Reklamı Kapat

Nükleer silahsızlanma olmazsa olmaz şart!

Hiroşima ile zihinlere kazınan nükleer başlıklı bombanın yol açtığı felaket bu alandaki silahsızlanmayı birincil vazife haline getiriyor. Ancak güç ve rekabet savaşında ülkelerin nükleer gücü elde tutuma hırsı dünyanın ekolojik ve jeo-stratejik dengesini tehdit ediyor.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu / Analiz

Küresel güç mücadelesini ve bölgesel güvenlik hatlarını yakından ilgilendiren nükleer başlık sayısı dünya genelinde gerilese de bunun yanıltıcı olduğu belirtiliyor. Zira cephane modernizasyonu sebebiyle aslında bir azalma değil, aksine dokuz ülkenin operasyonel düzeyde savaş başlıklarının sayısı artmış gözüküyor. Rusya ve ABD’nin nükleer silah stoku küre toplamının yüzde 85’ine tekabül ediyor. Bu iki ülkeyi Çin, Fransa, İngiltere, Pakistan, Hindistan, İsrail ve Kuzey Kore takip ediyor. Burada ilk beş sıradaki ülkenin, dünyada barış ve refahın korunmasından sorumlu gözüken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleri olması dikkat çekici.

UÇURUMUN KENARINDA BİR OYUN

BM Genel Kurulu’nun 70. oturumunda Kazakistan Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, 2045 Küresel Stratejik Girişim Planı geliştirmesini önermişti. BM üyelerini 2045’te örgütün yüzüncü yılına kadar dünyayı nükleer silahlardan kurtarmaya çağırmıştı. Ancak maalesef gelinen aşamada nükleer silahlanma yarışı hala karşılıklı caydırıcılığın bir aracı olarak kabul ediliyor.

Burada bir tür “uçurumun kenarı oyunundan” söz etmek mümkün. Bahsi geçen ülkeler giderek daha geniş bir coğrafyada kaos ve çatışma iklimine sürükleniyorlar. Nükleer silahlanma yeni soğuk savaşın bir gerçeği haline gelmiş olsa da nükleer enerjinin barışçıl amaçlı ve insanlığın faydasına yönelik olarak kullanılması esastır. Yani başka bir ifadeyle nihai hedef nükleer silahsızlanma olmalıdır. Yukarıdaki veriler dikkate alındığında vaktiyle 1400’ün üzerinde nükleer savaş başlığını topraklarında barındıran Kazakistan’ın dünyadaki bu mücadele ve savaş tehdidine nasıl bir etkide bulunduğu hatırlanmaya değer. Öyle ki 29 Ağustos gününün BM tarafından “ Uluslararası Nükleer Denemelere Karşı Eylem Günü” ilan edilmesi, Kazakistan’ın ortaya koyduğu karar ve politikaların bir neticesi. Bu yıl bağımsızlığının 30. yıldönümünü kutlayan Kazakistan Cumhuriyeti için nükleer silahlardan vazgeçme iradesi de 30 yıllık bir birikimle 29 Ağustos gününde tecelli ediyor. Evet, dünyanın en büyük dördüncü nükleer silahlı gücüyken bundan kendi isteğiyle vazgeçen bir ülkeden söz ediyoruz. Bu karar sebep ve sonuçlarıyla irdelendiğinde vizyoner, sürdürülebilir ve dönüştürücü bir liderlik becerisinin gün yüzüne çıktığı söylenebilir. Bu sürecin mimarı ve öncüsü ise bugün ülkesinde “Elbaşı” (ebedi lider) unvanıyla anılan bağımsızlığın sembol ismi Nursultan Nazarbayev’dir.

