Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Hz. Muhammed’e (sas) sevdalı bir Fransız sanatçı

Leonida’nın videosunu internette görünce herkes gibi bende duygulandım. Çünkü İslam’a ve Peygamberimize (sas) yönelik öyle bir dik duruşu vardı ki bizden daha fazla Müslüman bizden daha fazla bir Türk gibiydi. Sonrasında Ülke TV’ye sarı yeleğiyle çıktı. Onu daha yakından tanımak ve siz değerli okuyucularımıza dilimiz döndüğünce anlatmak istedik.

Hz. Muhammed’e (sas) sevdalı bir Fransız sanatçı

Sosyal Medya Uzmanı Deniz Unay

1998 Moldova Kişinev doğumlu olan Leonida Timuş, 3 yaşında şarkı söylemeye, 6 yaşına geldiğinde dans etmeye başlamıştır. İlköğretime başladığı yıllarda sanata olan ilgisi daha da artarak; keman, piyano eğitimi aldı. 2010 yılında Kuhneşti Sanat okulundan dereceyle mezun olmuştur. Yabancı dillere de ilgi duyan Leonida; Fransızca, İngilizce, Rusça ve Romence dersler almıştır. Daha sonra İtalyanca ve Türkçeyi de öğrenerek toplamda 6 dili çok iyi derecede konuşabilir hale gelmiştir. 2013 yılında Tiyatro ve oyunculuk dersleri de alan Leonida, ilk sahne çalışmalarına (Toader Bubuiog ve sonra Mihail Berezovski Liselerinde ki korolarında korist ve solist olarak görev almıştır). 2015 yılında Türkiye’de yaşayan annesinin yanına yerleştikten sonra, annesinin arkadaşları tarafından kendisine hediye edilen Romence Kuran-ı Kerim’i okumuş ve araştırıp, gözlemleyerek Müslüman olmaya karar vermiştir. Şu an da İstanbul Üniversitesi, Radyo TV Sinema bölümünde eğitim hayatına devam etmektedir. Sanatçı; İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinliklerde de yer almaktadır. 2020 yılında yılın en iyi Türk Dünyası Kadın Sanatçısı ödülüne layık görülmüştür. Anadolu’nun yetiştirdiği büyük değerlere ait olan isimleri (Yunus Emre, Mevlâna, Hacı Bayram Veli, Hoca Ahmet Yesevi) yabancı dillere çevirerek seslendirmeye, bestelemeye devam eden sanatçı, özellikle evrenselleşmesi gereken bu isimlerin, günümüz insanlığına büyük katkılar sağlayacağını ön görüyor. Ayrıca diğer dinlere mensup halkların önyargılarını yıkmayı, sanatıyla bunu dile getirmeyi de hedeflemektedir.

“Hayatım Müzik, çünkü müzik hayat demek” diyerek çıktığı bu yolda emin adımlarla yürümeye devam ediyor.

HEDİYE EDİLEN KUR’AN’LA DEĞİŞEN BİR HAYAT

-Peki nasıl Müslüman oldunuz?

Benim için çok ciddi bir süreçti. Çünkü din değiştirmek bizim için çok ciddi bir olaydır; düşünün Hristiyan olarak doğuyorsunuz vaftiz ediliyorsunuz herkes kiliseye gitmediği halde siz sürekli olarak kiliseye gidiyorsunuz küçüklüğünüzden beridir orada yer almayı seçiyorsunuz ve sonra bir ailenin kendi dilinizde basılan Kur’an-ı Kerim’i size hediye etmesiyle tüm dünyanız değişiyor. Benim ailem buna hâlâ değişik bakıyor ve ben onlara anlatamıyorum bazı şeyleri ama tabii ki bu olay benim için çok ciddi bir karardı.

-Bize Kur’an-ı Kerim’in size hediye edildiği süreci anlatabilir misiniz?

Bir aile bana Kur’an-ı Kerim’in Romence basılmış halini hediye etti ve ben de okumaya başladım. Okumam çok uzun sürdü hatta hala tam olarak anlayamadığım, sorduğum çok şey var; mesela burada sizinle otururken bile yeni yeni şeyler öğreniyorum ve benim için bunlar bile çok değerli.

-Kaç yaşında Müslüman oldunuz?

Buraya taşındıktan yaklaşık 1 yıl sonra yani 18 yaşımda Müslüman oldum.

-Peki Müslüman olma arifesinde sizi etkileyen bir olay var mı?

