Reklamı Kapat

Rahmet bağını gözetmek

Dinimizin temel kaynaklarında yakınlarla ilişkiler “sıla-i rahim” kavramıyla ifade edilmektedir. “Rahim” ile ana rahmi; “sıla” ile de bağ kastedilir. Rahim, Rahmân’dan bir bağdır. Aynı rahimden dağılan akrabalar arasındaki bağ sıradan bir bağ değildir. Bu bağ rahmetle ilintili ve ilişkilidir.

Büyütmek için resme tıklayın

Hazırlayan: Abdurrahman Akbaş / İlahiyatçı-Yazar

Yüce Rabbimiz bu akrabalar arası ilişkilerin sağlamlığına büyük önem vermektedir.

Birçok âyette akrabaya hakkını vermeyi, yardım ve iyilik etmeyi emretmektedir.

Yakınlar arasındaki bu bağın koparılması, dinimizde büyük günahlar arasında sayılmaktadır. Akrabalık bağlarını koparmak bozulma, yozlaşmadır. Nitekim Yüce Allah bu çöküşü, “Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşerî ve ahlâkî bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir.

GÜNÜN AYETİ
“Öyle ise akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah›ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Rûm Suresi, 38)

İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (Bakara, 2/27) şeklinde anlatmaktadır. Toplumdaki birliğin ve huzurun bozulması sevgi, saygı ve dayanışma bağlarının çözülmesi ile başlar. Bu çözülme ilk önce aile ve akrabalar arası ilişkilerde görülmeye başlar.

Nemalazımcılık, bencillik ve bireysellik topluma hakim olur, yardımlaşma ve dayanışma azalır, yakınlar desteksiz, yetimler sahipsiz, düşkünler aç ve açıkta kalır. Şefkat ve merhamet duygusundan yoksunluk şiddet ve kabalığı artırır. Neticede fert ve toplumda birlik ve ahenk bozulur. Ayrıca yardıma muhtaç kesimler ilahi azap için bir sigortadır.

Düşkünlerin ağladığı yerde ilahi rahmet çekilir, toplum ilahi azaba karşı korumasız kalır. Rahmetin olmadığı yerde üretim ve bereket olmaz. Düşkün ve yoksulların gülmesi her türlü bela ve musibeti def eder.

GÜNÜN HADİSİ
“Sıkıntılı ve ıstıraplı anlarda duasının Allah tarafından kabul edilmesi her kimi sevindirirse, bolluk ve ferahlık zamanlarında duasını çoğaltsın.” Tirmizî, Deavât, 9

Duaların kabulüne vesile olur. Yüce Rabbimiz Zatına ibadetten sonra ilk önce yakınlara iyilikte bulunmayı şöyle emir buyurmuştur: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, idare ve himayeniz altında olanlara iyi davranın.

Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” (Nisa, 36) Sevgili Peygamberimiz (sav) İslam’ı tebliğ etmeye başladığı andan itibaren akraba ilişkilerinin önemini vurgulamıştır. İlk inananlar tevhid ile İslam’ın temel prensiplerini göz önüne alarak tercihte bulunmuşlardır. İslâm’la şereflenen Yahudi bilginlerinden Abdullah b. Selâm şöyle anlatır: “Peygamber (sav) Medine’ye geldiği zaman halk onu karşılamaya çıktı.

“Resûlullah geldi!” çığlıklarını duyunca, bir bakayım diye halkın içinde ben de gittim. Onun yüzünü açıkça görünce, bir yalancı yüzü olmadığını anladım. Müslüman oldum.

Ondan işittiğim ilk buyruğu şu oldu: “Ey insanlar! Selâmı yayın, yemek yedirin, sıla-i rahmi yerine getirin (akrabalarınızla bağlarınızı koparmayın), insanlar uyurken namaz kılın ve cennete selâmetle girin.” Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme 42 İyilik yapma konusunda öncelikli kimseler, ilk önce anne, baba, kız kardeşler ve kardeşlerimizdir. Yardımlar yakınlardan başlamalıdır.

Dinimizde herhangi bir yoksula verilen, bir sadaka sayılırken; yoksul akrabaya verilen, biri sadaka, diğeri sıla-i rahim olmak üzere iki sadaka sayılmaktadır. Son yılarda toplumuzda “kimseye muhtaç olmadan yaşama” anlayışı yaygınlaştı.

GÜNÜN DUASI
“Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.” diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)

Bu ise bizleri akrabalarımızdan uzaklaştırdı. İlişkilerimiz bayramlaşma, düğün veya cenaze merasimlerine indirgendi. Nice yakınlarımız anne-babalar, akrabalar bir dost, evlat, yakın yolu gözlemektedir.

