Reklamı Kapat

Van’da düşen keşif uçağının şifreleri

Uçak Mühendisi Dr. Haluk Kul, dünyada keşif ve gözetleme uçaklarının yolcu ve kargo uçaklarına göre riskin yüksek ve tehlikeli bölgelerde kullanıldığına belirterek, bu tür uçakların kaza kırım incelemelerinin de farklı olduğunu söyledi.

Diriliş Postası Muhabiri İbrahim Seçkin Talaş

Van’da keşif ve gözetleme görevi yürüten insanlı uçağın 2 bin 200 rakımlı Artos Dağı’na çarparak düşmesi sonucu 2’si pilot 7 kahraman emniyet mensubu şehit oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Havacılı Daire Başkanlığı envanterinde yer alan uçağın Hakkâri ve Van illerinde keşif ve gözetleme yapmak üzere Van Ferit Melen Havalimanı’ndan havalandığını açıklamıştı. Van’da düşen keşif uçağı, 2015 model, gerçek zamanlı olarak terörle mücadele esnasında birliklerle veri paylaşımında bulunabiliyordu. 2012 yılında envantere giren uçaktan ilk başta 5 adet kiralanırken ilk kez Cudi ve Şemdinli’deki terör operasyonlarında kullanıldı.

Havacılıkta, savaş uçaklarının aksine ‘keşif, istihbarat, gözetleme’ amacıyla kullanılan insanlı uçakların düşmesine neden olan teknik veya pilotaj hatalarını Uçak Mühendisi Haluk Kul ile

konuştuk. Kul, “Keşif uçakları, istihbarat toplamak amacıyla görev yapan uçaklardır. Bu nedenle yolcu ve kargo uçaklarına göre

riskin yüksek olduğu, tehlikeli bölgelerde görev yapar” dedi.

Dr. Haluk Kul

KEŞİF UÇAĞI ARAZİYE YAKIN TAKİP YAPIYOR

Dünyada insanlı keşif uçaklarının “düşme, çarpma” ile yan yana anılmasına ilişkin Uçak Mühendisi Dr. Haluk Kul, “Keşif uçakları istihbarat toplamak amacıyla görev yapan uçaklardır. Bu nedenle yolcu uçakları ve kargo uçaklarına göre kabul edilmiş bir riskin daha yüksek olduğu, daha tehlikeli bölgelerde görev yapar. Genelde, 10 bin metre civarında uçuşu yapılması araziye yakın takip, elden geldiği kadar yakın manevra yapması gereken yerlerde olması, uçağın bu anlamda güvenlik açısından hedef olmasına neden olur.

Bundan dolayı keşif uçaklarının güvenlik riski standart yolcu ve kargo uçaklarına göre daha fazladır” diye konuştu.

AÇIKLAMA YETKİSİ DEVLETE AİT

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü envanterinde olan keşif ve gözetleme uçaklarının kaza kırım incelemelerinin sivil havacılıkta kullanılan uçakların kaza kırım incelemeleriyle aynı olmadığına dikkati çeken Dr. Haluk Kul, Van’da düşen uçağın neden düştüğüne ilişkin raporun incelemelerin ardından belli olacağına işaret etti. Haluk Kul, “Kazanın sebebinin ne olduğunu kara kutu kayıtlarının incelemesi ortaya çıkaracaktır. Onun dışında söylenecek her şey spekülasyon olacaktır. O nedenle ‘şöyle olmuştur, böyle olmuştur’ demek için son derece erken. Bu konuda açıklama yapma yetkisinin devletimize aittir” ifadelerini kullandı.

Uçakların düşmesine neden olabilecek teknik detayların neler olduğuna dair soruyu yanıtlayanDr. Kul, ‘Jumbo Jet’ denilen bir uçaktan verdiği örnekte, uçakta bulunan 4 bine yakın parçanın düzgün bir şekilde uçuşa elverişli çalışabilmesinin sağlanması gerektiğini söyledi.

HAVACILIKTA İSVİÇRE PEYNİRİ TEORİSİ

Uçak Mühendisi Kul, “Uçaklarda elverişli çalışabilmenin yüzde 7’lik kısmını bakım oluşturuyor. Daha çok pilotajda sorunlar yaşanabiliyor. Günlük hayatta bizim farkına varmadığımız durumlar hataya neden olabiliyor. Bir de birkaç tane hatanın üst üste gelmesi gerekiyor. İsviçre Peyniri teorisi var. 7-8 tane hata üst üste gelecek ki ölümlü, yaralanmalı bir kaza kırım meydana gelsin” açıklamasında bulundu.

TEKNİK ARIZA VE PİLOTAJ HATASI

Kaza kırım ekiplerinin inceleme yaparken nelere dikkat ettiğini anlatan Kul, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin talimatnamesi kapsamında kazanın büyüklüğüne göre bir kurulun oluşturulduğunu belirterek, kurulun bağımsız ve her türlü bilgiye erişebilecek şekilde ön değerlendirmeyi gerçekleştirdiğinin altını çizdi. Bir uçak kazasının kırım raporunun ön

değerlendirmenin ardından bir buçuk sene sürdüğüne değinen Kul, “Kaza kırım ekipleri, keşifler yapıyor. Uçak parçaları belirli bir yerde toplanıyor.

Bazen mümkün olmuyor. Kara kutu kayıtları inceleniyor. Hava trafik kontrol, varsa kule, uçuş hareket uzmanlığı gibi kısımlar hava aracının bakım kayıtlarının incelenmesinin ardından sebep

bulunmaya çalışılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ekip kaynak yönetimi

Dünyanın en büyük uçak kazasının 1977 yılında Kanarya Adaları’nda yaşandığını hatırlatan Kul, bu kazada 2 tane Boeing 747’nin pistte çarpıştığını belirterek, kazanın pilotun aceleyle harekete etmesinin kazaya neden olduğunu hatırlattı. Uçak kazalarında pilotaj hatalarıyla ‘Ekip Kaynak Yönetimi’ denilen hususun devreye girdiğini belirten Dr. Kul, Ekip Kaynak Yönetimi’ni şöyle anlattı: “Havacılıkta ekip kaynak yönetimi sadece kokpitle sınırlı değildir. Uçağı eli değen ya da uçağa dahil olan bütün paydaşlar ekip kaynak yönetiminin içindedir, havacıların aileleri de dahil

olmak üzere. Pilotlar, aileleriyle tartışmalı olur, kafası o şekilde meşgul olursa uçuşa konsantre olamaz”

20 Tem 2020 - 06:10 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?