Reklamı Kapat

TİMAV Başkanı Ecevit Öksüz: İhtiyacımız ithal sözleşmeler değil, kendi değerlerimizdir

Cumhurbaşkanlığı kararı ile İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin ardından Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV) Genel Başkanı Ecevit Öksüz, "İhtiyacımız olan şey, ithal sözleşmelerle bize dayatılan ve nihaî amacının ne olduğu tartışmalı sözleşmeler değil; kendi ruh köklerimizde, medeniyet birikimimizde var olan ilke ve uygulamalardan bugünün ruhuna uygun usûl ve esasları, kural ve kaideleri belirleyip, insanlığa örnek medeniyet değerlerimizi yeniden inşa ve ihya etmektir." dedi.

Türkiye İmam Hatipliler Vakfı (TİMAV) Genel Başkanı Ecevit Öksüz önceki gece Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin, İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılması kararını değerlendirdi.

Öksüz açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

“Bilindiği üzere, İstanbul Sözleşmesi, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. Kadına yönelik şiddetle mücadele etmek amacıyla 2011 yılında imzalanan bu sözleşme, 2014 yılında yürürlüğe girmiştir.

Her ne kadar imzalandığı dönemde, sözleşmenin hedefi kadına yönelik şiddetle mücadeleye destek olmak ve bu konuda küresel bir ortak zemin oluşturmak amacı taşıyor görünse de, İstanbul Sözleşmesi, zamanla “toplumsal cinsiyet” ve “cinsel yönelimler” gibi kavramlar üzerinden toplumun ahlakî değerleri ve aile yapımız üzerinde derin tahribatlar oluşturacak eylem ve söylemler için mesnet teşkil eder duruma gelmiştir.

"VİRÜS YAYMA PROJESİ"

Her milletin, inancın, kültür ve medeniyetin kendi dinamiklerini oluşturan değerlerini aynı potada eritme anlayışının da bir yansıması olan bu sözleşme; ülkemizde yürürlükte kaldığı süre içinde aileyi, fıtratı ve toplumun kökleri ile bağlarını ifsat etmeye hizmet etmiş, batının ahlaki çöküntüsünü milletimizin içerisine adeta bir virüs gibi yayma projesi niteliğine bürünmüştür.

Bizim inanç, kültür ve medeniyetimiz kadını, erkeği, aileyi ve ailenin tüm fertlerini birbirinden ayıran değil “bir” ve “bütün” olarak gören bir anlayışta, inanışta, yaşayıştadır. Bu anlayış, yüzyıllardır bu toplumu ayakta tutmakta ve güçlü kılmaktadır.
Bugün dünyada başta kadın hakları olmak üzere insan hakları ve temel insanî erdemler bağlamında insanlığın ihtiyaç duyduğu ve her geçen gün inandırıcılığını yitirmekte olan sözde birtakım girişimlerle arandığı iddia edilen yüksek ahlakî normlar; bizim medeniyetimizin asgarî standartları, en temel ilkeleri ve vazgeçilmez unsurlarıdır. İhtiyacımız olan şey, ithal sözleşmelerle bize dayatılan ve nihaî amacının ne olduğu tartışmalı sözleşmeler değil; kendi ruh köklerimizde, medeniyet birikimimizde var olan ilke ve uygulamalardan bugünün ruhuna uygun usûl ve esasları, kural ve kaideleri belirleyip, insanlığa örnek medeniyet değerlerimizi yeniden inşa ve ihya etmektir.

Tarihinin karanlık sayfalarının bazı dönemlerinde kadının insan olup olmadığını dahi tartışma cehaletini, insanlığa ihanetini, barbarlığını gösteren Avrupa’nın ürettiği ve üreteceği normlara muhtaç olmayan bir tarihin, milletin ve medeniyetin evlatları olarak İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini destekliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

"İNANÇ VE GELENEKLERE SAVAŞ AÇMA NİTELİĞİNDE"

İstanbul Sözleşmesi; imzalandığı günden bu yana, ülkemizde hizmet edeceği iddia edilen hususlarda hiçbir değer ve katkı üretmediği gibi, LGBT başta olmak üzere toplumsal cinsiyetsizlik projesi vb. pek çok ahlaksızlığın mesnedi haline gelmiş, getirilmiştir. Gelinen bu noktada toplumun yoğun talepleri dikkate alınarak atılan adımla alınan çekilme kararının önümüzdeki süreçte toplumsal birlik ve beraberliğimize olumlu manada katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

İstanbul sözleşmesinin yürürlükten kaldırılmasına karşı çıkan bazı kuruluşların ve toplumsal grupların, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içinde oluşturduğu tahribatı görmemeleri, basiretsizlik ve firasetsizlik örneğidir. Ayrıca aile hayatımız, kadın-erkek ilişkileri, dini ve toplumsal değerlerimizle çatışacak pek çok söylem ve eylemin temel dayanağı haline gelmiş böyle bir sözleşmeyi yürürlükte tutmayı savunmak, inanç ve geleneklerimize ait değerlere savaş açmak anlamını taşır ki, bu da bu vatana ve bu millete yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olacaktır.

"HUKUKSUZLUĞUN HER TÜRLÜSÜNÜ KINIYORUZ"

Her zaman olduğu gibi, bu konuda da millet iradesinin tecelli etmesinden duyduğumuz memnuniyeti bir kez daha dile getirmek istiyorum. Sözleşmeden ülkemizin çekilme kararı, bize, inandığımız değerler uğrunda samimiyetle mücadele ettiğimiz sürece, haklı davamızda kazananın daima biz olacağımızı bir kez daha göstermiştir.

Milletimiz, yürürlükten kaldırılan sözleşmeyle değil, bizzat öz değerleri ile insanlığa örnek olacak olgunluğa, estetiğe, huzur ve barışa kavuşturacak birikime sahiptir. Kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin şiddetin, haksızlığın, hukuksuzluğun, hadsizliğin ve zulmün her türlüsünü kınıyoruz.”

21 Mar 2021 - 11:29 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?