Son olarak 14 Şubatta Pakistan konvoyunu bombalayan Hindistan’ın bu sefer hava sahası ihlalleri ile Pakistan’ı havadan bombaladığı duyuruldu. Çin’in de tarafları arasında yer aldığı Keşmir sorununun bir savaşa dönüşmesi tüm tarafların nükleer savaş başlıklarına sahip olmaları nedeniyle endişe ile karşılanıyor.
1948’de İngilizler tarafından özerk bir prenslik olarak tanımlanan ve çekilme sonrasında haklın kendi kararını vermesi için serbest bırakılan Keşmir bölgesi, dönemin prensinin halkın teamüllerine uymayarak, yönetimi Hindistan’a bırakması ile patlak vermiş ve iç ayaklanmaların ardından, bölgede 3 başlı bir yönetim ortaya çıkmıştır. Tamamına yakını Müslüman olan Keşmir bölgesinin dörtte ikisi Pakistan, kalan bölgenin büyük kısmı Hindistan ve kalan kesim Çin tarafından yönetiliyor. Tarafların paylaşım konusunda bir uzlaşmaya varamadığı bölgede zaman zaman şiddetlenen çatışmalar yaşamıyor ve Hindistan’ın bölgedeki hakimiyeti neredeyse tüm uluslar tarafından haksız olark ifade edilse de, Hindistan bu işlgalden vazgeçmiyor. Çin de bu noktada Hindistan tarafında yer alarak, bölgede stabil olmayan durumun derinleşmesine yardımcı oluyor.
Pakistan yönetiminin Müslüman Keşmir’in Pakistan tarafında bırakılması yönündeki girişimleri ise uluslar arası boyutta sonuçsuz kalıyor. Zira karşısında yaklaşık 3 milyar nüfusu olan son derece güçlü bir ekonomik bir blok yer alıyor ki, askeri güç bakımından bu bloğun etkisinin Pakistan ile kıyaslanması dahi mümkün görünmüyor. Bu kapsamda Hindistan’ın tahriklerinin bir savaşa dönüşmemesi ve kimyasal silahlar gibi unsurların devreye sokulmaması için Birleşmiş Milletler ve büyük devletler nezdinde girişimler devam ediyor. Bir dönem tamamen saldırıların durması umut verici olarak tanımlanmış olsa da, don zamanlarda gerçekleşen saldırıların bu süreci derinden etkileyebileceği tahmin ediliyor.

