Son Dakika

Edebiyatın ‘Beyaz Kartal’ı Bahaettin Karakoç’u rahmetle anıyoruz

Kahramanmaraş bağrından onlarca edebiyatçı çıkartan bir şehirdir.  İşte bu kadim şehrin dağlarından doğmuş ve edebiyatın ‘Beyaz Kartal’ı, son yüzyıla damga vurmuş bir şairdir Bahaettin Karakoç. 5 Mart 1930 tarihinde dünyaya gelen Üstadın ruhu şad makamı Cennet-i ala olsun.

Edebiyatın ‘Beyaz Kartal’ı Bahaettin Karakoç’u rahmetle anıyoruz

Bir insanı kendinden daha iyi kim anlatabilir ki? Kahramaraş’ın yerel bir gazetesine verdiği röportajda kendini anlatışı muhteşemdir. Her daim kullandığı beliğ ve fasih olan dilinden dinleyin derim Karakoç üstadın kendini… Onunla sohbete, yarenliğe nasiptar olmuşlar bilirler onun dilinin zenginliğini gönlünün genişliğini…

Kendisini anlatmasını istediklerinde Üstadın verdiği o muhteşem cevap şudur; “Bahaettin Karakoç, en belirgin çizgisiyle Ümmet Karakoç’un oğludur. Bunun üzerinde özellikle duruyor, bu hususu bilhassa vurguluyorum. Çünkü, benim için babam, yalnız biyolojik bir olgu değildir. Fikir ve sanat bakımından vücudumun uzuvlarında, genlerimde yazılı ne varsa, gün ışığına çıkmasına sebep babamdır. Dolayısıyla, ben, Ümmet Karakoç’un Fatma’dan doğma oğlu; Ekinözü’lü, eski adıyla ‘sıladan ayrılmışların yurdu’ olan Cela’liyim. Orada doğdum. Bir tarafta Salavan dağları, bir tarafta Kabaktepe, bir tarafta Binboğalar, bir tarafta Engizek... Bu dağların orta yerinde dünyaya gelmiş, doğayla iç içe büyümüş bir köy çocuğuyum.” der ve ekler, şiire ilkokul 3. sınıfta başladım.

İlkokuldan on iki yaşında mezun olduğu dönemde yaşadığı bir olayla en iyisi olmaya ahd ediyor ve diyor ki kendine; “Türkiye’nin en büyük şairlerinden biri olacağım, söz veriyorum... Allah’ım sen beni utandırma!..”

Bahaettin Karakoç sahilde dinlenirken çekilmiş bir fotoğrafı


ŞAİRLERE İLHAM OLDU

1942’de başladığı şiir macerası tam 77 yıl sürdü. Hem de hiç aralıksız. Kendine has bir üslûb geliştirdi ve onlarca şaire ilham kaynağı oldu. Kalemi eline aldığı günden itibaren sanatını birçok ödülle taçlandırdı. Ve şiir yazabilmeyi Lutf-u İlahi saydı. Çünkü lezzeti bambaşka ve herkese verilmeyen bir nimet olarak gördü şiir yazabilmeyi…

 “Şiir ayağa kaldırmak zorundayız.” diyerek meydana çıktı ve 1986 yıllından itibaren aralıksız 37 sayı olarak Dolunay Sanat ve Edebiyat Dergisi’ni çıkardı. Sadece dergiyle kalmadı bu hareket ve 16 yıl aralıksız Geleneksel Dolunay Şiir Şölenleriyle şiiri ayağa kaldırma yolunda çabaladı. Gün geldi ve Dolunay adeta bir ekol oldu. Bir edebiyat medresesine dönüştü… Kurmuş olduğu Dolunay Yayınları’yla yazarlık ve şairlik damarına rastladığı gençleri edebiyat dünyasına kazandırmak için elinden geleni yaptı.

Şiir, hikâye ve yazıları yüzlerce sanat ve edebiyat dergilerinde yayınlandı. Önceleri halk şiirine daha yakın olan şiir anlayışını, modern tarzla birleştirip kendine özgü yeni bir çizgi ortaya koymayı başardı. Kendine has bu üslubu da Seyran adlı eseriyle ortaya koydu.

Üstat şiiri tanımlarken “Kalbin bir zikir aracıdır şiir, evrensel bir dua biçimidir.” der ve ekler; "Mutlak gerçeğe, mutlak güzele, mutlak aşka yönelmenin dillenişidir, kalbin dirilişidir.”

Bahaettin Karakoç’un doğum günü

ŞAİRDEN ÖTE GENÇLERİN KANAAT ÖNDERİYDİ

Şiirleri onlarca yabancı dile çevrildi, çeşitli üniversitelerde ise sanatıyla ilgili bitirme ve yüksek lisans tezleri yapıldı. Sayısız dergiye konu oldu ve adına özel sayılar çıkartıldı. O, şair olmaktan öteye giderek, gençlere kanaat önderliği yapmak için kimsenin hevesini, kalbini kırmadan onları yönlendirdi. Çünkü inanıyordu ki bu gençlerden biri bir gün mutlaka Türk şiirini ve edebiyatını kendi kanatlarıyla, kimsenin gölgesi altında kalmadan, layık olduğu yere doğru taşıyacaktı.

77 yıllık sanat hayatına birçok ödül sığdırdı. Kendine verdiği sözü tuttuğunun adete kanıtı olan bu ödüller;

1962’de Akşam Gazetesiyle Türk Kadınlar Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği, Türkiye çapında edebiyat yarışmasında hikâye dalında ikincilik ödülü ve bu ödüller serüveninin ilki oldu. 1983 yılında KASD -Kayseri Sanatçılar Derneği- tarafından yılın şairi, 1986 yılında “Bir Çift Beyaz Kartal” adlı kitabıyla şiir dalında Türkiye Yazarlar Birliği ödülü, 1989 yılında Kültür Bakanlığı’nın tercihi ile Türkiye’yi temsilen Strugua Uluslararası Şiir Akşamları Festivali'ne katıldı ve burada bir tebliği sundu. 1991 yılında Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen münacaat yarışmasında “Beyaz Dilekçe” isimli şiiriyle birincilik, 1993’de Türkçenin Uluslararası 2.Şiir Şöleni” için gittiği Kazakistan Başkalası Almaatı’da “Büyük Abay Ödülü”yle ödüllendirildi. 2004’de Tarsus Belediyesi’nin de katılımıyla gerçekleşen “Karacaoğlan Şelâle Şiir Akşamları” etkinliklerinde her yıl bir şaire verilen “Karacaoğlan Onur Ödülü”nü aldı.

Onu bu denli özel kılan, şiiri; "Mutlak gerçeğe, mutlak güzele, mutlak aşka yönelmenin dillenişi, kalbin dirilişi.” olarak görmesidir belki de…

Yorumlar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.