Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Eminim o marşı kalbime bir melek bıraktı, imzalamaya utanıyorum”

“Eminim o marşı kalbime bir melek  bıraktı, imzalamaya utanıyorum”

Bosna coğrafyasının Osmanlı’dan kopuşunu değerlendiren Latiç, Avrupa’nın, şiirin yanı sıra diğer pek çok şeyi de şekillendirdiğini vurgulayarak, “Avrupa edebiyatını okumak, kendi kültürümüzü ve kültürel mirasımızı unutmak için Türkiye’yle ilişkilerimiz kesildi. Bence, İslam’ı terk ettiğimizde, İslami taraftan ve İslami sivilleşmeden ayrıldığımızda, İslami inançlarımızdan ayrılmadık. Fakat İslami sivilleşmenin dışındaydık. Kendi edebiyatımız çok zayıftı. Örneğin edebiyatımızda çok iyi kitaplarımız yoktu. Özellikle de 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, komünist rejim hayatımızı kontrol altına aldığında” ifadelerini kullandı.

“DOLAP NİÇİN İNİLERSİN?”

Kendisinin komünist rejimde doğduğunu ve yabancı kültürlerin eğitimini aldığını aktaran Latiç, “Kendi dilimizden isimler kullanmamıza izin verilmiyordu. Kendi kültürümüz için ne yapacağımızı bilmiyorduk. Yunus Emre’nin, İlhami’nin kim olduğunu bilmiyorduk. Geçmişimiz kaybolmuştu” dedi.
Yunus Emre’nin ilahilerini ilk kez babasından duyduğunu belirten Latiç, babasının söylediği, “Dolap Niçin İnilersin” ilahisini duyana kadar Yunus Emre hakkında hiçbir şey bilmediğini söyledi. Latiç, Bosna diline çevrilen ilahinin sözlerinden çok etkilendiğini kaydederek, daha sonra Emre’nin diğer eserlerini de İngilizce’den okuduğunu aktardı.

ALİYA’NIN RİCASI…

Cemalettin Latiç, Bosna milli marşına da değinerek, Bosna’da 3 ulus olduğunu ve marşa yazdığı sözler parlamentoda kabul edilmediği için, resmi marş olmadığını, sadece müziğinin kullanıldığını kaydetti.
Bu marşın Türkiye’de çok ünlü olduğuna ve sevildiğine dikkati çeken ünlü şair, “Savaştan bir yıl önce yazmıştım. Başkanımız Aliya, ‘Yazabilir misin?’ diye sordu. Cebinden bir kaset çıkardı içinde sözsüz bir Türk Marşı vardı. Bu kaseti dinledim yazarken. Çünkü Müslüman bir bestecimiz yoktu. Bestecilerimiz, müzisyenlerimiz var ama Müslüman kültürü eğitimi almış bir bestecimiz yok. Mozart, Beethoven, Haiden eğitimi almışlardı hepsi. Dede Efendi gibi bir eğitimleri yok. Ben de Aliya’nın cebindeki bu müziği kullandım. Sözlerimi yazdım ve koroyla bir kayıt yaptık” dedi.
Cemalettin Latiç, Bosna milli marşına ilişkin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bazen bir şiir yazarız ama bize ait olmayan şeylerdir bunlar. Benim yazdığım milli marş da benim değil. Eminim bir melek kalbime bıraktı onu. Ona imzamı atmaya utanıyorum ben. Bir gecede bu eseri yazdım ve dedim ki bütün şehitlerimiz size karşı savaşacaklar. Benim vatanım şehitlerle dolu. Bizi 200 yıl boyunca öldürdüler. Ya şehit ya da gazi olmak zorundayız. Üçüncü bir seçeneğimiz yok.”

“TÜRKİYE BENİM İKİNCİ VATANIM”

Türkiye’nin ikinci vatanı olduğunu, bu nedenle çok sık ziyaret ettiğini, Türk kültürü ve Türk insanıyla çok yakın olduğunu kaydeden Latiç, ilk kez 25 yıl önce geldiğini ifade ederek, “Türkiye zaman içinde çok gelişti ve değişti. Bunu görmek beni çok mutlu ediyor. Ekonomisi değişiyor. İstanbul günümüzün yeni şehri” diye konuştu.
Latiç, Türkiye’nin özellikle son 10-15 yılına bakıldığında yeni Türkiye’nin ortaya çıktığını belirterek, “Türkiye gelişiyor. Türkiye’de çok sayıda şair, oyuncu, sanatçı, şarkıcı ve düşünce adamıyla tanıştım. Ben çok memnunum. Bana göre Osmanlı’dan kalan aynı mirasa, aynı kültüre sahibiz. Bosna’daki adetler bile buradakilerle aynı” dedi.
Türkçe bilmediği için üzüntüsünü dile getiren 58 yaşındaki ünlü şair, “Yazar ve şairleriniz sufi şiiriyle, Yunus Emre ve Necip Fazıl’la yakınlık içindeler. Bu, sanatın modern sanata dönüşümü. Yeni Türkiye, benim gibi Boşnak şairleri ve Boşnak şiirini anlayabilir. Yeni Türkiye, Bosna’yla eskisine nazaran daha yakın” ifadelerini kullandı.
İSTANBUL AA

Etiketler