Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Türkiye Milleti”

“Türkiye Milleti”

Biz “ümmet”ten sadece Müslümanları anlıyoruz ama Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Medine Vesikasında Yahudileri de “ümmet”ten (Medine Ümmeti’nden) sayıyor. Demek ki “Ümmet-i Muhammed” değil ama tek başına “ümmet” kelimesi halk veya toplum anlamında kullanılabiliyor. Dinî bağı değil, tabir caizse vatandaşlık bağını veya coğrafi birlikteliği yahut siyaseten aynı gemide olmayı ifade edebiliyor. En mütedeyyin Müslüman Araplar bile “Arap Ümmeti” ifadesini kullanmakta beis görmezler. Zinhar “Arap Milleti” demezler ama. Çünkü bu kelimenin sadece dinî bağı ifade ettiğini kabul ederler. “Müslüman bir Arap’la Hıristiyan veya ateist bir Arap aynı ümmetten olsa da aynı milletten değildir” derler. Bizde ise tam tersidir; “Türk Milleti” ifadesi rahatça kullanılıyor, ama biri çıkıp “Türk Ümmeti” demeye kalksa herhalde ona zındık nazarıyla bakılır. Diyeceğimiz o ki, “millet” kelimesinin Türkiye’deki yaygın kullanımı Arapların halk veya toplum yerine kullandığı “ümmet” kelimesi anlamındadır ve dolayısıyla “Türk Milleti” denilebiliyorsa “Türkiye Milleti” de pekala denilebilir ve hatta ikincisi birincisinden daha münasiptir. Milletvekili yemini metnini okurken “Türk Milleti” yerine “Türkiye Milleti” diyen Leyla Zana, millet kelimesindeki galat-ı meşhura iltifat sorununu bir kenara koyacak olursak, yanlış bir şey yapmadı, Türkiye şartlarında doğru olanı yaptı. Anayasa’da dayatılan metni eksiksiz, katıksız ve hiç değiştirmeden okuma mecburiyeti ve bu mecburiyete uyulmaması halinde milletvekilliğinin kuvveden fiile çıkamaması bizim ilgilendiğimiz bir husus değil; ama Leyla Zana’ya “Türk Milleti yerinde Türkiye Milleti demek ihanettir” diye yüklenenlere zerre kadar katılmadığımızı kamuoyuna duyurmayı ahlaki bir borç telakki ederiz. Böylece duyurmuş olalım.