Gökhan Erek / Özel Haber

İlim Yayma Vakfı tarafından, Türkiye’deki birbirinden kıymetli bilim insanlarını mükafatlandırmak için iki yılda bir düzenlenen İlim Yayma Ödülleri, 16 Aralık 2023 cumartesi günü gerçekleştirilecek. 

Peki İlim Yayma Ödülleri ile amaçlanan ne? Akademik camia beklenen açılımı yapabiliyor mu?Batı’nın, akademik hegemonyasına karşı neler yapılmalı? Medya ve akademik dünya arasında nasıl bir bağ kurulmalı? Kamuoyunu aydınlatmak için ekranlara çıkan akademisyenler, nelere dikkat etmeli? İsrail’in gerçekleştirdiği soykırıma karşı akademisyenlere düşen görevler neler?

İlim Yayma Ödülleri Ödül Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Fatih Savaşan Diriliş Postası’na değerlendirdi.

BEKLENEN AÇILIM YAPILAMIYOR

İlim Yayma Vakfı’nın bazı belli çalışmaları, kendisine misyon edinmiş bir vakıf olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fatih Savaşan, “Ancak takdir edersiniz ki bir vakıftan her şeyi beklemek de doğru değil. Özellikle Türkiye'de şu anda akademik dünya, kendisinden beklenen açılımı yapamıyor. Yapamıyor kısmını iyi açıklamak lazım.  Yapamıyor derken; aslında çok güzel üretimler de var. Özellikle bizim, 7 Ekim sonrası ortaya çıktı ki yeni kavramlara, tanımlamalara ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

BATI’DAKİ BÖLÜNMÜŞ KAFA

Prof. Dr. Savaşan, Batı dünyasının aslında kendisinde olmayan,  özellikle kendi dışındaki dünyaya uyguladığı çifte standartla açık edilen, birçok özellikleri; sanki kendindeymiş gibi kavramsallaştırdığını ve piyasaya sürdüğünü hatırlatarak, sözlerini şu şekilde sürdürdü, “Biz bunun üzerinde yorumlar yapıyoruz; meşhur Habermas’ın, mesela Filistin'de, İsrail ekseninde söyledikleri de onu gösteriyor. Kendi ürettiği teorinin üzerine, o kadar çok yorumlar yapıldı, o kadar çok akademik çalışmalar yapıldı ki  sonra bir bakıyorsun; o Habermas birden ‘cani’ birisine dönüşebiliyor. Oradaki binlerce masum insanın, şehit edilmesine, savaş değil; açıkça birçok suçun ihlal  edildiği bir ortama,  destek açıklamasında bulunuyor.  Bu aslında Batı’daki bölünmüş kafanın bir tezahürü.” 

YETERİNCE KARŞILIK BULMUYOR

Türkiye'de bilim insanlarının çok sayıda çalışma yaptığını aktaran Prof. Dr. Savaşan, “Bir eksikliğimiz, bunun yeterince karşılık bulmaması. Mesela ben aynı zamanda İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği Başkanı’yım.  Daha geçtiğimiz cuma günü ‘Antisemitizmin  Araçsallaştırılması  ve Batı Akademik Özgürlüğün Üzerindeki Etkisi Raporu’nu yayınladık.  Bu raporda nelerden bahsediyoruz? Batıda, finans gücünü kullanan Yahudi sermayesi ve lobiler, antisemitizm ki bütün  nefret suçları suçtur.  Neticede antisemitizm de  İslamofobi gibi bir suçtur.  Ama sermaye gücü,  antisemitizmi takdim ediyor. İsrail'in yaptığı bütün vahşeti kınamaya ‘Sen Yahudi düşmanı mısın?’ diyor. Halbuki hiç alakası yok. Fakat tanımlamayı yapıyor, kabul ettiriyor. Sermaye gücünü kullanarak özellikle üniversite rektörleri, yönetim kurulları üzerinde müthiş bir baskı uygulayarak sonuç almaya çalışıyor. Bunu biz raporlaştırdık.  Anadolu Ajansı haberi yaptı.  Ancak yayılımının yetersiz olduğunu  görüyorum.” şeklinde konuştu. 