TARİHİ KARARIN KAVŞAĞINDA

Nazarbayev, Kazakistan’ın 1400’den fazla balistik füze başlığına ev sahipliği yaptığını, Boris Yeltsin tarafından onaylanan bir gizli brifingde öğrenmişti. Bu arada bu konuya ilişkin protestolar ve bazı demokratik süreçler başlamış, bazı dernekler kurulmuştu. Nükleer silahlara karşı en etkili hareketlerden biri, 1989 baharında Semipalatinsk’in kapatılmasını amaçlayan bir sivil çevre hareketi “Nevada-Semipalatinsk” idi. Bu hareket Nursultan Nazarbayev’den de güçlü destek aldı. O dönemde Kazakistan’da konuşlanan savaş başlıklarının sayısı Fransa, Britanya ve Çin’dekilerin toplamından fazlaydı. Böyle bir güçten vazgeçmenin sorumluluğu çok büyüktü. Nazarbayev alınacak bu kararla bir yandan kendi ülkesinden gelen “En etkili silahımızı yok ediyoruz.” şeklindeki eleştirileri, bir yandan da diğer nükleer silaha sahip ülkelerin olası düşmanlığını göğüslemek durumundaydı. Fakat o yine zor ve etkisi yıllar sonra hissedilecek yolu tercih etti ve Kazakistan kendi isteğiyle nükleer silahlardan vazgeçti. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in kararıyla, Semey Nükleer Test Sahası 29 Ağustos 1991 tarihinde resmi olarak kapatıldı ve böylece dünyanın en büyük nükleer silah cephaneliğinin tasfiyesi süreci başlatıldı. ABD’deki görüşmeler dışında Rusya’nın benzer tarihlerde Orta Asya’daki cumhuriyetlerle güvenlik anlaşması imzalaması ve Çin’in birtakım taleplerini geri çektiğine yönelik güvence vermesi de önemli oldu. Bugün özellikle Orta Doğu’da olup bitenler irdelendiğinde Nazarbayev’in Kazakistan’ı nasıl bir beladan uzak tuttuğu daha iyi anlaşılabilir. Bunca geniş topraklar, o yıllardaki imkansızlıklar ve mevcut demografik yapısıyla değerlendirildiğinde nükleer silahlarla birlikte ilerleme fikri ülkeyi, hatta bölgeyi bir kabusa sürükleyebilirdi.

HANGİ ADIMLAR ATILDI?

Nitekim Kazakistan dünyanın uranyum kaynaklarının yüzde 12’sine sahip ve 2019 yılında dünyadaki uranyumun yüzde 43’ünü üretmeyi başardı. Kazatomprom adlı devlet şirketi altı eyaletteki çalışmaları ile dünyanın meşru uranyum üretim alanında faaliyet gösteriyor.Bahsi geçen bu adımlar Kazakistan’ı barış, istikrar ve uyum adına güvenilir bir oydaşma alanı haline getiriyordu. İlk olarak 2013 yılında İran ile P5+1 arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparak bugün yeniden gündeme gelen İran nükleer anlaşmasının başarısına önemli bir katkıda bulunan Kazakistan’da bu hususta uluslararası konferanslar da düzenleniyor.Kazakistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşmasına, Kapsamlı Nükleer Test Yasağı Anlaşmasına ve Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşmasına taraf ve bölgesinde bu anlaşmaları onaylayan ilk ve tek ülke.

Hiroşima bombasından daha büyük

Semipalatinsk nükleer test sahası, Kasım 1946’da Sovyetler Birliği tarafından Kazakistan topraklarında kuruldu. Sovyetler Birliği’nin ilk ve en büyük nükleer test sahası olan yerde ilk denemeler yaklaşık üç yıl sonra yapıldı. Burada yüzlerce test gerçekleştirildi. Sadece 1949 ile 1963 yılları arasında Hiroşima’ya atılan atom bombasından 2 bin 500 kat daha güçlü denemeler yaptılar. Bu rakam, nükleer silahların varlığı sırasında dünyada yapılan tüm testlerin yarısına karşılık geliyordu.

ÖZGÜN DIŞ POLİTİKA ARACI

Kazakistan, nükleer silahsızlanma kararıyla bir yandan da Orta Asya bölgesini olası tehlikelerden de arındırmış oldu. Hatta bu kapsamda 8 Eylül 2006’da imzalanan anlaşmayla beş Orta Asya ülkesi bölgede Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge oluşturdu. Nazarbayev bu konuyu Kazakistan’ın özgün dış siyasetinin etkili bir aracı haline getirmeyi başardı. 27 Ağustos 2015’te Kazakistan ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı bu alanda yakıt tedariki sağlamak amacıyla Kazakistan’da zenginleştirilmiş Uranyum Bankası kurulması için bir anlaşma imzaladı. Söz konusu organizasyonun açılışı 29 Ağustos 2017 tarihinde Nursultan Nazarbayev’in katılımıyla Ulba Metalürji Fabrikası’nda gerçekleşti.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na göre, nükleer yakıt bankası ancak nükleer silaha sahip olmayan bir ülkede kurulabilirdi. Kazakistan 1991’den bu yana sürdürdüğü çalışmalarla bu güveni çoktan oluşturmuştu. Bu öneri nükleer enerjiden yararlanmak isteyen bütün ülkelerin tek merkezden güvenli ve meşru şekilde enerjiyi temin edebilmesini öngörmekteydi. Buna göre barışçıl amaçla nükleer enerji geliştirmek isteyen herhangi bir devlet, diğer kaynaklarında sorun yaşarsa ihtiyaç duyduğu uranyum yakıtı için Kazakistan’a başvurabilecek.

30 Ağu 2021 - 06:00 - Analiz-Yorum


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.




Anket Vitor Pereira Fenerbahçe’de başarılı olur mu?