Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Türkiye nerede duruyor?

Türkiye nerede duruyor?

Suudi Arabistan’ın Şii din adamı Nimr El Nimr’i El Kaide ve IŞİD üyeleriyle birlikte idam etmesinin ve İran’ın El Nimr’in idamına gösterdiği tepkinin ardından iki ülke arasında patlak veren krizin yankıları devam ediyor.
Suudi Arabistan, Tahran’daki elçiliğine düzenlenen baskının ardından İran ile diplomatik ilişkilerini sona erdirdiğini açıkladı.
İran yönetimi her ne kadar baskının kabul edilemez olduğunu açıklasa da oynanan tiyatroda Devrim Muhafızları askerlerinin ve Besic milislerinin parmağı olmadığına hiç kimseyi inandıramaz.
Suudi Arabistan’ın İran ile diplomatik ilişkilerini kesmesinin ardından Körfez ülkelerinden de tepkiler gelmeye başladı.
İran ile çok daha büyük bir sorun yaşayan ve son dönemde Suudi Arabistan’a iyice eklemlenen Bahreyn’in Riyad’a destek vererek İran ile diplomatik ilişkilerini kesmesi sürpriz olmadı.
Birleşik Arap Emirlikleri diplomatik temsilciliğini maslahatgüzar seviyesine düşürürken Kuveyt de Tahran’daki elçisini geri çağırdı.
BAE’nin ticari ilişkileri ve 1 milyona yakın İranlı’ya ev sahipliği yapması nedeniyle Tahran’la ilişkilerini kesmesi zor.
İran nüfuzunun güçlü olduğu Kuveyt’e gelince Suudi Arabistan’a destek verse bile bu desteğin Bahreyn’in tavrı gibi olması beklenmemeli.
Umman ise Körfez ülkeleri içinde İran’a en yakın olanı.
En çok merak edilen Katar’ın tavrının ne olacağı.
Bu arada, Sudan’ın İran’la diplomatik ilişkilerini kestiğini ilan etmesi, sürpriz gibi görünse de bu ülkenin daha önce Şiilik propagandası yaptıkları gerekçesiyle İran kültür merkezlerini kapattığını bilenleri şaşırtmadı.
Suudi Arabistan kamuoyunu asıl şaşırtan Türkiye’nin tavrı oldu.
BaşbakanYardımcısı Numan Kurtulmuş’un “Türkiye idam cezasını tasvip etmemektedir” açıklaması Suudi Arabistan’a özel bir vurgu olmamasına rağmen “Ankara Nimr El Nimr’in idamını kınadı” şeklinde algılandı.
Keşke Türkiye İran’da daha önce gerçekleştirilen ve onlarca Sünni alimin vinçlerle asıldığı siyasi idamlara da aynı tepkiyi gösterebilseydi.
Suudi Arabistan kamuoyunda Türkiye’nin tavrı nedeniyle yaşanan hayalkırıklığının bir nedeni de son dönemde iki ülke arasında görülen yakınlaşma.
Kral Selman’ın G-20 Zirvesi münasebetiyle Türkiye’ye yaptığı ziyaret ve Antalya’da verilen samimi görüntüler, Erdoğan’ın Riyad ziyareti ve ziyaretin hemen öncesinde İran’ın mezhepçi politikaları hakkında yaptığı açıklamalar beklentileri yükseltti.
Suudi Arabistan kamuoyu Kurtulmuş’un açıklamalarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne diyeceğini merak ediyor.
Mina’da yaşanan facianın ardından Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hac organizasyonunun tedvili çağrısında bulununca Erdoğan devreye girerek Suudi Arabistan’ın herhangi bir taksiri olmadığını açıklamıştı.
Şimdi yine böyle bir “düzeltme” beklentisi var.
Bu arada Suudi Arabistan’ın son günlerde bölgenin bir numaralı oyun kurucusu rolüne soyunduğunu unutmamak lazım.
Yemen’e müdahale için oluşturulan koalisyonun ardından gelen “İslam Ordusu” girişimi, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ı aynı çatı altında buluşturma çabaları bunun göstergesi.
Bu gelişmeleri Suudi Arabistan liderliğinde bir İslam Dünyası’na giden adımlar olarak görenler var.
Ankara’nın bu tür boş hayalleri besleyecek adımlardan ve açıklamalardan da kaçınması gerek.

İsmail Yaşa

Etiketler