Reklamı Kapat

Batı’nın İslamofobi saldırganlığı sürüyor

Batılı ülkeler başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde siyasetten medyaya çok sayıda kurum ve kuruluş, İslamofobi'yi gündemine almamakta aksine popülist bir tavır takınarak, kitleleri İslam düşmanlığı etrafında toplamayı hedefl emekte.

Yunus Girgin & Orkun Elmacıgil / Analiz

İslamofobi, modern ve yeni bir kavram olarak görülse de, temel motivasyonu çok daha derinde yatan, geçmişi Batı’nın tarihiyle neredeyse paralel giden bir kavramdır. Batı tarihinde, önemli bir dönüm noktası olan ve Batı yayılmacılığının temelinde yatan Haçlı Seferleri’nin temel saikleri, Doğu’nun zenginliklerini düşman olarak görülen Müslümanlardan almak üzerine kuruludur. Yalnızca Müslümanları değil, Ortodoks Hıristiyanları ve Yahudileri de hedef alan Haçlı Seferleri'nin başarısızlığının ardından Avrupa kıtasında 'öteki' İberya yarımadasındaki Müslümanlar ve Yahudiler olur. Batı tarih yazımında 'reconquista' (yeniden fetih) olarak adlandırılan bu dönemde, Batılı zihin kendi ötekisini kökten yok etme ve toprağından silme imkânını keşfetmiştir.

BATI SÖMÜRGECİLİKLE ZENGİNLEŞTİ

İslamofobinin temelinin atıldığı bu dönemin izleri, Batı’daki aşırı sağ gruplarda bugün dahi görülebilmektedir. Toplumun İslam’dan arındırılması ve yeniden fetih vurgusu Hollanda’daki İslam düşmanı Özgürlük Partisi Başkanı Geert Wilders’in de, Fransa’da aşırı sağın geleneksel temsilcisi Ulusal Birlik ve Le Penci hareketin de sınır coğrafyaları aşan ortak hedefl erindendir. İspanya’daki Müslüman varlığının bitirilmesinin ardından bir talan ve yağma düzeni olarak da görülebilecek Coğrafi Keşifl er döneminde Batılı güçler hızlıca sömürgeci bir dünya düzeni kurmuşlardır. Sömürülen bölgelerdeki halklar ya toprağından edilmiş ya da soykırıma uğramıştır. Kalan topluluklar ise kültürel bir soykırıma tabi tutularak, asimile edilmeye çalışılmıştır. Aydınlanma dönemiyle modernleşen ve yasal bir hal alan sömürgecilik Batı’nın zenginleşmesinde başat rolü oynamıştır. Bu dönem boyunca, Ernest Renan gibi ünlü aydınlanma filozofl arı, İslam’ı bilimsel gelişmeye ve ilerlemeye engel olarak görmüşler, İslam medeniyetini de Batı medeniyetinden geride görmeye başlayarak İslamofobi'nin felsefi temelini atmışlardır.

MÜSLÜMANLARIN HAKLARI GASP EDİLİYOR

Modernleşen sömürgecilik, pozitif bilimlerin ilerlemesiyle kendine bilimsel bir altyapı da bularak, ırkçılığı ve ayrımcılığı Batı biliminin içine yerleştirmiştir. İslamofobi'nin, dini, felsefi ve bilimsel sac ayaklarının bulunduğu bu düzen, Batı'nın sömürgeci ve kendine yabancı olanı ya yok eden ya da tek potada eriten düzeniyle sürekli kendini yeniden üretir. İşte bu sonu gelmeyen ve her geçen gün güç kazanan söylemin içinde İslamofobi bugün hiç olmadığı kadar önemli bir kavram ve Batı toplumunda yaşayan Müslümanlar için bir temel haklar ve özgürlükler sorunudur. Böylesi derin bir tarihselliğe sahip bir kavramın oluşturabileceği toplumsal tehditlere, ana akım siyasetin İslamofobik söylemleri benimsemesine ve Batı toplumlarında İslam düşmanlığının kamuoyunda muteber haline gelişine karşı hem bir ses çıkarılmalı hem de ortaya çıkan hak ihlalleri ve suçlar izlenmeli ve duyurulmalıdır. Batı’da izlenmeyen hak ihlali artık yok hükmündedir. Dolayısıyla siyasetten medyaya pek çok kurum ve kuruluş, İslamofobi'yi gündemine almamakta aksine popülist bir tavır takınarak, kitleleri İslam düşmanlığı etrafında toplamayı hedefl emektedir.

