Reklamı Kapat

Mobbing bir iş yeri kanseridir

Pandemi sürecinde her ne kadar birçok iş yeri kapanıp, işlerini yavaşlatsa ve evden çalışmaya geçse de mobbing hız kesmedi hatta daha da arttı. Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan İşman, iş yerlerinde onurlu çalışma hakkının gözetilmesi ve çalışma barışının korunması için mutlaka mobbingin önlenmesi gerektiğini kaydetti. İşman, cinsiyete göre mobbinge maruz kalan kişilere bakıldığında yüzde 57 oranında erkeklerin, yüzde 43 oranında da kadınların mobbinge uğradığını belirtti.

Sümeyye Aksu
RÖPORTAJ Sümeyye Aksu Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Sümeyye Aksu / Mülâkât

Pandemi tedbirleri, insanları toplumsal hayattan koparıp eve kapanma, üretememe ve bireyselleştirmeye itmektedir. Uzmanlara göre bu durum ekonomik sorunlarla birlikte ruhsal çöküntüye de yol açıyor. Aile ziyaretleri, seyahatler ve eğlenceye gelen kısıtlamalar, dünyada ve ülkemizde toplumsal buhranlara neden olabiliyor. Çalışanların ise daha çok çalıştığı ve iş yükünün çoğaldığı bu dönemde iş yerlerinde mobbing faktörünün gözle görülür şekilde arttığı belirtiliyor. İş yerinde psikolojik tacizi ve baskıyı tanımlamak amacıyla kullanılan mobbing, birçok insanın iş hayatının sona ermesine veya bozulmasına neden olabiliyor. Mobbingle Mücadele Derneğinin kurulduğu 2010 yılından itibaren amaçların onurlu çalışma hakkının gözetilmesi ve iş yerlerinde çalışma barışının geliştirilmesi olduğunun altını çizen Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı İlhan İşman, mobbing nedir ve nasıl mücadele edilir konularıyla ilgili Diriliş Postası’na açıklamalarda bulundu.

Mobbingi bir iş yeri kanseri olarak tanımladıklarını söyleyen İşman, mobbingin olduğu iş yerlerinde aşırı kontrolcü, iktidar açlığı çeken kişiler davranışlarını güvensizlik, kıskançlık ve önyargı üzerine temellendirerek iş yerinde psikolojik tacize başvuruyor. Mobbingin olduğu iş yerlerinde çalışma barışından, sosyal diyalogdan söz edilemez. İşman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pozitif bir yaklaşımla geleceğe dönük bir bakış açısıyla ülkemizde çalışma barışının korunduğu, çalışanların mutlu mesut işlerine güler yüzle gittiği, işlerini verimli biçimde yaptığı iş yerlerinde iletişim kanallarının sürekli ve düzenli olarak açık olduğu ve insanların işlerini kaliteli bir biçimde yaptığı, mutlu insanların olduğu bir çalışma ortamı istiyoruz. Biz dernek olarak, bu vesileyle çalışma barışının geliştirilmesi hem de ülkemizin taraf olduğu Avrupa Birliği (AB) sosyal şartının 26. Maddesi, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve İnsan Hakları Beyannamesi gibi çalışma hakkı gözeten maddelerin gereklerinin yerine getirilmesiyle ilgili bir sivil toplum kuruluşu olarak çalışıyoruz”

Cinsiyete göre mobbinge maruz kalan kişilere bakıldığında yüzde 57 oranında erkeklerin, yüzde 43 oranında da kadınların mobbinge uğradığını belirten İşman, “Mobbing konusunda erkeklere oranla, kadınların daha duyarlı olduğunu ve bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmediklerini görüyoruz. Ama bir diğer gerçek de kadınların hem cinslerine yaptığı mobbingin daha acımasız, çekilmez ve derecesinin yüksek olması.

