Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Tarihi ezikliği dış politika diye anlattılar

Tarihi ezikliği dış politika diye anlattılar

Turgut Özal 1985 yılında Cezayir’den özür dilediğinde ben 11 yaşındaydım ve hatırladığım tek şey rahmetli Babaannemin Fransızlara beddua ettiğiydi.

NATO’ya girebilmek için Kore’ye asker göndermiş olmamızdan hiç utanmadık hatta bir nevi gurur duyabileceğimiz bir şeye dönüştü ama NATO çekimser diye bizim de çekimser kalıp, yıllarca Cezayir’in bağımsızlığını tanımamış olmamız hala utandığımız bir şeydir. Bir milyondan fazla Cezayirliyi, açlıkla, salgın hastalıkla, toplu katliamla, kurşuna dizmeyle katleden Fransızlar bizim neyimiz oluyordu acaba? Kafalarını kestikleri Cezayirlilerle hatıra fotoğrafı çektiren Fransızlara karşı tek kelime edememiştik. O fotoğrafları pullarına basan Paris sosyetesine mektuplar yazılmıştı gazete manşetlerinde.

Bugün bir Cezayirli gördüğünde utanmayan ve rahat davranan bir diplomat var mıdır acaba? Utanmayacak kadar pişkin ya da tarihten habersiz olanlar hariç herkesin kalbinin bir yerinde bir sızı gibi durur bu utanç.

Niye yaptık bu rezillikleri?

Mazlumun, akrabanın yanında olmayı hata olarak gören fena halde korkak adamlar yüzünden. Kendi tarihini silebileceğine inanan gafiller yüzünden. Tarihi silebileceklerini düşünüyorlardı, çünkü ülkeleri bir sabah aniden ortaya çıkmıştı geçmişi yoktu. Hatta öyle ki, şapkasına kadar taklit etmeye çalıştıkları adamlar tarafından verilmiş bir hediyeydi Türkiye Cumhuriyeti. Böyle inanıyorlardı ya da inandırmak istiyorlardı, kıymet bilmek lazımdı. Tamda bu trajik ruh halinin zaviyesinden bakınca hiç kimse inanmamış işte Cezayir’in bağımsız olabileceğine. “Barbar Cezayirliler, çağdaş Fransızlara karşı yenilecek. Türkiye bir avuç Afrikalı yüzünden Fransa’yla ters mi düşsün” demişler. Dış Politika denilen şey; işin içinde ABD varsa ABD’nin yoksa herhangi bir batılının dümen suyuna gitmek olarak kabul edilmiş. Sonra… sonrası utanç işte. Pısırık, etliye sütlüye karışmayan, verilenle idare edip “teşekkürler sahip” diyen bir ev zencisi Türkiye. (Allah, Malcolm X’e rahmet eylesin. House negro/Ev Zencisi)

Aradan yıllar geçti. Adım adım gelen Anadolu devrimi gerçekleşmeye başladı. Yanlış anlamalara tedbir olsun diye ifade edeyim; Benim gönlümde devrim 2002 de değil 2007 de olmuştur.

2007 de elle tutulur olarak hissedilen Anadolu devrimi sadece Türkiye’nin değil havzanın da geleceğini etkiledi. Bugün Türkiye’nin Suriye duruşu, yarının nesillerinin gurur kayağı olacak inşallah. Cezayir meselesinde olduğumuz gibi ezik bir Türkiye yok artık. Suriye’nin hürriyeti gerçekleştiğinde her şey yeniden inşa edilmeye başladığında ve sonrasında uzun yıllar Türkiye’nin kahramanlık destanları anlatılacak. Karşı gelenler, iftira edenler, İran ve Rusya tarafından kiralanmış gazeteciler, mezhepçilik yüzünden Esed’in yanında olmazsak imanımız gider diyen takiyeciler, PKK çeteleri hülasa Cezayirlilere “barbar Afrikalılar” diyen cahillerin torunları ibretlik kara lekeler olarak yazılıyorlar tarihe.

Etiketler