Reklamı Kapat

Rusya-Ukrayna Savaşı neye dönüşüyor

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, en başta varsayılanın aksine uzatılmış savaşa doğru gittiğini belirten Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Seren Yeşiltaş, “Savaşı "Rusya'nın varoluşsal savaşı" olarak görmedikçe ve Putin'in her hamleye aynı şekilde mukabelede bulunacağı kabul edilmedikçe Batı merkezli dayatmaların kısa vadede sonuç vermeyeceği aşikârdır.” dedi.

Doç. Dr. Merve Seren Yeşiltaş / Analiz - AA - Rusya-Ukrayna savaşının gidişatını ve ne yöne evirildiğini Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Seren Yeşiltaş, siz kıymetli okuyucularımız için kaleme aldı.

Ukrayna Savaşı'nın başlamasının üzerinden beş ay geçti. Başlangıçta savaşın ve tarafların kaderine yönelik iki ana öngörü hakimdi. İlki, Rusya'nın stratejik okumasıydı. Buna göre Moskova; Ukrayna'nın hızlı bir şekilde teslim olacağını, Volodimir Zelenski'nin iktidarı terk edeceğini, Kiev'de Rusya yanlısı yeni bir rejimin kurulacağını ve krizin Rusya'nın avantajına olacak şekilde çözüleceğini öngörüyordu. İkinci beklenti ise Rusya'nın stratejik bir hata yaptığına ve özellikle de ABD'nin tuzağına düşerek Ukrayna'da bataklığa saplanacağına yönelikti. Zira Moskova askeri, savaşı sürdürecek kabiliyet ve kapasiteden yoksun kalacak, hızlı bir şekilde devreye sokulacak ekonomik tecrit ise Rusya'nın direncini kıracaktı. Ancak her iki beklenti de doğru çıkmadı.

Aslında her iki yanılgı da günümüz savaşların değişen karakterini anlamaya dönük gerçekçi bir okuma yapılamadığının bir göstergesi. Günümüzde savaşlar; siyasetin yanı sıra sanayileşme, entelektüel derinlik, teknolojik gelişmeler, ittifak kültürü, ordunun profesyonelliği ve saha tecrübesi, çeşitlenen fikir ve seçenekler, insan (lider/komutan) faktörü, asker-sivil ilişkileri, kurumsal işleyiş, toplumsal kabuller yahut direnç, özel sektörün eko-sistemdeki yeri gibi birçok unsura göre şekillenip evirilmektedir. Nitekim 24 Şubat 2022 günü Rus birliklerinin saldırısıyla başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı da birçok iç ve dış dinamiğe bağlı olarak yeniden şekilleniyor.

Bu savaşı "Rusya'nın varoluşsal savaşı" olarak görmedikçe ve Putin'in her hamleye aynı şekilde mukabelede bulunacağı kabul edilmedikçe Batı merkezli dayatmaların kısa vadede sonuç vermeyeceği aşikârdır.

Bu zamana kadar mevzubahis dinamikler ve faktörler, Rusya'nın, özellikle askeri hedeflerinde stratejik değişikliğe gitmesini; Ukrayna'nın ise tatbik ettiği stratejisine istikrar ve süreklilik kazandırmasını sağladı. Nitekim ilk kertede Rusya'nın "yıldırım savaşında" sergilediği taktik, operatif ve stratejik başarısızlık, Ukrayna'yı var gücüyle bir yıpratma savaşına konsantre olmaya yöneltti. Bu bağlamda Rusya'nın yıldırım savaşında beklediği hızlı ve sonuç alıcı ilerleyiş, yerini toprak kontrolünün hızla el değiştirdiği çatışmalı bölgelere bıraktı. Gelinen aşamada Rusya, nükleer silahlar göz önünde bulundurulduğunda halen üstünlüğünü korusa da Ukrayna'nın, yıpratma savaşının meyvelerini aldığı görülüyor. Bu yönüyle Ukrayna, Rusya'yı sadece askeri olarak değil, aynı zamanda uluslararası toplum nezdinde moral, ahlak ve hukuki açılardan da yıpratmayı önceliyor.

24 Şubat öncesi ile karşılaştırıldığında Ukrayna, Rusya için daha fazla yaşamsal bir öncelik haline geldi.

Uzatılmış savaşta galibiyet için henüz erken 

Ancak henüz Rusya'nın yenilgisini yahut Ukrayna'nın galibiyetini ilan etmek için çok erken. Rusya-Ukrayna Savaşı, en başta varsayılanın aksine Uzatılmış Savaş'a doğru evirildi. Bu anlamda birkaç kez denenen müzakerelerden herhangi bir sonuç çıkmadığı hatırda tutulmalıdır. Bu savaşı "Rusya'nın varoluşsal savaşı" olarak görmedikçe ve Putin'in her hamleye aynı şekilde mukabelede bulunma cüreti göstereceği kabul edilmedikçe Batı merkezli dayatmaların kısa vadede sonuç vermeyeceği aşikâr.