KAVRAMSALLAŞTIRMADA AKTİF OLUNMALI

Prof. Dr. Savaşan, akademik camianın, zayıf yanlarının olduğunu belirterek, “Özellikle kavramsallaştırma konusunda daha aktif olması lazım. Ancak bizim basının da  bu nitelikli ürünlere  farklı bir değerlendirme  penceresi açması lazım.  Bu değerlendirmelerin, ancak bir kısmı popüler oluyor.  Bir kısmı bilimsel olduğu için o televizyonda sık sık konuşan,  ya da sosyal mecralarda  sürekli yer alan akademisyenlerin,  popülist söylemlerinin dışında kalıyor.” dedi.

MEDYA DAHA FAZLA PENCERE AÇMALI

Akademisyenlerden gelen ama popülist söylemlerin dışında olan nitelikli bilgi üretimine medyanın da  daha fazla pencere açmasının iyi olacağını dile getiren, Prof. Dr. Savaşan,  sözlerine şu satırları ekledi, “Bir taraftan nitelikli üretimi desteklerken, öbür taraftan aslında akademinin zayıflığı var. Ama medyada daha fazla alan açılması akademinin hak etmediği kadar belli konularda geride olduğu düşüncesinin  yok  olmasına ve kendimize duyduğumuz özgüvenin artmasına da faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Evet akademi olarak özellikle sosyal konularda; kavram üretme, ısrarcı olma, fikri takip yapma,  hususunda eksiklerimiz var.  Nitelikli ürünler de  veriliyor ama onların da konvansiyonel medya tarafından çok fazla görülmediğini, ben bu tarafta olan birisi olarak sizinle paylaşmış olayım.”

EKRANA ÇIKAN AKADEMİSYENLER

Prof. Dr. Savaşan, akademinin imajının olumsuz yönde gelişmesinin sebeplerinden birinin de bazı akademisyenlerin kendi alanları ile ilgili olmayan konularda da sürekli  ekrana çıkması olduğunu belirterek, “Tam tersine  bu konularda derli toplu konuşacak, ciddi analiz yapacak  hocaların da ekranlardan uzak durması, önemli bir eksiklik. Televizyonlarda mesela Suriye, Libya, Filistin ile ilgili konuşuluyor ama o ülke isimlerini  çıkarsanız; konuşulan cümlelerin neredeyse aynı olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla mümkün olduğunca konu bazlı akademisyenlerin, konuşturulmasının, hem halkın doğru bilgilendirilmesi açısından hem de bilimsel çalışmaların ve bilim adamlarının kendi uzmanlıkları ile ilgili kabuğuna oturmasında  faydalı olacağını düşünüyorum.” diye konuştu. 

İLİM YAYMA AKADEMİ ÖDÜLLERİ’NİN HEDEFİ

İlim Yayma Akademi Ödülleri kapsamında yapılan faaliyetlerdeki hedef ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Savaşan, sözlerine şu satırları ekledi, “Türkiye'de  nitelikli bilimsel çalışmalar yapılıyor. Ülkemizin, bu anlamda önü açık. Bilim insanlığı ve bilimsel çalışmalar da kıymetlendiriliyor. Bu iklime biz ne kadar destek verirsek o kadar daha çok genç insan, bu işlere kanalize olacak  ve daha iyi bilimsel üretim yapabileceğiz.”  

PATENT VE NİTELİKLİ YAYIN SAYISI ARTTI

Prof. Dr. Savaşan, Türkiye'de şu anda teknik ve sosyal alanlarda da birçok güzel çalışmaların yapıldığının altını çizerek, “Türkiye'nin, patent, uluslararası nitelikli yayın sayısı arttı.  Aslında orada giden, yürüyen, çok nitelikli bir gidişat da var.  Ama toplama baktığınızda, basının önemi şu noktadan da açıkça belli oluyor; olumsuzlukları, olumsuz yanları eleştirerek ortadan kaldırmak ama olumlu yanları da görerek  büyütmemiz lazım.  Tabii ki eleştiri çok önemli.  Fakat olumlu yanların da  o atmosferi besleme adına ön plana çıkarılmasında  basına büyük  görev düşüyor.” dedi.

