Son Dakika

Kanal İstanbul Projesi’nin bilinmeyenleri

HBV Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taşkıran, Kanal İstanbul Projesi’yle birlikte boğazlardaki tanker trafiğini rahatlatacak, İstanbul’da iki yeni yarımada, yeni bir de ada oluşacaktır dedi.

Kanal İstanbul Projesi’nin bilinmeyenleri

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, Kanal İstanbul, Karadeniz ile Akdeniz arasında alternatifsiz bir geçit olan İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiğini rahatlatmak amacıyla İstanbul’un Avrupa Yakası'nda Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir suyolu projesi olduğunu belirtti.  Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, Kanal İstanbul Projesiyle alakalı görüşlerini Diriliş Postası'na anlattı. Basındaki açıklamalara göre kanalın Marmara Denizi ile birleştiği noktada 2023 yılına kadar iki yeni şehir kurulması öngörülüyor. Kanalın uzunluğu 40-45 km; genişliği yüzeyde 145-150 m, tabanda ise yaklaşık 125 m suyun derinliği 25 m olacaktır.

İSTANBUL BOĞAZ TRAFİĞİNE ALTERNATİF

Kanal İstanbul, İstanbul Boğazı’na alternatif olabilir mi?

Önce böyle bir kanala neden ihtiyaç duyulduğuna bakmak lazım. Malum, 1936 Montrö (Montreux) Boğazlar Antlaşması sırasında yıllık 3 bin gemi boğazdan geçmekteydi. Ama zaman içerisinde bu sayı giderek arttı. Öyle ki bu artış sık sık boğazda kazalara neden oldu ve kıyılardaki yerleşimler için tehlike arz etmeye başladı. Bu da değişik alternatiflerin düşünülüp konuşulmasına ve tartışılmasına sebep oldu. Gerçekten şu anda yıllık 50 bin gemi, boğazdan geçiyor. Bu sayının 2050'de 100 bine ulaşması söz konusu. Günlük balıkçı ve şehir hatlarını da dikkate alırsak yaklaşık 2500 araç İstanbul boğazını kullanıyor. Süveyş Kanalı'nda yıllık 17 bin gemi geçiyor. Bu çok çok fazla ve tehlike arz eden bir durum. Düşünün Süveyş kanalı en çok kullanılan kanallardan biri, ama oradan geçen gemi sayısı yıllık 20 bini bulmuyor. Kanal İstanbul, İstanbul boğazına bir alternatif olmayacak. Onu rahatlatacak oradaki trafiği biraz azaltarak yükünü alacak. Böyle görmek gerekir kanaatimce.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİ NEDEN ÖNEMLİ?

Kanal İstanbul projesi Montrö boğazlar sözleşmesini nasıl etkiler?

Aslında bu hukuki bir mesele... Bazı hukukçular, bu projenin Montreux Anlaşması'na yönelik bazı sıkıntılar doğurabileceğini söylüyorlar. Şahsen ben de bu kanaati paylaşıyorum. Montreux Sözleşmesi’ne göre, gemilerin Boğazlardan geçiş ve ulaşım serbestliği var. Savaş gemilerinin barışta ve savaşta geçiş rejimi, Karadeniz’de kıyısı bulunan devletler ile bulunmayanlara göre değişiklik göstermek üzere düzenlenerek tonaj, zaman ile geçiş kısıtlama ve sınırlaması getirilmiş. Montreux Sözleşmesi’nin en hassas ve önemli bölümü de savaş gemilerine dair hükümlerle ilgili bölümdür. Dolayısıyla, İstanbul Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılması ve geçiş yapmak isteyen gemilerin zorla Kanal’dan geçmesi istenemez deniyor. Mantıklı da. Tabii olarak gemiler ekonomik endişeler taşıdıklarından beklemeden geçiş yapabilmek için kendi istekleriyle Kanal’dan geçebilirler. Türkiye’nin yapabileceği, gemileri Kanal’dan geçişe teşvik etmek olabilir. Zorlayamaz. Bu durumda da Boğazlardan ücretsiz geçiş imkânı varken gemiler paralı geçiş yaparak ek ücret ödemek istemezler. Ancak İsteğe bağlı geçişi arttırmak açısından geçiş ücretinin miktarının düşük tutulması gerekir ki bu da maliyetin dikkate alınmasını gerektirir bence. Yani değer mi? Değmez mi iyi hesaplanmalı bence.

BOĞAZLARDAN GEÇİŞ AÇIK OLACAK

İstanbul Boğazı gemi geçişleri nedeniyle büyük bir güvenlik ve kirlilik tehdidi altında ve onlarca kaza haberi duyuyoruz. Bunları dikkate alarak İstanbul Boğazı, İstanbul’un ve Marmara denizinin güvenliğini sağlamak amacıyla trafiğe kapatılabilir mi?

İstanbul boğazını kapatarak boğaz trafiğini kanala zorunlu yönlendirmenin mümkün olmadığını söylüyor hukukçular. Alternatif bir kanal inşa edilmiş olması Boğaz statüsünü değiştirmez. Bu da, Boğazdan geçişini yasaklanamayacağı anlamına gelir. Geçişi yasaklamak, iptal etmek, engellemek mümkün değildir” deniyor. Boğazların statüsü, uluslararası hukuk uyarınca tanımlanmıştır Türkiye’nin egemenliği bakidir ancak kıyı devletinin deniz ülkesinin bir parçası olarak egemenliğine tabi olsa da gemiler için zararsız geçiş hakkı da bakidir.  Bu da, boğazdan geçişinin yasaklanamayacağı anlamına gelir. Bu proje yeni bir proje değildir. Daha önceden de çeşitli defalar gündeme gelmiş ama hayata geçirmekten vazgeçilmiştir. Bu defa da acele etmemeli hem maliyet hem hukuk hem de kar-zarar analizleri çok iyi yapılarak karar verilmelidir. Türkiye’nin elbette ki Kanalı kendi ülke topraklarında açmasına hukuken bir engel yoktur. Ayrıca Boğazlar’dan geçişi düzenleyen Montrö Sözleşmesi’ne aykırı olmayacak ve varlığının tartışılmasına yol açmayacak bir hukuki hassasiyet içinde olunmalıdır.

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.