Öte yandan süreç içerisinde, Rus askeri stratejisinin birçok kez yenilgi yaşaması ve stratejik hedeflerinde değişikliğe gitmesi; Rusya'nın henüz topyekun bir yenilgiye uğradığı anlamına gelmiyor. Kaldı ki buradaki yenilgi sadece "askeri alana ve "iki ülkenin zafer/hezimetine" indirgenmemeli; aksine bu savaş, iki ülke sınırlarının ötesinde bölgesel ve küresel oyunu belirleyici/dönüştürücü niteliktedir. Mikro ölçekte baktığımızda, kuşkusuz Rusya'nın Ukrayna'yı işgal girişimi her iki tarafta kalıcı hasarlar bıraktı. Rusya açısından bu hasar Rus askeri stratejisinin zafiyeti, kuvvet yetersizliği, ekonomik ambargolar, uluslararası yalnızlaştırma, küresel nüfuzunun erozyonu ve Putin'in gelecek seçim imtihanı; Ukrayna içinse yeniden imar edilmesi gereken bir ülke ve daha önemlisi Kiev'in AB ve NATO üyeliği arzusudur.

Makro ölçekte bakıldığında ise Rusya-Ukrayna Savaşı, gıdadan enerjiye kadar birçok fay hattını gün yüzüne çıkardı. Savaşla beraber daha somut bir şekilde zuhur eden sorun yelpazesi, AB ve NATO ülkeleri arasındaki fikir ayrılıklarının derinleşmesine neden oldu. AB ve NATO ülkelerinin tamamı Ukrayna'nın yenilmemesi gerektiği hususunda hemfikir olmakla birlikte Rusya'yı cezalandırma konusunda metodolojik bir ayrışmaya düştüler.

Savaşın nereye evirileceği birçok faktöre bağlı

Bütün bunlar dikkate alındığında Rusya-Ukrayna Savaşı’nın nereye doğru evirileceğine de bütünsel bir çerçeveden bakmakta fayda vardır. Söz konusu bütünsel bakış açısının belki de en önemli ağırlık merkezini, jeopolitik cephe oluşturuyor. Rusya'nın revizyonist ve yayılmacı stratejisinin Avrupa ölçekli bir kırılmayı beraberinde getirmesi nedeniyle en büyük mücadelenin Rusya-Batı arasında yaşanacak olması, savaşın devam edeceğine yönelik tezi destekliyor. NATO, yeni Stratejik Konsept belgesinde Rusya'yı konvansiyonel bir askeri tehdit olarak yeniden kodladı ve bu yeni strateji, Rusya'nın Avrupa jeopolitik eko-sisteminden dışlanacağı bir hedefi devreye soktu. Bu da Rusya'nın, durumu ancak Ukrayna üzerinden elde edebileceği bir başarı ile dengeleyebileceği algısını pekiştiriyor. Öyle ki, 24 Şubat öncesi ile karşılaştırıldığında Ukrayna, Rusya için daha fazla yaşamsal bir öncelik haline geldi.

Jeopolitik mesele sadece Batı ile Rusya arasında yeni bir antagonistik ilişki ile sınırlı değil. ABD-Çin rekabetinin, siyasi ve ekonomik bir rekabet olmaktan çıkarak Tayvan gibi patlamaya hazır sorunlar üzerinde alevlenebilecek olması, Rusya'ya olan dikkatin dağılması anlamına gelecektir. Bölgesel ölçekli krizlere dönüşebilecek aktif çatışma sahaları, Rusya'ya olan ilgiyi azaltarak, Moskova'nın Ukrayna'da manevra alanını genişletmesini sağlayacak ve savaşın stratejik çerçevesini belirleme inisiyatifi oluşturacaktır.

Tahıl krizi Rusya'nın elini güçlendirdi!

Askeri sahada yaşanabilecek gelişmelere bağlı olarak savaşın neden olduğu yeni eko-politik ortam da savaşın uzama ihtimalini güçlendiren bir diğer unsur. Ekonomik ambargoların Rusya'yı kısa vadede caydırma konusunda başarısız olması ve enerji kartının giderek Rusya için bir avantaj, Avrupa içinse bir krize sürüklenme ihtimali yaratması, Rusya'nın, savaşı uzatarak elde edeceği kazançları çoğaltması yönünde stratejik bir tercihte bulunmasına imkân tanıyor. Öte yandan savaşın neden olduğu tahıl krizi gibi gıda eksenli sorunlar da Rusya'nın elini güçlendiren diğer hususlar.

Sonuç olarak savaş, askeri sahada ilerlese de savaşın günümüzde kapsamlı bir zeminde düşünülmesi ve sürdürülmesi gerektiği gerçeğini ortaya çıkardı. Bu nedenle savaşın nereye doğru evirileceğine dair öngörülerin de bütün etkenlerin değerlendirerek yapılması gerekiyor.

06 Ağu 2022 - 00:32 - Analiz-Yorum


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.