SOYKIRIMA KARŞI İMZA KAMPANYALARI

İsrail’in, Gazze ve Filistin’de gerçekleştirdiği soykırımdan dolayı, Türkiye ve dünyada çok sayıda imza kampanyası yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Savaşan, “Benim, yurtiçi ve yurtdışından imza attığım, bildiri açıklama sayısı  en az beştir. Belki yedi veya sekiz de olmuş olabilir.  En az beş tane çalışmaya imza attım.  Biz de  İslam Ülkeleri Akademisyenleri ve Yazarlar Birliği olarak  yaptık.  3 bin 500 civarında imza verildi. Biz, bazı rektörlerimizin de katılımıyla Beyazıt'ta İstanbul Üniversitesi'nin önünde  yine bir basın açıklaması yaptık.  Orada da temamız şuydu; İsrail, 1917'den itibaren sadece bölge barışı için değil, dünya barışı için bir tehdit oluşturuyor.” ifadelerine yer verdi.

MEDENİYETLER ARASI SAVAŞ

Prof. Dr. Savaşan, İsrail ve Yahudi  lobilerinin, hastalıklı ideolojilerinin gereğini yerine getirmek için agresif ve pervasız hareket ettiklerini belirterek, sözlerini şu şekilde devam ettirdi, “Sermaye güçlerini sonuna kadar kullanıyorlar. Dünyanın tamamını tabiri caizse ateşe atmaya hazırlar.  Bu yüzden bunu basit bir ‘Filistin ile İslam Dünyası Meselesi’ olarak da görmüyorum. O yönüyle çok kıymetli ama tüm dünyanın barışını tehdit eden bir durum. Bakın Ukrayna'dan Amerika'nın içlerine,  Alaska'dan Güney Amerika'ya, Uzak Doğu’ya her tarafta aslında bir şekilde yapılıp edilenler; bu bölgesel  enerji üretimini, enerji derken petrol anlamında söylemiyorum yeni bir dünyaya açılma adına muhtemel olasılıkları sıfırlamak üzerine kurulu. Bu bir bakıma da medeniyetler arasında savaş.”

HRİSTİYAN DÜNYA DA ESİR ALINDI

Hristiyan dünyasının önemli ölçüde hastalıklı ideoloji tarafından esir alındığını söyleyen Prof. Dr. Savaşan, “Hristiyan dünya da gittikçe daha fazla farkına varsa bile, siyonist ideolojinin kendilerine dayattığı bir takım gelişmeleri kabullenmek durumunda  kaldı. Meseleyi sadece 7 Ekim'de başlayan ‘Hamas Terörü’  ile  ilişkilendirmelerine izin vermememiz lazım. Çünkü 7 Ekim'de Hamas bir operasyon gerçekleştirdi.  Ama biliyoruz ki  bu operasyon işgal topraklarında, işgalci güce karşı yapılan en meşru direnişlerden biridir.  Dolayısıyla bunu  terörle eşleştirmelerine  izin vermememiz  lazım.” diye konuştu.  

MARJİNALLİĞİ GÖRMEMİZ LAZIM

İsrail'de öldürülen çocukların önemli bir bölümünün, İsrail güçleri tarafından öldürüldüğünün dünya tarafından artık bilindiğini aktaran Prof. Dr. Savaşan, “Fakat bir el çabukluğu, bir tür sihirbazlıkla yeni tanımlamalar  yapılıyor. Bölge için yapılan ‘gerçek medeni unsur veya demokrasi’ gibi tanımlamaların tamamı yanlış. Dolayısıyla bu marjinalliği görmemiz ve dünyaya teslim etmememiz lazım.” ifadelerine yer verdi.

DÜNYA İLE İŞBİRLİKLERİ ARTMALI

İsrail’e karşı Türkiye ve İslam dünyasından gösteriler yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Savaşan, sözlerini şu şekilde sonlandırdı, “İnşallah bu badire atlatılacak. Bundan sonra tanımlarını bizim yaptığımız, daha sağlıklı bir dünyaya doğru işbirlikleri halinde yol alacağız. Akademik işbirliği de çok önemli. Türkiye'de akademi kabuğunu hızla kırıyor. Bizim Güney Amerika'dan da Kuzey Amerika'dan da Avrupa'dan da konu bazlı işbirliklerini arttırmamız lazım.  Bu yapılıyor; inşallah daha çok yapılacak. Ümitvar olmak için çok  nedenimiz var. Medyaya da bize de çok iş düşüyor. İnşallah hep beraber, daha iyi bir yere doğru gideriz.”

Muhabir: Gökhan Erek