Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Yahya Efendi ile çoban Balaban

Yahya Efendi ile çoban Balaban

Ebru Okanlar –  Yayhâ Efendi’nin dergâhının arkasındaki tepelerde (bugün buralar Yıldız Parkı içerisinde kalmaktır) koyunlarını otlatan Balaban adında bir Rum çocuğu vardı.
Bir gün Balaban, dergâhın yakınlarında koyunlarını otlatırken koyunlardan iki tanesi dergâhı çeviren çitleri aşarak dergâhın bahçesine girer ve gözden kaybolurlar. Koyunlarını gözden kaybeden Balabanla telaşla dergâhın kapısını çalarak, iki koyununun dergâhın bahçesinden içeri girdiğini ve onları gözden kaybettiğini anlatır. Müridler bütün aramalarına rağmen bahçedeki koyunları bir türlü bulamazlar. Durum Yahyâ Efendi’ye arzedilir. Yahyâ Efendi çoban Balaban’ı huzuruna çağırarak yer gösterip oturtur ve “Söyle bakalım koyunların nasıl kaçtı?” diye suâl eder. Bu suâl üzerine Balaban olup biteni bütün teferruatıyla anlatır.
Yahyâ Efendi’nin “Bu çocuk koyunlarını ararken yorulmuş ve acıkmıştır, buna ekmek, tereyağı ve bal getirin” buyurması üzerine müridler, sofraya söylenen şeyleri getirirler. Yayhâ Efendi,
İşte sana tereyağı mumlu bal ve taze nân/Dilersen yağa ban, dilersen bala ban!
beytiyle Balaban’a ikram ve iltifatta bulunur. Şiir, Balaban’ın ruhuna bir mızrak gibi işler. Şiirin sonu ne kadar da güzel gelmiştir, hem kendi ismini tutuyor, hem de yemeğe uygun düşüyordur.
Balaban, Yahyâ Efendi’ye o kadar çabuk ısınır ve onu o kadar sever ki, tarifi imkansız. Karnını henüz doyurmuştur ki, bir dervişin kapıdan “Ey Balaban, müjde! Koyunların bulundu” sesi duyulur. Çoban Balaban yerinden kımıldamaz bile, Yahyâ Efendi’ye bakarak ağzından şu sözler dökülür: “Koyunlarım yoluna kurban, kabul edersen ben de burada kalmak ve Müslüman olmak istiyorum.”
Zaten Yahyâ Efendi de bu haberi bekliyordur. Dervişler sevinçle tekbir getirirken Yahyâ Efendi’nin dudaklarından şu beyitler dökülür:
Subb-dem iki ganem menzile mihmân geldi/Her görenler dediler tekyeye kurbân geldi
Kurd tabiatludan anı sakınun lutfeylen/Hazmidüp dirler ana nimet-i sübbân geldi.
Yolda çokdur çalıcı anları çaylâk gibi/Her aç olan ana der, derdime dermân geldi.
Bir koyuna sığar iki koyun niçeler (pençeler)/Çeküp avurda yutar der, bize ihsân geldi.
Yeticek arayu gider dolanur dağ u taşı/Kakınıp der bu araya şeytân geldi.
Ey “müderris” ola gör râ i, bugün bunlara sen/Enbiyâ zümresi hep âleme çoban geldi.

Etiketler
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!