Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Mazlumun Sığınağı, Türkiye

Mazlumun Sığınağı, Türkiye

Yüzlerce yıldır kurduğu her devletle mazlumun yanında zalimin karşısında olan Türk milleti her zaman hak ve adaletin yanında olduğunu dünyaya ispat etmiştir.

Nerede bir canı yanan mazlum bir halk varsa “Türkler nerede?” sorusunu sorar ve yolunu gözler. Balkanlar’dan, Afrika’ya kadar üç kıtada bu hep böyle oldu ve olmaya devam edecek. Ne yazık ki son dönemlerde ucuz siyaset ve saplantılı ideolojiler yüzünden bu çok önemli değerimizi toplum olarak sorgular olduk.

GÖÇMENLİK

Göçmenlik dünya tarihi kadar eski ve hayatı belirleyen olguların başında gelmektedir. Tarihte bir çok toplum ama savaş, ama başka nedenlerle göç etmek zorunda kalmıştır. Türklerde göçebe yaşam süren ve dünyanı dört bir tarafına göç etmiş bir millettir. Bugün süper güç olarak anılan ABD belki de bu gücü dünyanın dört bir yanından göç eden ve onları bir arada tutan sistemine borçludur. Atalarımız din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın göç eden herkese kapıları açıp onlara rahat bir yaşam alanı sunmuştur. Dinimizde muhacir ve ensar kelimeleri büyük bir sevgi ve kardeşliğin tohumları olarak anılır.

MAZLUMLARIN SIĞINAĞI

Türk milleti ve bu aidiyeti taşıyanlar, mazlumun çığlığına hiçbir zaman kulak kapamamış ve bağrı açarak sahip çıkmıştır. Rus mezalimi olduğunda Kafkasya’dan göçenlere, Bulgar zulmünde gelen ırktaşlarımıza, Irak’ta yaşananlardan sonra gelen Kürt’lere son olarak Suriye’de ölümün pençesinden kaçan sığınmacılara kucak açıp, aşını paylaşan bu milletin değerleriyle oynayan bir zümre hortladı.

Tamamen saplantılı bir ideolojik fikrin arkasına saklanan bu zümre özellikle Suriyeli sığınmacılara yönelik kötü söylemlerini yer yer fiziksel eylemlere dönüştürdüğünü gördük. Bu zümreye önderlik eden nefret dilini en çok kullananların geçmişine baktığınızda çoğunun daha önce bir zülümden kaçıp Türk topraklarına göç eden bir aileden gelmeleride trajikomik bir durumdur. Geçmişi unutup bugün kendi ataları gibi aynı durumunda olana dil uzatmak, söylenecek söz yok…

KÜÇÜK BİR YAŞAM BİTTİ

Yaşanan bir çok olay toplum olarak bizleri çok rahatsız etti özellikle yalanlardan bıkar hale geldik. Devletin yetkili organları açıklama yapsada fısıltı gazetesinin günümüz versiyonu sosyal medyada algı tam gaz devam ediyor. Son yaşanan olay hepimizi kahretti, atılan bir tweette şöyle diyordu, “…Bu yaşta bir çocuk, bisiklet sürmeyi bile zor öğrenirken…”

Evet bu yaşta  bisiklet bile sürmeyi zor öğrenirken, bir çocuk intihar etmeyi nasıl öğrendi?  İşin acısını anlatmak ve biraz ne yaptığımızı  düşünmek için söylenen en anlamlı sözlülerden biri. Evet, 9 yaşında Vail El-Suud ne oldu bilinmez ama ne olamadığı biliniyor. Kimileri “öğretmeni kızdı, arkadaşları dışladı” diyor. Müfettiş raporunda, “gayet başarılı bir öğrenci olduğu ve böyle durumlarla hiç karşılaşmadığı sevilen bir öğrenci” olduğu yazıyor. Babası, “ bir şeyler olmuş dövmüşler, benim çocuğum duygusaldı ne oldu bilmiyorum namaza diye çıktı ve bu olay oldu” diyor. Her ne olursa olsun bir çocuk nasıl olurda kendine böyle bir son hazırlar. Bunun çok ciddi bir şekilde araştırılıp sonuçlandırılması toplum vicdanı için bir elzemdir.

Bu ve bunun gibi olaylar artarak devam mı edecek? bizler hoşgörüyü sadece kelimelere mi terkedeceğiz? Ne zaman biz bu kadar nefret barındıran bir toplum olduk. Aşımızı, ekmeğimizi bölüşürken, çürük batı zihniyeti gibi “elimizden işimizi, ekmeğimizi aldılar onları istemiyoruz” şekline geldik. Bizler asla ikiyüzlü, sahte toplum temelli batı medeniyeti gibi olmayız. Onları sürekli taklit eden ve taklitte kraldan çok kralcı olanlar bilsin ki, değerlerini kaybeden bir millet esaret altında yaşamaya ya da bugün nefretle baktıkları o sığınmacılara dönmeleri kaçınılmaz bir sondur. “Kınama, kınadığın şey başına gelmedikçe ölmezsin” Hz. Muhammed (s.a.v)

BİZ MAZLUMLARIN HAMİSİYİZ

Bir arada huzur ve güven içinde yaşananın en önemli unsuru, birbirimizi sevmek ve saygı göstermekten geçmektedir. Fikirlerimiz uyuşmasa da, farklı düşünsek de asgari konularda uzlaşmak toplumun ana unsurudur. Bu asgari konulardan en önemlisi yardımlaşmaysa, biz dünya üzerinde bu işi yapan en iyi milletiz. Kızılay ve birçok yardım derneği ve vakıflar aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki mazlumun derdine deva olmayı başarmış ve hala olmaya devam eden büyük ve asil bir milletiz. Medeniyet diye kasılan kendilerini insan sevici gibi maskelerle tanıtan batı iki yüzlülüğü, hangi mazlumun derdine çare oldu. Bugün dünyada en çok yardım yapan ülke olmaktan gurur duymalıyız. Bizler asla ırkçı bir millet olmadık olamayız. Her kim birilerini bizden değil diyerek dışlıyorsa bilin ki onun gizli bir ajandası ve hain bir planı  vardır. Yüce Türk milleti asla bu oyunlara gelmeyecek ve kendisine atasından miras kalan mazlumu koruyup kollama ve zalime karşı baş kaldırma gücünü kendinde her zaman bulacaktır.

Yazan: Sosyal Medya Uzmanı Deniz Unay

Günün Manşetleri Günün Son Dakika Haberleri