PANDEMİDE MOBBİNG HIZ KESMEDİ

ILO’ya göre, koronavirüs salgını başladığından beri, altı gençten biri işini kaybetti. İşi devam edenlerin çalışma sürelerinin de yüzde 23 azaldı. Bu duruma dikkati çeken İşman, "Rakamlar da geleceğe dönük olarak istihdamın daralacağı, sonuçta mobbingin artacağının da önemli bir göstergesi. Pandemi sürecinde her ne kadar birçok iş yeri kapanıp, işlerini yavaşlatsa ve evden çalışmaya geçse de mobbing hız kesmedi hatta daha da arttı. Bu süreçte işveren yasak nedeniyle çalışanı işten çıkaramıyor. Ama çalışan kendi rızası ile isterse tazminatını almadan işten ayrılabiliyor. Bu salgın ortamında hangi çalışan kendi rızası ile tazminatını almadan işten çıkmak ister. Maalesef bazı işverenler bu durumu kendi lehlerine fırsata çevirme gayreti içerisinde; baskı, eziyet, aşırı iş yükü yükleme, çalışanın isteği dışında görev yerini değiştirme, bezdirme, gözdağı verme, tehdit etme ve benzeri psikolojik baskılarla, yani onurlu çalışma hakkını hiçe sayan, çalışma barışını bozan davranışlarla, Mobbing yaparak, çalışanı yıldırarak kendi rızası ile işten ayrılmaya zorluyorlar” diye konuştu. İşman sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşveren; işçinin İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci bendinde sayılan ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışlar’ sergilediği gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğini SGK’ya kod 29 olarak bildiriyor. Tazminat ödememek ve pandemi döneminde işten çıkarma yasakları süresince, dilediğince işçi çıkarmak için işverenin kullandığı bu madde, işsizlik ödeneğinden faydalanmanın da önünde engel. İŞKUR, işsizlik ödeneği için başvuru yapıldığında işten ayrılış bildirgesindeki kod numarasına bakıyor; Kod 29 girilmişse işsizlik maaşı ödemiyor. İşten çıkış gerekçesi olarak 29 numaralı kod gösterilenler maalesef kısa çalışma ödeneği de alamıyor”

DEVLET ÇALIŞANLARI KORUMAKLA YÜKÜMLÜ

“Anayasamıza göre Devlet, çalışanları korumak, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek ve çalışma barışını sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür” diyen İşman,“Çalışma barışını ve huzurunu tehdit eden, çalışanın kişiliğini ve onurunu zedeleyen, çalışanın ailesi, iş yeri ve içinde bulunduğu toplum için de çeşitli zararlara yol açabilecek bir sorun olan iş yerinde psikolojik tacizle mutlaka mücadele edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“MÜCADELE BİLİNCİ OLUŞTURULMALIDIR”

İş yerlerinde psikolojik taciz olgusunun durağan değil, sürekli değişen bir süreç olduğunu dile getiren İşman,“Psikolojik taciz sürecinin aşamaları da, ülkelerin kültürel farklılıklarına ve zamanla değişen sosyal ortama göre değişiklikler gösteriyor. Mobbing ile mücadele edebilmek için, öncelikle farkındalık geliştirilmeli, mücadele bilinci oluşturulmalıdır. Kabul etmek gerekir ki bilmediğimiz, farkında olmadığımız bir şeyle mücadele edemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

MOBBİNGİN SOSYO-EKONOMİK ETKİLERİ

“İş yerinde psikolojik taciz başta psikolojik taciz mağduru birey olmak üzere, mağdurun ailesi, çalıştığı kurum ve yaşadığı toplum açısından pek çok psikolojik ve ekonomik maliyetlere yol açar. Psikolojik taciz süreci sonucunda mağdur fiziksel ve duygusal rahatsızlıklar yaşar, bu nedenle de eski sağlığına kavuşmak için doktor, hastane ve ilaç giderleri gibi ekonomik maliyetlere katlanmak durumunda kalır. Yine, bazen psikolojik taciz nedeniyle birey işten kovulmakta veya ayrılmak zorunda kalmakta ve işsizlik nedeniyle gelir kaybına uğrar” ifadelerini kullanan İşman, “Ülkemizde henüz mobbingin ekonomik maliyetleri ile araştırmalar yapılmamıştır. Mobbing süreci, bireyler dışında kurum, aile, toplum ve ülke ekonomisi üzerinde de ciddi tahribatlara neden olmaktadır. Almanya’da yapılan araştırmalarda, 1,5 milyon çalışanın mobbinge maruz kaldığı, mobbingin Alman ekonomisine yaklaşık 13 milyar euroluk bir zarar verdiği ifade edilmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

DENETİM MEKANİZMASI

Özel sektörde Mobbinge maruz kalanların; iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak feshedebilme hakkı olduğunu belirten İşman,” Belli şartlarda ayrımcılık tazminatı isteyebilme hakkı vardır. Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’na göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Mobing’e uğrayan çalışan, mobbing yapan yöneticiyi dava edebilir ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. Ayrıca koşulları oluşmuş ise çalışan, kötü niyet tazminatı hükümlerine göre de başvuruda bulunabilir” ifadelerini kullandı.

MOBBİNG NEDİR?

“Çalışanını istifaya zorlamak, ihbar ve kıdem tazminatı ödememek ve çalışanları baskı altında tutarak çalışanın izin kullanma hakkını elinden almak ya da fazla mesai ödemesi yapmamak da iş yerinde işverenin çalışanına uyguladığı tacizin sebepleri arasında gösteriliyor. İş yerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, sistematik biçimde devam eden yıldırma, işten soğutma, iş yaptırmama ya da işten uzaklaştırmayı hedefleyen psikolojik tacize Mobbing denir.”

27 Şub 2021 - 07:06 - Analiz-Yorum

Muhabir Sümeyye Aksu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?