İSLAMOFOBİ SORUNU DERİNLEŞİYOR

İslamofobi, İslam’ın İslam’ı tanımayanlar ve ona karşı nefret besleyenler tarafından tanımlanması ve kamuoyunun da buna göre tasarlandığı pek çok unsuru içinde barındıran bir kavramlar birliğidir. Bu noktada İslamofobi’nin zihinsel ve tarihi gelişiminin fikri takibinin yapılması kadar güncel vakalar da izlenmelidir. Haber yazımında ve gündem takibinde İslam düşmanlığı farkındalığı bugün hiç olmadığı kadar hayatidir. İslamofobik farkındalık ve takip başlı başına bir medya dalı haline gelmektedir. Avrupa’da İslamofobi ile ilgili rakamlara geçmeden önce şunu da belirtmek gerekir ki yükselen İslam ve göçmen karşıtlığı merkez sağda siyaset yapmak isteyen partilerin de politikalarını etkilemekte. Merkezde siyaset yapan partiler, yükselişte olan aşırı sağcı hareketlerin kendi seçmenlerini etkilememesi ve ellerinden almaması için söylemlerini sertleştirerek popülist çizgiye her geçen gün daha fazla yaklaşıyor. Bununla beraber, aşırı sağcı ve popülist oluşumların söylemlerinin İkinci Dünya Savaşı öncesi gibi ‘kaba ırkçı’ şekilde olmadan İslam ve göçmen karşıtlığını meşrulaştırmaları ve bu söylemlerini ekonomik, yasal ve kültürel alanlarda mantıki bir çerçeveye oturtma girişimleri merkezde yer alan seçmen ve vatandaşları ikna etmelerini kolaylaştırıyor. Sorun bu haliyle normalleştiriliyor ve çözülmesi günden güne güçleşiyor.

BASIN, STK VE DEVLETLERE DE GÖREV DÜŞÜYOR

1930’lu yıllarda artan anti-semitizmin dip dalgası teorik zeminde karşı görüşünü bulmuştu. Kendileri de Yahudi kökenli olan Frankfurt Okulu’ndan pek çok düşünür, yaklaşan tehlikeye işaret etmiş ve Avrupa’nın düşünce dünyasının bir kine nasıl saplanıp kaldığını anlatmıştı. Bununla birlikte bu teorik görüşler, pratik zeminde karşılığını bulamadı ve süreç sonunda Yahudi Soykırımı’na kadar uzandı. Adeta 1930’lü yılların tekrar yaşandığı günümüzde ise benzer felaketlerden Müslümanları ve diğer tüm azınlıkları korumak için İslamofobi ve yabancı düşmanlığı kavramlarının, bu kavramlar üstüne inşa edilen politikaların ve faaliyetlerin izlenmesi şart. Bu noktada basına, derneklere, STK’lara ve dahi devletlere büyük görevler düşmektedir. Örnek olarak SETA’nın 5 yıldır yayınladığı Avrupa İslamofobi Raporu birçok resmi ve resmi olmayan kurum tarafından dikkatle takip edilmekte. Haber ajansları bünyesinde kurulacak İslamofobi izleme masaları da Avrupa’da giderek artan bu tehlikenin önüne geçip, bir farkındalık yaratmak için zaruri gözükmekte. Özellikle pandemi dönemi veri toplanması-yayınlanması ile ilgili sıkıntılar ve ‘nefret suçlarının’ dijital ortamlarda yoğunlaşması nedeniyle kurulacak İslamofobi birimlerinin önemli bir kısmını çevrimiçi platformlara yönlendirmesi gerekiyor.

16 Ağu 2021 - 06:00 - Analiz-Yorum


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.

01

Veysel Işik - Adı üstünde kafir, gizleyen manasına gelir.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 16 Ağustos 10:25



Anket Vitor Pereira Fenerbahçe’de başarılı olur mu?