Benim için en önemli kırılma noktası kıyaslama yapmam oldu. Hristiyanlık ile kıyasladım ve her kiliseye gittiğimde resimleri öpmemin hiçbir değerinin olmadığını anladım. Üstelik tarihi açıdan bakıldığında Hristiyanlıkta Hz. İsa (as) var ve sonrası yok ama İslam ‘a bakıldığında Hz. Adem’den Hz. Muhammed’ (sav) kadar sürüp giden daha büyük bir kültür ve din ile karşılaşıyorsunuz. Hristiyanlıkta hep söylüyorlar Hz. İsa’dan (as) sonra bir peygamber gelecek ama ne zaman gelecek, bu olay çok tartışılıyor. Mesela ailemle bir araya gediğimde dini meseleler hep tartışılırdı çünkü bilgiden başlıyor her şey. Bir şeyi biliyorsan daha rahat aktarabiliyorsun ve kendin de anlayabiliyorsun. Dediğim gibi ben 4 yıl önce Müslüman oldum ama bu süre içerisinde kesinlikle araştırmaya ve öğrenmeye devam ettim. Hz. Muhammed ‘in hayatını biraz okudum ve gördüm ki hiçbir şey bize anlatıldığı gibi değilmiş. Ben orada yaşadığımda Hz. Muhammed ‘in yaşadığını bile bilmiyordum. Dediğim gibi orada İslam ve Müslümanlık kafa kesen, insanların canına kıyan bir topluluk olarak anlatılıyor. Buraya geldiğimde ve bunun farkına vardığımda bu duruma çok üzülmüştüm. Türkiye’yi göz önünde bulundurduğumuzda Türk’ler böyle güzel bir milletken arkadaşlarımın sadece dinlediklerine dayanarak bu ülkeyi ve İslam’ı kötü görmeleri beni açıkçası çok üzüyor.

YUNUS EMRE OKURKEN!

-Bize sanat hayatınızdan bahsedebilir misiniz?

Sanat hayatımda hep vardı. Her zaman çizim yapmaya devam ettim, şiir yazmaya hala devam ediyorum ve kendi dilimde verdiğim birçok eser var. Özellikle Türkçe öğrendikten sonra benim en sevdiğim; duymaya başladığımda başka, konuşmaya başladığımda başka bir zevk veren ve Yunus Emre okurken anlayamadığım yerlerde bile içimi titreten bana ilham kaynağı olmaya başlayan sözleri var.

-Hangi kitapları okuyorsunuz bunları bizimle paylaşabilir misiniz?

Romence Kur’an, başka bir arkadaşımın hediye ettiği İngilizce Kur’an, Mevlana’nın hayatını İngilizce ve Fransızca şeklinde açıklayan ve içinde birkaç tane özlü sözünün bulunduğu bir kitap var, Yunus Emre ‘nin “Hayatı Ve Eserleri” adlı bir kitabı var, özellikle başka dillere çevrilmiş Nasreddin Hoca Fıkraları serisi var, Şeyh Edebali’nin kitapları var. Aslında Dostoyevski kitaplarını da okudum fakat Yunus Emre’ni veya Mevlana’nın yazdığı şeyler kadar hiçbir eser beni etkileyemedi.

-Yurt dışında veya burada hiç sahne aldınız mı?

Bildiğiniz kadarıyla buraya 17 yaşında geldim fakat buraya gelmeden önce Moldova ‘da 10 yaşımdayken okuldaki şarkı yarışmalarına şiir yarışmalarına katılıyordum. Bunun yanı sıra Adana’da Türk Dünyası Sanatçısı ödülünü aldım Türk Dünyası için anonim bir besteye söz yazarlığı yaptım. Güzel şeyler yaptığıma inanıyorum.

Fransa’da İslam karşıtı olan eylemlerle ilgili bir tepkiniz olmuştu ve bu tepki de klip olarak çok beğenildi. Peki Fransa’daki Charlie Hebdo, bunun haricinde Emmanuel Macron’un söylemleri ve Fransa’daki İslam karşıtı söylemlerle ilgili ne düşünüyorsunuz. Biz sizi Fransız sanatçı olarak tanıdık ve bir sanatçı olarak bu söylemlere olan hissiyatınız düşünceniz ne? Siz nasıl bakıyorsunuz bu olaylara ya da Fransa’daki sanatçılar nasıl bakıyorlar, Fransız halkı nasıl bakıyor bu meseleye?

