). Bunun bir sahiplenme olarak görülmemesi gerektiğini, ömr-ü hayatında Ahmed Çelebi’yi düşman bellediğimizi resmen ilan ederek yukarıda mezkûr acayip tezvirata nokta koymayı dileriz.

Etiketler