Yakınlarını sevindireni Rabbimiz de sevindirir. Şu hâlde dinimizin bu kadar önem verdiği rahmet bağının bize rahmet, ömür ve malımıza bereket getireceğini bilelim. Peygamberimiz (sav), “Akraba ilişkisini kesen, cennete giremez.” sözünü unutmayalım.

***

PEYGAMBERİMİZİN RAMAZAN GÜNLÜĞÜ

Ramazan’da Kur’an okur, hayır ve hasenatta bulunurdu

Sevgili Peygamberimiz (sav) Ramazan günlerinde bol bol Kur’an okur, hayır ve hasenatta bulunurdu. Ayrıca Ramazan ayında verilen sadakayı daha üstün görürdü. Özellikle yardımlarda ilk önce akrabalardan başlanılmasını söylerdi. Ebû Talha Medineli zengin bir Sahâbî idi. En sevdiği malı, Mescid-i Nebevî’nin karşısındaki Beyruhâ adlı hurma bahçesiydi. Peygamber Efendimiz (sav) zaman zaman bu bahçeye girip dinlenir, oradaki tatlı sudan içerdi. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe erişemezsiniz. Küçük büyük her ne verirseniz, Allah onu kesinlikle bilir’’(Âl-i İmrân / 92) âyeti inince, Ebû Talha doğruca Resûl-i Ekrem’in huzuruna çıktı: “Ey Allah’ın Elçisi!” dedi. “Allah Teâlâ en sevdiğimiz şeyleri kendi yolunda harcamamızı emrediyor. Benim en sevdiğim malım Beyruhâ’dır. Onu Allah rızâsı için sadaka ediyorum. Onun bana âhiret azığı olmasını diliyorum. Bu bahçeyi nasıl istersen öyle kullan.” Peygamber Efendimiz onun bu davranışına çok sevindi: “Aferin sana, Ebû Talha!” buyurdu. “Kârlı mal işte budur. Senin bu bahçeyi akrabalarına vermeni uygun görüyorum.” “Peki yâ Resûlallah!” dedi Ebû Talha. “Buyurduğun gibi yapacağım.” Sonra da Beyruhâ’yi akrabası, amcasının oğulları arasında paylaştırdı.

***

ORUÇ İLMİHALİ

Kardeşlerimle konuşmamaya yemin ettim, yeminimi tutmalıyım mı?

Kur’an-ı Kerim’de, verilen sözün yerine getirilmesi hakkında: “Yeminlerinizi koruyunuz.” (Mâide, 5/89), “Allah adına yaptığınız ahitleri yerine getirin. Allah’ı kefil tutarak kuvvetlendirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.” (Nahl, 16/91) buyurulmaktadır. Müslüman, haram olmayan, meşru hususlarda ettiği yeminin, verdiği söze Allah’ı şahit kılma anlamına geldiğinin bilincinde olarak mutlaka yeminine bağlı kalmalıdır. Ancak akraba ile ilişkileri koparmak dinen haram olduğundan, yasak olan bir şeyi yapmak üzere yapılan yeminin tutulmaması, bozulması gerekir. Bundan ötürü de yemin keffâreti gerekir. Yemin keffareti köle azat etmek, on fakiri akşamlı-sabahlı orta derecede yedirmek veya tepeden tırnağa elbise giydirmektir. Bunları yapamayan kimse peş peşe üç gün oruç tutar. Ayrıca işlediği günahtan dolayı tövbe ve istiğfar etmelidir. “Akraba ile bağı koparmaya yemin de edilmez, nezir de!” (Nesâî, Eymân, 17) Nitekim malı mülkü olan sahâbîlerden Mâlik b. Nadle el-Cüşemî, amcasının oğluna bir şey vermemeye ve onunla ilişkiyi sürdürmemeye yemin ettiğini söyleyince Hz. Peygamber (sav) ondan, daha hayırlı olanı yapmasını ve yemininin kefaretini ödemesini istemiştir. (Buhârî, Edeb, 15)

HİKMETLİ SÖZLER
“Ya Rab! Beni, bu alaycı nefsin elinde bırakma. Beni, senden başkasıyla uzlaşmak zorunda bırakma. Ben, nefsimin fitnesinden daima sana sığınırım. Ben, seninim, beni tekrar bana bırakma.” [Mevlana, Rubailer]

Ekli Dosyalar

10 May 2021 - 06:00 - Ramazan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Önümüzdeki Seçimleri Kim Kazanır?