Aslında Fransa ‘da Hristiyanlık ‘tan sonra İslam geliyor. Halkın içinde ne kadar Hristiyan varsa bir o kadar da Müslüman var. Bu yüzden çok şaşırdığımı söyleyebilirim. Charlie Hebdo sadece İslam ‘la ilgili bu tür iğrenç şeyler yapmıyor, Katolik Kilisesi ile de çok dalga geçmişliği var. Çok incindim aslında çünkü bu insanlık dışı bir olay ve ben inanıyorum ki ben nasıl incindiysem Fransa da o şekilde incindi ama belki de o ülkede yaşadıkları için incindiklerini dile getiremiyorlardır.

“KEŞKE BİZİM ÜLKEMİZİ DE BU ŞEKİLDE SAVUNSAN”

-Taleal Bedru Aleyna’nın hikâyesini biliyorsunuz. Peygamber Efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde Medine halkı onu bu ilahi ile karşıladı. Siz de bunu bir tepki olarak Fransızca‘ya çevirip Fransızca okudunuz. Peki bu ilahiden sonra nasıl tepkiler aldınız. Takdir edenler zaten çok fazla ama bu konu hakkında hiç eleştiri aldınız mı?

Aslında pek fazla eleştiri almadım ama çok daha fazla olmasını bekledim. Aile üyelerimin dini faklı olmasına rağmen çok beğendiler ve hikâyesini anlatmamı istediler; hikayeyi anlattıktan sonra da beni kutladılar. Eleştiri olarak olmasa da kendi ülkemden mesajlar aldım “Keşke bizim ülkemizi de bu şekilde savunsan” diye. Ama ben bu ilahiyi bu şekilde okuyarak bir ülkeyi savunmadım kendi dinimi savundum, onlara yaptıkları ayıbın farkına varma şansı sundum. Şimdi de düşünce özgürlüğünden ifade özgürlüğünden bahsediyorlar. Bence ifade özgürlüğü bir dine bir insana hakaret etmeye izin vermemeli tamam belki özgürsünüz, demokratik bir ülkesiniz ama asla bir dine hakaret etme şansını kendinizde bulmamalısınız.

TÜRKLER ÇOK MİSAFİRPERVER

Yaklaşık olarak 5 yıldır Türkiye’desiniz ve bir yabancı olarak Türkiye‘yi ve Türk insanını nasıl görüyorsunuz?

Hiç yalan söylemeden her şeyi açık söyleyeceğim. Buradaki halkı ve insanları gerçekten çok seviyorum. Çok misafirperverler, çok düşünceliler ve tabii ki kötüleri de var ama bundan tüm dünyada var sadece bu ülkede değil benim ülkemde de kötü insanlar var diğer ülkelerde de kötü insanlar var sonuçta 5 parmağın 5’i bir değil. Ama dine gelirsek bilgisizlikle dolu. Kesinlikle okumuyorlar ve araştırmıyorlar Müslümanız diyorlar ama bence birçoğu bunu anlatamıyor. Bir insanı İslam ‘a davet etmeye kalkışsalar nasıl İslam’a kazandıracaklarına dair bilgileri bulunmuyor. Ama aralarında Hz. Muhammed’i Hz. Ali’yi anlatan insanlara rastladığımda çok mutlu oluyorum ve pür dikkat onları dinlemeye çalışıyorum.

Peki Türk yemekleri?

Her yörenin kendine has yemekleri var ve bu kesinlikle çok güzel. Yapıyorum tabii ki çorbaları yapıyorum yani en azından en zorlarını yapabiliyorum mercimek çorbası gibi; çünkü bizde yok ve çok kolay değil. Bunun yanı sıra börek yapmayı ve Osmanlı mutfağına dahil olan birçok yemeği yapmayı öğrendim.

Yorumlar (1 Yorum)

  • Avatar

    Osman Nuri Yazıcı

    Maşallah Subhanallah, kendi dillerinde İslam'ın sevgi ve güzelliklerle dolu olduğunu anlatmak çok doğru bir hareket olmuş tebrik ediyoruz leonida hanımı. slâm barış dinidir. Hz. Âdem’den beri gönderilen tüm peygamberler barışı tavsiye etmiş, tüm ilahi dinler özünde barışı emretmiştir. İslâm kelimesi, Arapça S-L-M kökünden türemiş olup, barış anlamını ifade etmektedir. Bu yüce dine inanan kimselere MÜSLÜMAN denilmiştir. Bu da, bu dine inanan kimselerin de barışçı olduklarını ifade eder.

Yorumları Gör (1 Yorum)