Reklamı Kapat

Türkiye'nin yeni güvenlik ağı gereksinimi

Türkiye-Pakistan-Azerbaycan Güvenlik Paktı’nın dünya güvenlik mimarisine önemli katkı sağlayabileceğini belirten Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kürşat Korkmaz, “Türkiye, yakın havzasında, bölgesel askeri çatışmalar ve doğal afetlere karşı güvenlik ağları oluşturmalı.” ifadelerini kullandı.

Dr. Kürşat Korkmaz / Analiz 

Türkiye'nin yeni güvenlik ağı gereksinimini, Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Kürşat Korkmaz siz kıymetli okuyucularımız için kaleme aldı.

Uluslararası politikada son dönemde ittifaklar, paktlar ve iş birliği örgütleri revaçta. Atılan adımların çoğunlukla güvenlik temelli olması da dikkati çekiyor. Peki, yeni kurulan güvenlik temelli yapılar neyi amaçlıyor ve neden son dönemde yoğunluk kazandı?

Türkiye-Pakistan-Azerbaycan güvenlik paktı dünya güvenlik mimarisine de önemli katkı sağlayabilir

MEVCUT ULUSLARARASI SİSTEM ALARM VERİYOR

Son on yılda uluslararası sistemde çatışmalar yoğunluk kazandı. Uluslararası sistemde yaşanan kaos ve karmaşadan birçok ülke etkilendi. Bu sebeple uluslararası sistemde kapsamlı ve büyük bir değişim beklentisi ortaya çıktı. Mevcut uluslararası sistemin, birinci ve ikinci dünya savaşları öncesi atmosferi hatırlattığı söyleniyor. Bu söylemlerin pratiğe dökülmüş halleri de devletler tarafından kurulan güvenlik temelli yapılar olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde de tıpkı günümüzdeki gibi güvenlik temelli paktlar ve ittifakların kurulduğu biliniyor. Bugün Amerika Birleşik Devletleri ( ABD), İngiltere ve Avusturya'nın bir araya gelerek kurmuş oldukları AUKUS ile Hindistan, Avustralya, Japonya ve ABD'nin bir araya gelerek kurmuş oldukları QUAD (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu), bu güvenlik yapılarına örnek teşkil ediyor.

RUSYA'NIN YAYILMACI EMELLERİNİ DURDURMAK

Çin'in öncülüğünde, Pasifik'te 15 devletin bir araya geldiği "Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP)" yapısının da ABD'nin içinde bulunduğu ASEAN'a karşılık olarak oluşturulduğu yorumları yapılıyor.

Rusya'nın yayılmacı emellerini durdurmak için 2015 yılında ilk imzaları atılan ve Avrupa Birliği'nden 12 üyenin katıldığı Üç Deniz İnisiyatifi'ni [1] aktif hale getirmek için de hareketlenmeler başladı. Ayrıca, 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya- Ukrayna Savaşı ile Rus tehdidi karşısında bazı Avrupalı ülkeler reaksiyon gösterdi. Yıllarca tarafsız statüde olan Finlandiya ve İsveç; güvenlik endişesiyle NATO'ya üye olmak için adaylık başvurusu yaptı.

Uluslararası politikada bu gelişmeler meydana gelirken Türkiye'nin yakın havzasında da güvenlik temelli gelişmeler yaşanıyor. Yunanistan; ABD ile imzaladığı güvenlik antlaşmalarıyla, ABD'nin Yunanistan'ın bazı bölgelerinde askeri üsler kurmasını sağladı. Bunun yanı sıra NATO üyesi olan Yunanistan ve Fransa, güvenlik temelli savunma anlaşması yaptı.

TÜRKİYE, NE YAPMALI?

Türkiye'nin batısında bu gelişmeler yaşanırken, güney sınırlarında, Suriye ve Irak'taki güvenlik açıkları tehlikeli boyutlara ulaştı. Buna ek olarak Rusya-Ukrayna Savaşı, Karadeniz'de istikrarı bozan bir diğer gelişme olarak vuku buldu. NATO'ya üye olan Türkiye, son dönemde, müttefikleri tarafından terörle mücadele konusunda yalnız bırakıldı. Hatta çoğu zaman NATO müttefikleri, Türkiye'nin karşısında pozisyon aldı. Dolayısıyla Türkiye'nin yakın havzasında, bölgesel askeri çatışmalar ve doğal afetlere karşı güvenlik ağları oluşturması gerekiyor. Türkiye için mevcut şartlar içerisinde böyle bir güvenlik birlikteliğine ilk aşamada en uygun ülkeler Azerbaycan ve Pakistan'dır. Özellikle son yıllarda bu üç devletin hemen hemen her alanda ortak hareket ettiği bir gerçek. Öyle ki; ilkesel ve kuramsal ortak söylemlerin neticesinde, 2020 yılında gerçekleşen Dağlık Karabağ bölgesindeki 44 günlük savaşta, Azerbaycan ordusu başarıya ulaştı.

TATBİKATLARDAN ORTAK GÜVENLİK PAKTINA

11 ile 20 Eylül 2021 tarihleri arasında Azerbaycan'da Türkiye ve Pakistan'ın katılımıyla, "Üç Kardeş 2021" ismi verilen ortak tatbikat yapıldı. Böylece, üç ülkenin özel kuvvetleri ilk kez ortak tatbikat düzenledi. Tatbikatın temel amacının muharebe operasyonları sırasında dost ve ortak ülkelerin özel kuvvetlerinin etkileşimini geliştirmek, barış ve savaş zamanında operasyonlara hazırlanmak, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunmak olduğu vurgulandı. Güvenlik bağlamında yapılan bu ilk ortak tatbikat, kapsamlı güvenlik paktı oluşturmak için önemli bir adım niteliği taşıyor.

TÜRKİYE-PAKİSTAN-AZERBAYCAN GÜVENLİK PAKTI MÜMKÜN MÜ?

Pakistan'ın yıllardır Hindistan ile sınır sorunları yaşamasıyla bağlantılı olarak Keşmir meselesi ve Afganistan'daki istikrarsızlıklar, Pakistan'ı birçok yönden etkiliyor. Azerbaycan'ın yıllardır işgal altındaki Dağlık Karabağ bölgesi nedeniyle komşusu Ermenistan ile sorunları bulunuyor. Azerbaycan, 2020 yılındaki 44 günlük Dağlık Karabağ Savaşı'nın sonucunda, topraklarının bir kısmını Ermenistan işgalinden kurtardı. Azerbaycan; Güney Kafkasya bölgesinde ikircikli politikaları ve çoğu zaman Ermenistan'a vermiş olduğu destek nedeniyle Rusya ile sıkıntı yaşıyor. Ayrıca İran'da Azerbaycan Türklerinin yoğun olarak yaşadığı bölgelerin bulunması, Azerbaycan ve İran ilişkilerini olumsuz etkiliyor.

Ortak güvenlik politikaları geliştirme konusunda üç ülkenin güçlü ortak paydaları bulunuyor. Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan'ın üçlü güvenlik paktı özelinde bir araya gelmesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir gelişme olacaktır.

Son yıllarda savunma sanayii alanında büyük kalkınma ve gelişme kaydeden Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan arasında antlaşmaların yapılmasıyla bu üç ülkenin ortak iş birliği paydaları da artacaktır. Temel askeri ve savunma unsurları açısından değerlendirildiğinde; bu devletlerin askeri kapasitelerinin kendi bölgelerinde ve küresel güvenlik tehditleri karşısında caydırıcı, tehdit seviyesini azaltıcı bir etki oluşturma potansiyeline sahip olduğu görülüyor. Dolayısıyla böyle bir güvenlik paktının dünya güvenlik mimarisine de önemli katkı sağlayacağı söylenebilir.

GÜVENLİK PAKTINA KARŞI OLASI HAMLELER

Türkiye-Azerbaycan ve Pakistan'ın oluşturacağı güvenlik paktına karşı küresel güçler tarafından karşı hamleler olabilir. Türkiye, NATO üyesi olduğu için böyle bir paktın kurulması ABD'nin bölge içindeki çıkarlarına tehdit oluşturabilir. Bu durumda ise Türkiye ve ABD karşı karşıya gelebilir.

Pakistan'ın Şangay İşbirliği Örgütü içinde yer alması da ayrı bir sorunsaldır. Pakistan'ın Çin ile yoğun ticari ve askeri iş birliklerinin bulunması, Çin'i rahatsız edebilir. Ayrıca Pakistan'ın bölgesel anlamda ABD'nin karşısında yer alması da Pakistan ve ABD ilişkilerindeki sorunları derinleştirebilir. Bunun yanı sıra Azerbaycan'ın, Rusya'nın Güney Kafkasya ve Hazar havzasındaki çıkarlarını kısıtlaması söz konusu olacağından, Rusya, Azerbaycan'ın karşısında güçlü bir pozisyon alabilir.

GENİŞLEME STRATEJİSİ

Türkiye, Azerbaycan ve Pakistan güvenlik paktının zaman içerisinde genişleme ve etki alanını artırma konusunda önemli potansiyele sahip bir altyapısı bulunuyor. Bölgesel ve küresel güvenlik açıklarının ülkeleri tehditlere daha açık hale getirmesi; devletlerin ortak güvenlik ağlarına ihtiyacını artırıyor. Bu bağlamda, bu üç ülkenin oluşturacağı güçlü güvenlik sinerjisi, bölgesel düzeyde güvenilir yeni partnerleri de ortaya çıkaracaktır. Türkiye-Azerbaycan-Pakistan güvenlik paktının meydana getireceği güçlü iş birliği, Avrupa Birliği ve Türk Konseyi ile iletişim kanallarını açacaktır.

22 Haz 2022 - 05:10 - Analiz-Yorum


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.